İstanbul
30°

AÇIK

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Toplumun her kesimine ulaşacağız

Toplumun her kesimine ulaşacağız

ABONE OL
4 Aralık 2020 16:46
Toplumun her kesimine ulaşacağız
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Kılıçdaroğlu, DP Genel Başkanı Uysal’ı ziyaret etti

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Toplumun her kesimine, her dokusuna ulaşacağız, hiçbir ayrımı yapmayacağız. Buradan vatandaşlarıma şunu açık ve net söylemek isterim: Sevgili vatandaşlarım, asla umutsuz olmayınız, asla. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir bu sorunların tamamını aşar.” dedi.

Kılıçdaroğlu, beraberindeki CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Genel Başkan Yardımcıları Faik Öztrak, Oğuz Kaan Salıcı ve Seyit Torun ile Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal’ı parti genel merkezinde ziyaret ederek bir süre görüştü.

Görüşmenin ardından düzenlenen toplantıda basın mensuplarına açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, Uysal ile Türkiye’nin içinde yaşadığı sorunları konuşma fırsatı bulduklarını aktardı.

Bugünün Dünya Engelliler Günü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bütün engellileri saygıyla selamlıyoruz ve siyasal iktidarın boş olan engelli kadrolarına bir an önce atama yapmasını da arzu ediyoruz. Bu kadar işsizlik varken ve devletin kadroları boşken, yasanın gereği olarak bu kadroların doldurulması gerekirken 18 yıldır bu kadroların doldurulmaması engellilerin haklarının ellerinden alınması anlamına geliyor. O bağlamda biz bu kadroların bir an önce doldurulması ve arzu ederiz.” diye konuştu.

DP’nin demokrasinin güçlenmesi ve mücadele açısından tarihsel kökeni olan bir parti olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Demokrasiyi hepimiz  savunuyoruz ve demokrasi için mücadele ediyoruz. Bir tartışma programında, bir televizyon kanalına, RTÜK tarafından ağır yaptırımların uygulanmasını demokrasi açısından asla kabul etmiyoruz. Eğer siz, bağımsız bir yayın organını, özgür bir yayın organını en ağır şekilde, yasalara aykırı olarak en ağır şekilde cezalandırırsanız bu doğru değildir, doğru olmaz. Dünyaya ‘bizde demokrasi vardır’ algısını yerleştiremezsiniz. Tam tersine ‘baskıcı, otoriter bir yönetimin olduğu algısını’ güçlendirmiş olursunuz. Zaten biz bunun böyle olduğunu biliyoruz ama dünya genelinde, Türkiye’de bir otoriter rejimin, bir baskıcı rejimin olduğu algısını güçlendirmiş olursunuz. Medyanın özgür olması lazım. ‘Yandaş medya’ diye bir kavramı olmaması lazım. ‘Havuz medyası’ diye bir kavramın olmaması lazım. Ahlaki olarak da demokratik olarak da bu tür kavramlardan Türkiye’nin kurtulması lazım. Ama benim gördüğüm kadarıyla sözünü ettikleri hukuk reformu bu galiba. ‘Yasaları, beğenmedikleri medya organları üzerinde acımasızca uygulamak. Bürokratlar aracıyla uygulamak.’

Söylemek istedikleri, dillendirmek istedikleri hukuk reformu bu galiba, Türkiye biraz daha geriye götürmek demokratik standartlarımızı biraz daha törpülemek ama ne yaparlarsa yapsınlar bu ülkeye demokrasiyi getirmeye kararlıyız. Bir daha ifade edeyim; 83 milyon vatandaşımıza ifade edeyim, özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerime ifade edeyim, ne yaparlarsa yapsınlar güzel Türkiye’mize huzuru ve demokrasiyi getirmeye kararlıyız. Dostlarımızla beraber, arkadaşlarımızla beraber, biz bu güzel ülkeye demokrasi getireceğiz.”

Uysal da Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyeti ağırlamaktan mutluluk duyduklarını ifade ederken, başta demokrasi olmak üzere, en can alıcı meselelerini değerlendirme imkanı bulduklarını söyledi.

Soruları yanıtladılar

Kılıçdaroğlu ve Uysal açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

TOBB’un yılda iki kez esnaftan aldığı aidatlar hatırlatılarak, “Ancak şu ana kadar esnafa TOBB’dan herhangi bir yardım yapılmadı. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Yassıada’ya ne yaptılar? Yassıada’nın ne olması lazımdı? Yassıada’nın bu ülkede Demokrasi Adası olması lazımdı. Orayı ne yaptılar? Beton yağına döndürdüler. Kimin parasıyla yaptılar? Hazineden para çıkmadı, TOBB yaptı onu. Artık bir beton yığını olarak orada duruyor. Kendi tarihine sahip çıkmayan, demokrasisine sahip çıkmayan, o adanın değerinin ne olduğunu, demokrasi açısından bilmeyen bir anlayışa ne söyleyeceksiniz? Kendi kaynaklarını nereye harcıyor TOBB acaba? Dünyanın parasını topluyor. Nereye harcıyorsun bu paraları? Talimat üzerine para mı harcanır? İhtiyaç üzerine para harcanır. Siyasi otoritenin talimatı üzerine para harcanmaz. Ahlaki değil, doğru da değildir.”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in CHP’li Başarır’ın sözleri üzerine “İfadeler hiç hoş olmamıştır, çok yanlıştır. İnanıyorum ki hukuk bunun gereğini yerine getirecektir.” dediği hatırlatılarak, bu açıklamayı nasıl bulduğu sorulan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Katar ordusuna, Türk Silahlı Kuvvetlerinin en büyük fabrikasını, 20 milyar dolarlık fabrikasını, sıfır bedelle verilmesini asla kabul edemeyiz. Katar ordusuna 20 milyar dolarlık tank palet fabrikasını 1 kuruş, 1 cent alınmadan verilmesini asla kabul edemeyiz. Arkasında hangi güç olursa olsun, kimi arkalarına alırlarsa alsınlar, Tank Palet Fabrikasının, Katar ordusuna peşkeş çekilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne de ordusuna da açıkça söylüyorum ihanettir. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum.”

İktidarın bunu gündeme getirmelerinden rahatsız olduğunu vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bakınız, Bakanlar Kurulu toplandı. 5 saat konuştular, 5 saat. Pandemide esnafın sıkıntılarını dile getiren bir cümle kullandılar mı? Esnafın sıkıntısı var. Milyonlarca esnafı sıkıntısı var. Sokakta simit satıp ailesini geçindiren vatandaşın sıkıntısı var. Berberin sıkıntısı var, manavın sıkıntısı var. Bir cümle dahi söylemediler. Gündemi saptırmak istiyorlar, bu konuların tartışılmasını istemiyorlar. Konuşacağız, tartışacağız. Toplumun her kesimine, her dokusuna ulaşacağız, hiçbir ayrımı yapmayacağız.

Buradan vatandaşlarıma şunu açık ve net söylemek isterim: Sevgili vatandaşlarım, asla umutsuz olmayınız, asla. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir, bu sorunların tamamını aşar. Sadece, Türkiye bugün için yönetilmiyor, Türkiye savruluyor. Egemen güçlerin, altını çiziyorum, egemen güçlerin ekonomik olarak Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı üzerinde  gölgesi var, bu gölgeyi de kaldıracağız.”

Bazı sendikaların Genelkurmay’a destek ziyaretinde bulunduklarının sorulması üzerine ise Kemal Kılıçdaroğlu, “Tank Palet Fabrikasında çalışan işçiler nasıl bir pankart açmışlardı, ‘tank palet vatandır, vatan satılamaz’ diye. Bu sendikalar orayı ziyarete gitti mi? O işçilerin haklarını korudular mı? Ben o işçilerin hepsinin gözlerinden öpüyorum.” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde kullandığı “Bu ülkede Kürt sorunu yoktur” ifadelerinin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu,  şu değerlendirmede bulundu:

“Erdoğan’a göre zaten Türkiye’de hiç sorun yok ki. Erdoğan’a göre hangi sorun var? Kahvecinin sorunu yok, esnafın sorunu yok, sanayicinin sorunu yok, KOBİ’nin sorunu yok. Akdeniz gemimiz basıldı, 5 saat cevap alamadılar, gemimiz basıldı, askerler bastı, hiçbir sorunumuz yok. Kuzey Irak’ta askerlerin başına çuval geçirildi hiçbir sorunumuz yok. İdlib’de 36 askerimiz şehit edildi hiçbir sorunumuz yok. Gidildi Putin’in kapısında dakikalarca beklenildi, orada tersyüz edildi geldi, Türkiye’de hiçbir sorun yok. Hangi sorun var Erdoğan’a göre. Türkiye’de hiçbir sorun yok.

Türkiye’de Erdoğan’a göre yatağa aç giden hiç kimse yok. Çünkü sarayda sorun yok. ‘Sarayda sorun yoksa, Türkiye’de sorun yok’ diyor. Saraydan bakıyor zaten. Halktan kopuk zaten. Erdoğan’ın halktan koptuğunu bilmeyen mi var? Hepimiz biliyoruz. Halk nerede, Erdoğan nerede? Erdoğan, Trump’tan talimat gelince esas duruşa geçer, esnaf biraz ‘geçinemiyorum’ deyince, ya da bağımsız bir medya yayın yapınca hemen ceza ve kapat. Dün İstanbul’da ne oldu, küçük bir çocuk, tezgahına el konuldu, arabasına el konuldu. O çocuğa yapmadıkları kalmadı. ‘Sorun yok’ diyor memlekette. Senin sorundan haberin yok. Emin olun Erdoğan’ın ve arkadaşlarının sorundan haberi yok.”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Gemimizde arama yapılırken bildiriyorlar. 5 saat Türkiye Cumhuriyeti Devletinden haber alınamıyor. ‘Arama yapacağız izin veriyor musunuz?’ diye. 5 saat ne oldu ya? Niye ulaşamadılar?” ifadesini kullanarak, “4 saat ulaşamıyorlar, 5’nci saatte ise Roma Büyükelçisini arıyorlar, ‘ya biz bu Türkiye’yi arıyoruz kimse çıkmıyor telefona. Biz gemide arama yapacağız kuralımız budur. Ne diyorsunuz?’  Roma Büyükelçisi de ulaşamıyor. Çünkü her şey, bir kişiye bağlanmış vaziyette. Ona ulaşırsan karar alabiliyorsun ulaşamazsan karar alamıyorsun.” dedi.

Dün Kayseri’deki konuşmasında, “Hiçbir teröristin cenaze törenine asla ve asla hiçbir siyasi partinin yöneticisinin, milletvekilinin, il, ilçe başkanının katılmasını doğru bulmayız, doğru değildir.” dediği hatırlatılarak, 2015’de Sezgin Tanrıkulu ve Gamze İlgezdi’nin bir terörist cenazesine katıldığı yönündeki açıklamaların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Hiçbir teröristin cenaze törenine arkadaşların katılmasını asla doğru bulmam, hiç kimsenin. Hiçbir milletvekilinin katılmasını doğru bulmam, her zaman her yerde bunu söylerim. Terörist insanlık suçu işler. Terörizme karşı bütün siyasi partilerin ortak tavır takınması gerektiğine inanırım. Terör konusunda en büyük acı çeken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin terörden arınması lazım, terörü yok etmesi lazım, terörle mücadele etmesi lazım. Teröre karşı verdiğimiz binlerce şehidimiz var, bütün şehitlerimizi de saygı ile anmamız lazım. Tabi şehitlerin parasına el koyan siyasal iktidarı da unutmamak lazım. 15 Temmuz şehitlerinin paralarına yine Beşiktaş’ta 40’ı polis olmak üzere 47 şehidimizin parasına el koyan siyasi iktidarı da sizin sorgulamanız lazım ve bu soruyu da lütfen Sayın Erdoğan ile karşı karşıya geldiğinizde, ‘Kılıçdaroğlu şu soruyu Erdoğan’a sorar mısınız?’ diye bana söyledi. Ben onun adına bunu size sormak zorundayım çünkü ben bağımsız bir gazeteciyim.’ Bu soruyu da ona sormanızı arzu ederim.”

Genelkurmay Başkanının bir siyasi tartışmaya girmesini nasıl bulduğunun sorulmasına Kılıçdaroğlu, “Genelkurmay Başkanları siyasi tartışmaya giremezler.” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Dün yine  bir televizyon programında, iktidar partisine destek veren bir kişi, eski milletvekili galiba şu açıklamayı yapıyor, Katar’a söylüyor, ‘Ekonomik olarak Türkiye’yi neredeyse en kritik dönemlerde besliyorlar, para aktarıyorlar.’ Katar en kritik dönemlerde Türkiye’yi besliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Katar’ın beslemesi oldu. Buna itiraz eden var mı? Bunu konuşan var mı? ‘Bu yanlıştır’ diyen var mı? ‘Bunu düzelt, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Katar’ın beslemesi olamaz, bunu düzelt’ diyen var mı? Yok. RTÜK var mı? Yok. Neden? Kanal yandaş kanalda onun için. Neden? Söyleyen AK Parti’li de onun için. Bundan daha ağır bir cümle olabilir mi? Bir daha söylüyorum bundan daha ağır bir cümle olabilir mi? ‘Katar, Türkiye’yi besliyor.’ Biz aç mıyız, biz el avuç açan bir devlet miyiz? Biz Katar’ın beslemesi miyiz? Tank Palet Fabrikasını bedava verdi. Niye bedava verdin? Besleme olduğun için. Bunların tartışılması, konuşulması lazım.”

Gültekin Uysal da “Yarınlara güvenle bakacak, herkesin hukukundan emin olduğu bir Türkiye’yi yaratmak konusunda hepimizin çabası var. Topyekun bir demokrasi problemi, işlemeyen bir demokratik rejim problemi var ve dört nala felakete sürüklenen bir Türkiye var. Tüm çabamız, meşruiyet içinde Türkiye’nin bu sorunları çözmesidir.” diye konuştu.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.