İstanbul
27°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

bettilt giriş

casino siteleri
inegöl escort sarıyer escort küçükçekmece escort esenyurt escort görükle escort belek escort bosna escort side escort silifke escort nilüfer escort alanya escort gökçeada escort datca escort bozcaada escort foça escort ayvalık escort süleymanpaşa escort mezitli escort darıca escort dulkadiroğlu escort altınordu escort atakum escort manavgat escort iskenderun escort karaköprü escort akdeniz escort yunusemre escort kızıltepe escort siverek escort adapazarı escort tuzla escort bayraklı escort efeler escort adıyaman merkez escort toroslar escort merkezefendi escort ortahisar escort konak escort ipekyolu escort ilkadım escort meram escort tarsus escort pamukkale escort sultanbeyli escort tepebaşı escort fatih escort çukurova escort haliliye escort antakya escort beylikdüzü escort bağlar escort yüreğir escort altındağ escort kayapınar escort odunpazarı escort ataşehir escort esenler escort onikişubat escort kağıthane escort avcılar escort karabağlar escort kartal escort kadıköy escort gaziosmanpaşa escort maltepe escort sultangazi escort bahçelievler escort yıldırım escort mamak escort selçuklu escort ümraniye escort pendik escort bağcılar escort seyhan escort şehitkamil escort osmangazi escort şahinbey escort çankaya escort sorgun escort patnos escort sungurlu escort tavşanlı escort kovancılar escort bayrampaşa escort şişli escort üsküdar escort kumluca escort korkuteli escort demre escort muratpaşa escort elmalı escort kaş escort finike escort talas escort kocasinan escort melikgazi escort bafra escort fethiye escort bodrum escort marmaris escort dalaman escort didim escort
Yanan ormanlar için “doğal yenilenme” önerisi

Yanan ormanlar için “doğal yenilenme” önerisi

ABONE OL
6 Ağustos 2021 12:14
Yanan ormanlar için “doğal yenilenme” önerisi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü Ekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu, yanan orman alanlarında doğal yenilenmenin önemine dikkati çekerek, “Yanan yerleri kendi haline bırakmanın şöyle bir avantajı var, orası zaten milyonlarca yıldır yangına maruz kalan ve buna adapte olmuş bir ekosistem, biyoçeşitliliği kaybetmeden ormanın ya da çalılığın kendi kendini yenilemesini sağlıyorsunuz. Dolayısıyla bir sonraki yangında aynı alan bir daha yandığında ormanın tekrar kendini yenilemesi mümkün olabiliyor.” dedi.

Tavşanoğlu, AA muhabirine, ormanların yangın sonrası yenilenme tekniklerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ormanların yenilenmesinde yöntemlerden birinin ağaçlandırma, diğerinin yangın sonrası alanların “kendi haline bırakılması” şeklinde de adlandırılan doğal yenilenme olduğunu aktaran Tavşanoğlu, bu durumda ormanların biyoçeşitliliğinin kaybedilmeden yenilendiğini ifade etti.

Tarım ve Orman Bakanlığının temel amacının, kızılçam ormanlarının geri gelmesi olduğunu dile getiren Tavşanoğlu, doğal haline bırakıldığı zaman bazen makiliğe dönüştüğünü, böyle durumlarda alanın sürülerek kızılçam fideleriyle ağaçlandırılmasının söz konusu olduğunu kaydetti.

Bu iki yöntem arasında ormanın yenilenmesi açısından farklar bulunduğunun altını çizen Tavşanoğlu, şöyle devam etti:

“Yanan yerleri kendi haline bırakmanın şöyle bir avantajı var, orası zaten milyonlarca yıldır yangına maruz kalan ve buna adapte olmuş bir ekosistem, biyoçeşitliliği kaybetmeden ormanın ya da çalılığın kendi kendini yenilemesini sağlıyorsunuz. Dolayısıyla bir sonraki yangında aynı alan bir daha yandığında ormanın tekrar kendini yenilemesi mümkün olabiliyor. Alanda sürme ve çapalama yapıp, diğer türleri yok edip sadece çam dikilirse burası artık biyoçeşitliliğini kaybetme potansiyeline sahip. Doğal haline bırakıldığı zamandaki bitki ve hayvan çeşitliliği kalmayabiliyor. Orası artık tek düze çamdan oluşan bir ağaçlandırma alanına dönüşüyor. Dolayısıyla da ormandaki bu biyoçeşitliliği kaybediyoruz. Aynı zamanda biyoçeşitlilik kaybı bize ormanın hem iklim değişikliğine olan direncini zayıflatıyor hem de gelecekteki bir yangın sonrasında alanın toparlanma seviyesini düşürebiliyor. Ağaçlandırmayı ekolojik restorasyon anlamında çok zorunlu kalmadıkça önermiyoruz, önerdiğimiz yöntem kendi haline bırakma.”

Tarım ve Orman Bakanlığının uygulamaları arasında hem ekolojinin hem ekonominin birlikte düşünebileceği çeşitli yöntemlerin olduğunu anlatan Tavşanoğlu, “Bu da alana sert bir müdahale yapmadan, alanı sürmeden kendi haline bırakarak tohum takviyesi yaparak kızılçamın gelmesini garanti etmek. Bu çok sık yapılan bir yöntem. Hatta şöyle yapılıyor, kızılçam milyonlarca yıldır yangına maruz kaldığı için yangın sırasında kozalaklarını kapalı tutma özelliği var, en azından bir kısım kozalağını, bu kozalaklar yangın sırasında tohumları koruyor, yangından sonra da açılıp tohumlarını alana dağıtıyor. Böylece ormanın yenilenmesi sağlanıyor. Doğal denge böyle.” değerlendirmesinde bulundu.

Doğadaki bu döngünün yangın alanları sonrası restorasyon için kullanıldığını ifade eden Tavşanoğlu, “Yangından sonra ağaçlar kesiliyor, yanan ağaçlar ormandan çıkarılıyor. Çıkarılırken kızılçamın bu kozalaklı dalları kesilerek toprak üstüne yayılıyor. Dallar hem erozyonun engellenmesini sağlıyor hem de o kapalı kozalaklardan çıkan tohumlar toprakla buluşmuş oluyor. Alanda kızılçam gelme ihtimali artıyor. Eğer hala kızılçam gelmediyse yeteri kadar bu defa oralara tohum takviyesi yapılabiliyor.” dedi.

Tavşanoğlu, böylece bir sonraki yıl çok sayıda çam fidesinin alanda görülebileceğine değindi.

Yanan bir yerin orman olabilmesi için en az 30 yıl geçmesi gerek

Tohum da atılsa ağaç da dikilse yanan bir yerin orman olabilmesi için en az 30 yıl geçmesi gerektiğine dikkati çeken Tavşanoğlu, sonrasında 20 metrelik ağaçların olduğu kızılçam ekosistemine erişilebileceğini söyledi.

Tavşanoğlu, çamların büyümesi için zaman gerektiğini ancak alanın makilik olması durumda buranın 5 yıl içinde eski haline dönebileceğini dile getirdi.

Yanan orman alanlarına dikilecek ağaç türleriyle ilgili de bilgi veren Tavşanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çam ve maki oraların doğal türü olduğu için bir restorasyon yapılması halinde oranın doğal türünü kullanmak ekolojik olarak daha doğrudur. Farklı bir türü getirdiğinizde o ekolojik sisteme o ağaçla beraber onun böceklerini de hastalıklarını da getiriyorsunuz. Oradaki bitkiler ve hayvanların hepsini değiştirmiş oluyorsunuz. Doğallıktan çıkmış oluyor. Herhangi bir şey yapılacaksa bunun maki türleri ya da kızılçamla yapılması gayet doğal.

Şöyle bir şey olabilir, kızılçamın ve maki türlerinin aşırı derecede yanıcı olduğunu biliyoruz. Özellikle yerleşim yerleriyle ormanlar arasında, köylerin etrafına daha az yanıcı olduğunu bildiğimiz daha geniş yapraklı bazı türlerin dikilmesinde gelecekteki yangınların yerleşim yerlerine sıçramasının olasılığını azaltmak adına faydalı olabilir. Küçük ölçekli böyle çalışmalar yapılabilir. Ama bunu tüm yangın alanının bu şekilde restorasyonu şeklinde söylemek ekolojik olarak doğru değil. Çünkü oranın doğal bir florası var. Bu doğal rejenerasyon sürecine izin vererek aslında biz ekolojik olarak en doğrusunu yapmış oluyoruz.”

Yanan yerlerin kendi haline bırakılması ya da tohum takviyesiyle yenilenmesinin faydalı olacağını vurgulayan Tavşanoğlu, bazı alanların makilik kalmasının gelecekte oluşabilecek yangınların büyüklüğünü azaltma potansiyelinin olduğunu bildirdi.

Tavşanoğlu, “Orman için açıklıklar, makilikler gibi alanlarda yangının yavaşlama potansiyeli var, yangını söndürmeniz daha kolay olabilir. O yüzden bu tip açıklıkların kalmasından dolayı üzülmememiz de gerekir.” diye konuştu.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.