İstanbul
21°

AÇIK

13:05

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Miçotakis haddini bil

Miçotakis haddini bil

ABONE OL
9 Şubat 2021 13:35
Miçotakis haddini bil
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Akşener: Sayın Başbakan, siz bir türlü kabullenemeseniz de KKTC müstakil bir devlettir

TBMM (AA) – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ziyaretindeki Türkiye’ye yönelik sözlerine tepki göstererek, “Sayın Başbakan, siz bir türlü kabullenemeseniz de KKTC müstakil bir devlettir. Haddinizi bilin.” dedi.

Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ziyaretinde, “Stratejik hedefimiz, Ada’daki Türk işgalini sona erdirmek.” sözünü hatırlattı.

Miçotakis’in, Yunanlı popülist politikacılara özgü bu çıkışının, aslında çok şaşırtıcı olmadığını söyleyen Akşener, “Bunların nicesi geldi geçti. Asıl önemli olan, bizim muhteremlerin ne diyeceği.” dedi.

Akşener, Miçotakis’e seslenerek, “Sayın Başbakan, siz bir türlü kabullenemeseniz de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti müstakil bir devlettir. Haddinizi bilin. Biz sizin o stratejik hedeflerinizi, Megali Idea’larınızı, Enosis’lerinizi daha önce çok gördük.” mesajını verdi.

Kıbrıslılara yapılan mezalim üzerine, 1974’te “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla, Ada’da bayrağın göndere çekildiğini, 15 Kasım 1983 günü de KKTC’nin İlk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın, yeni bir Türk devletinin kuruluşunu dünyaya ilan ettiğini anımsatan Akşener, Yunanistan’ı kastederek, şöyle konuştu:

“Doğal olarak olan da sizin stratejik hedeflerinize ve onun bayraktarlığını yapan dönemin cuntacıları ile siyasetçilerine olmuştu. Unutmayın ki bu tip stratejik hedefler Yunanlı siyasetçilerin kariyerlerine genellikle pek iyi gelmiyor. Benim size tavsiyem, ülkenizin sorunlarına odaklanın, boyunuzdan büyük konulara çok fazla bulaşmayın. Kıbrıs’taki, Türk işgali değil, Türk varlığıdır. Bunu da aklınıza kazıyın. Ama illaki aksini yapmakta ısrar ederseniz, biz yine buradayız. Her zaman bekleriz.”

“Türkiye çaresiz değil, milletimiz çözümsüz değil”

“Saray duvarlarından milletin gerçeğini görmeyenler, yan gelip yatsa da, biz sokaktayız, vatandaşımızla beraberiz.” ifadesini kullanan Akşener, milleti dinlediğini, dertleri duyduğunu ve çareler önerdiğini anlattı.

Yalnızca “Milletimiz darda” demekle yaranın kapanmadığını belirten Akşener, söyle devam etti:

“Bu nedenle yarayı sarmanın reçetesini de sunuyoruz. Ama nafile. Milletinden kopmuş, milletin derdini bırakıp eşin dostun yandaşın derdine düşmüş Sayın Erdoğan, ne milletimize ne de bize kulak asmamakta ısrar ediyor. Bu iş böyle gitmez, Sayın Erdoğan. Seni o makamlara getiren milletimizin sesini duyacaksın. Pazarda, markette, hesabın içinden çıkamayan analarımızı göreceksin. İşsizliğin pençesinde, günü kurtarmanın telaşındaki çaresizlerimizi dinleyeceksin. Bu, çok zor bir iş değil. Yönettiğin Türkiye’nin acı gerçeğini artık anlayacaksın. Yani aslında işini yapacaksın. Ya işini yapacaksın ya da ilk sandıkta çekip gideceksin.”

Türkiye’nin çaresiz, milletin çözümsüz olmadığını vurgulayan Akşener, “Biz varız. Sen anlamasan da ben, adliyede yolumu kesip, ‘Akşam ne yemek yapacağımı bilmiyorum.’ diyen annenin ıstırabını anlıyorum. Sen dinlemesen de ben, Sakarya’da yanıma koşan, işletmeci kardeşimin feryadını duyuyorum. Sen umursamasan da ben, Hendek’te, üç çocuğu da işsiz olan emekli babanın, yüreğindeki sızıyı dindirmek için çalışıyorum. Gerçekler ayyuka çıktı. Mızrak artık çuvala sığmıyor Sayın Erdoğan. Sen farkında olmasan da milletimizin sana ayırdığı sürenin artık sonuna geliyoruz.” değerlendirmelerinde bulundu.

“Eczanelerde bile veresiye var artık”

Son bir yılda yüzlerce esnaf ziyareti yaptığına değinen Akşener, “Borcu olmayan tek bir esnafa rastlamadım. İşçi çıkarmamış tek bir esnafa rastlamadım.” dedi.

Esnafın; kirasını, elektriğini, doğalgazını, vergisini, çalışanının parasını, kredisinin taksidini ödeyeceğini, daha sonra kendi cebine para kalacağını, bununla da ailesine bakacağını belirten Akşener, “Senin ısrarla görmek istemediğin, milletimizin yaşadığı gerçek işte bu. Kendini milletin efendisi zanneden saray danışmanların, işi gücü bırakıp, her gün yeni bir yapay gündem üretmekle uğraşsalar da milletin gerçek gündemi işte bu. Ayakkabı satanın işi, onda bire düşmüş. Paket servis yapabilen restoranların bile, iş hacmi üçte bire düşmüş. Bu memlekette eczanelerde bile veresiye var artık Sayın Erdoğan.” ifadelerini kullandı.

Ankara Gölbaşı’nda bir eczacının, kendisine gece nöbette yaşadığı bir durumu anlattığın aktaran Akşener, şunları kaydetti:

“Diyor ki ‘Bir vatandaş bebeğine mama almak için geliyor. Birinci kart çekmiyor, ikinci kart çekmiyor, nakit para zaten yok. Geçerken bırakırsınız diyoruz ama onun dönmeyeceğini biliyoruz artık.’ Yetmiyormuş gibi muayene ücretlerini de eczanelerin sırtına yüklemişsin hem eczacı, hem de vatandaş kan ağlıyor. Nasıl olacak böyle Sayın Erdoğan? Bir ay geçti, iki ay geçti, üç ay geçti. Esnafımız haklı olarak bu ülkeyi yönetenlere soruyor, ‘Batmadan nasıl yaşayacağız?’ diyor. Cevap versene, nasıl yaşayacaklar Sayın Erdoğan?

Ben, senin o her fırsatta yardımına koştuğun, derdini dert edinip, ödemesini asla eksik etmediğin meşhur müteahhitlerinden bahsetmiyorum. Ben, bu memleketin bel kemiği, tam 2 milyon esnaftan bahsediyorum. Batmak üzere olan 2 milyon iş yerinden bahsediyorum. Seçim zamanı oy istediğin ama zor zamanlarında, utanmadan görmezden geldiğin ailelerden bahsediyorum. Hani kürsüden atıp tutarken, senin için her şeyin üzerinde olduğunu söylediğin o aileler var ya işte onlardan bahsediyorum.”

Kovid-19 salgınına karşı esnafın da aşılanması gerektiğini dile getiren Akşener, “Aşı stokladın mı? Hayır. 2 milyon esnafa ‘sizi şu tarihe kadar aşılayacağım’ dedin mi? Hayır. Sağlık sistemi işlesin diye birinci sırada sağlık çalışanlarını aşılıyoruz. Çok doğru. Okullar açılsın diye öğretmenlerimizi aşılıyoruz. Ne güzel. İş yerleri açılsın diye esnafı niye aşılamıyoruz? Cevap yok. 2 milyon esnafın aşı maliyeti 100 milyon dolar. Ama 2 milyon esnafı kapatmanın maliyeti, milyarlarca dolar. Bu basit matematiği bile yapamıyorsanız, bu işi bırakın gidin artık.” diye konuştu.

Akşener, birçok aşının 3’üncü faz sonuçlarının açıklandığını, sonuçların aşıların enfeksiyona karşı yüzde 100 olmasa da yoğun bakım veya ölüme sebep olan vakalara karşı yüzde 100’e yakın koruma sağladığını gösterdiğini dile getirdi.

Hükümetin görevinin bu aşıları bulup getirmek olduğunu belirten Meral Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ama sen bunu bile beceremedin. Minik ortağın Cinping Perinçek’e uydun, Uygur Türklerine yapılan zulmü görmezden geldin. Çin’e bu kadar yaranmaya çalıştın ama daha yeterli sayıda Çin aşısı bile getiremedin. BioNTech aşısını Türk bilim insanları buldu. Türkiye’ye öncelik tanımak için ellerinden geleni yaptılar. Onu da getiremedin. ‘Dostum, dostum’ diyerek gezdiğin Putin’den Rus aşısı da alamadın. Başarıya bakar mısınız? Yunanistan kadar bile aşı satın alamayan bir iktidar, İsrail’in aşıladığı kadar vatandaşını bile aşılayamayan bir yönetim anlayışı, yazıklar olsun.

Hani dünya lideriydin, ne oldu Sayın Erdoğan? Lafa gelince fırtınalar estirip icraata gelince ıslık çalıyorsun. Hariçten gazel okumaya gelince en mahir sensin, milletin derdine gelince, araziye uyum sağlıyorsun. Senin için liderlik bu mudur Sayın Erdoğan? Geciktiğin her ay, ülkemiz milyarlarca dolar zarara giriyor. 2 ay sonra turizm sezonu açılacak. Turizm çalışanları aşı olamazsa bu sezonu da kaybedeceğiz. Sense hala abuk sabuk gündemler peşindesin.”

Boğaziçi Üniversitesi eylemleri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının milletin sağlığına, esnafın durumuna ayıracak vakitlerinin olmadığını ileri süren Akşener, Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine de değindi.

Erdoğan’ın, Boğaziçi Üniversitesine kafasına göre atadığı rektör üzerinden ortalığı karıştırmakla meşgul olduğunu iddia eden Akşener,  şöyle konuştu:

“Sayın Erdoğan’a sorarsanız, bu arkadaş gerçek bir liyakat abidesi. Çünkü kendisi daha önce iki üniversitede daha rektörlük yapmış. Peki onları bırakın dünyada, Türkiye’de ilk 100 içine sokabilmiş mi? Hayır. Yani Sayın Erdoğan, bilmediği her konuda gösterdiği o müthiş uzmanlıkla diyor ki; ‘Yıllarca Boğaziçi Üniversitesini, Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden biri yapan kadro -ki bu kadro içinde AK Parti’ye oy veren akademisyenler de var- bu işi bilmiyor. Ama kendi üniversitesini Türkiye’de ilk 100 içine bile sokamamış Melih Bulu, bu işin uzmanı.’

Biz bu filmi daha önce de izlemiştik. Hatırlarsanız, damat bakanı atadığında da kendisinden, bu arkadaşımızın ne kadar büyük bir ekonomist olduğunu dinlemiştik. Hani açıktan ekonomi dersi almıştı ya kendisi. Heyhat huylu huyundan vazgeçmiyor. Instagram fenomeni damat bakan gitti, şimdi ise damat aromalı rektör geldi. Kader utansın.”

Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Prof. Dr. Ayşe Buğra’ya yönelik olarak “Türkiye’de, Soros’un adeta ofis temsilcisi olan birinin karısı” şeklinde ifadeler kullandığını söyledi.

Erdoğan’ın bu ifadelerini eleştiren Akşener, “Sayın Erdoğan kendisine saygı gösterilmesi konusunda çok hassastır. Kendisi AK Parti genel başkanı olarak löm löm konuşup, Cumhurbaşkanı olarak da saygı görmeyi bekler. Ne var ki bu saygıyı görebilmek için önce Cumhurbaşkanı gibi davranıp, Cumhurbaşkanı gibi konuşması gerektiğini bir türlü anlayamadı. Soros’la aynı masada çekilmiş fotoğraflarını ne çabuk unuttular?” değerlendirmesinde bulundu.

Ayşe Buğra’nın hem Boğaziçi Üniversitesinin hem de Türkiye’nin en değerli bilim insanlarından biri olduğunu dile getiren Akşener, şöyle devam etti:

“Sayın Erdoğan senin bilimle, araştırmayla pek alakan yoktur ama ben yine de anlatayım. Ayşe Buğra, her şeyden önce çok kıymetli eserleri, dünyaca bilinen önemli çalışmaları olan çok değerli bir akademisyenimizdir. Başka alanların yanı sıra Türkiye’de iş dünyası ile devlet arasındaki ilişkileri incelediği çalışmalarıyla da literatüre önemli katkılar yapmış önemli bir bilim insanımızdır. Ama aynı zamanda Ayşe Buğra, rahmetli Tarık Buğra’nın da kızıdır. O Tarık Buğra ki senin fesline, burma bıyıklına benzemez. O Tarık Buğra ki TRT’nin, TRT olduğu zamanlarda bu millete ecdadını hakkıyla anlatan, Milli Mücadele ruhunu hakkıyla aktaran dizilerin uyarlandığı muhteşem romanların yazarıdır.

Sen artık kabak tadı veren cehaletinle bunları bilmeyebilirsin. Ama Sayın Erdoğan, her şeyin ötesinde, bir kadından, bir bilim insanından söz ediyorsun. Terbiyeli olacaksın. Efendi olacaksın. Bu sözler, devletin başına yakışmaz. Her cuma namazı çıkışında abuk sabuk konuşup, abdesti gıybetle bozmak, bu ülkenin Cumhurbaşkanına yakışmaz. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Boğaziçi Üniversitesinin 36 yıllık şerefli bir hocasını, milletimizi gururlandıracak bilimsel çalışmalar yapmış bir kadını hedef tahtasına koyamaz. Ayıptır, günahtır. Sen eskiden siyasetin raconunu bilirdin. Çünkü hapse düşmüştün. Hapisteki birinin ailesine laf edilmeyeceğini de bilirdin. Saraya girdiğinden beri ne racon kaldı ne nezaket kaldı ne de izan kaldı. Yazıklar olsun.”

“Suçsuz insanların hedef gösterilmesinden vazgeçin”

Suçsuz insanların hedef gösterilerek siyaset yapılmasından vazgeçilmesi gerektiğini ifade eden Akşener, “Biri çıkıp, sizin bu hedef gösterdiklerinize bir şey yapsa mutlu mu olacaksınız? Anadolu’nun bir köyünden, Türkiye derecesi yaparak üniversiteye girmiş olan bir evladımıza, biri, ‘bunlar zaten terörist’ diyerek bir şey yapsa, bunun hesabını kim verecek? Bu tavırla toplumsal barışı riske atıyorsunuz. Böyle devlet yönetilmez. Bu dilin sokakları nereye götüreceği belli olmaz. Bu yol, yol değil. 80 öncesinin talebeleri olan arkadaşlarımız var. Kendisi top oynadığı için bu işleri bilmez. Bu sosyal itirazı, kriz sürecinden çıkarıp, acilen iletişim sürecine çevirin. Ayrıca gençlere, ‘başları ezilmeli’ diyen küçük ortağını da şiddetle, Başbuğ Alparslan Türkeş’i örnek almaya davet ediyorum.” şeklinde konuştu.

Boğaziçi Üniversitesinin öğrenci ve akademisyen kadrosuyla birlikte verdiği mücadelenin, haklı bir mücadele olduğunu iddia eden Akşener, bu mücadeleyi üniversiteden çıkarıp siyasi kutuplaşmanın bir cephesi haline getirmek isteyenlere prim verilmemesi uyarısında bulundu.

Barışçıl protestoları sokak çatışmasına dönüştürmek isteyenlere izin verilmemesi gerektiğine dikkati çeken Akşener, “Hepimiz bir değişim istiyoruz. Hepimiz daha özgür, daha zengin, daha adaletli bir ülkede yaşamak istiyoruz. Ve mevcut iktidarın özgürlüğümüzü elimizden almasına karşı çıkıyoruz. Türkiye’nin zenginliğini birkaç yandaşa dağıtıp bizi fakirliğe sürüklediği için karşı çıkıyoruz. Kendi çocukları lüks içinde yaşarken, YKS sınav ücretlerine yüzde 40 zam yaptıkları için karşı çıkıyoruz. Bu ülkenin yetiştirdiği onca insan kaynağı varken damadını bakan yapmasına, sırf parti üyesi diye başarısız bir adamı rektör atamasına karşı çıkıyoruz. İçinizdeki bu haklı itiraz, öfkeye dönüşüp sokaklara taşmasın.” değerlendirmesinde bulundu.

İktidarın son dönemde yeni bir siyaset geliştirerek ikna siyasetine döndüğünü belirten Akşener, “Baktılar memleketin meselelerini çözemiyorlar, milletin derdini gideremiyorlar, onun yerine bizi her şeyin yolunda olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Mesela başın ağrıyor, doktora gidiyorsun. Doktor, ağrının sebebini bulup ilaç vereceğine, seni başının ağrımadığına ikna etmeye uğraşıyor. ‘Kolum kırık, yardım et’ diyorsun. Doktor, kolu alçıya alacağına ‘maşallah aslan gibi kolun var’ diye cevap veriyor.” diye konuştu.

AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanı Mahir Ünal’ın bir televizyon kanalındaki konuşmasını da eleştiren Akşener, iktidara göre bu ülkede sorun olmadığını, onlara göre herkesin zenginlikten şımardığını, iktidarın sorunlara böyle baktığını savundu.

Bazı basın ve yayın organlarında fahiş fiyatlara yönelik çıkan haberlere değinen Akşener, şöyle konuştu:

“Mesela patronu, eski damat bakanın kardeşi olan medya grubunun bir gazetesinde geçen gün, birinci sayfada bir kılavuz yayınlandı. Market alışverişi kılavuzu. ‘Bu haberi okumadan markete girmeyin’ diyor. ‘Bu haberi okumadan girerseniz, çıkarken üzülürsünüz’ diyor. Ve derdi bini aşmış vatandaşıma neler öneriyor neler? ‘Alışverişe tek başınıza ve tok karnına çıkın, yanınızda çocuklarınız olmasın.’ diyor. ‘Marketteki cazip kokulara aldanmayın.’ diyor. ‘Büyük market arabası kullanmayın, doldurmaya teşvik eder.’ diyor. ‘Ürünlere dokunmayın, sahiplik duygusu verir, maazallah alırsınız.’ diyor. ‘İkramları geri çevirin, dilinize değerse tuzağa düşersiniz.’ diyor. Bunu kime söylüyor? Markete gitmeye bile dermanı kalmamış, mahalle bakkalının veresiye defteriyle yaşayan milletime söylüyor. İşe bakar mısınız? Hiç mi utanmıyorsunuz? Hiç mi sıkılmıyorsunuz?”

Akşener, Türkiye’yi yönetenlerin temel görevinin vatandaşa markete girdiğinde tüm ihtiyaçlarını alabileceği imkanları sağlamak olduğunu belirtti.

Anadolu Ajansının salgın döneminde Japon esnafın durumuna ilişkin yaptığı haberi eleştiren Akşener şu ifadeleri kullandı:

“Pulitzerlik bir başka habercilik başarısına da pazar günü ibretle şahit olduk. Devletin haber ajansı, ta Japonya’dan ‘esnaf’ haberi yaptı. Yanlış duymadınız. Hani şu terörist başının mesajını dünyaya duyuran Anadolu Ajansı var ya işte o, Japonya’dan haber yapmış, diyor ki; ‘Japon esnaf zor durumda.’ Güler misin ağlar mısın? Burnunun dibini göremeyen muhteşem habercilik, iş yerlerinin sınırlı saatlerde çalıştığı Japonya’da, esnafın sesi olmuş. Kuruluşunda ‘Anadolu’nun sesini dünyaya duyurmak’ diye bir hedef var. Ama Anadolu’yu duymadığı gibi dünyanın bir ucundan bize esnaf derdi anlatıyor.

Japonya, pandeminin başından beri vatandaşına ne kadar destek verdi biliyor musunuz? 1 trilyon 260 milyar dolar. Türkiye’nin toplam bütçesinden fazla. Anadolu kan ağlıyor, bunların gözü, dünyanın öbür ucunda. İşte ikna faaliyeti. Yakında Sayın Erdoğan kürsüye çıkıp, çilekeş Japon esnafı için yardım kampanyası başlatıp, IBAN isterse şaşırmayın. Buradan iktidara seslenmek istiyorum; Gerçeği görmek doğru teşhisin, doğru teşhis de doğru tedavinin ilk adımıdır. Milletin gerçeklerinden kaçmayı artık bırakın. Tokyo’yu bırakın, İstanbul’a, İzmir’e, Samsun’a, Diyarbakır’a, Antalya’ya bakın. Tokyolu Şef Yukimori’nin derdiyle dertleneceğinize, Ankaralı işletmeci Zeynep hanımın derdiyle dertlenin.”

Akşener, konuşmasının bir bölümünde restoran ve kafe işletmecisi Vedat Derekaya’yı kürsüye davet ederek söz verdi.

Konuşmasına  kaldığı yerden devam eden Akşener, esnafın sabrının tükendiğini, bu nedenle yaşanan sorunlara bir an önce çözüm bulunması gerektiğini kaydetti.

Akşener, “Sizin bu esnafla ne derdiniz var? Esnaflarımız haklı olarak soruyor. AK Parti il kongreleri tıklım tıklım, ses sistemi de harika. AVM’ler de zaten açık. O zaman neden restoranları, kafeleri açmıyorsunuz? Restoranda, kafelerde üç-beş masaya müşteri alınca mı korona artıyor? Bu ciddiyetsiz anlayışı artık bırakın. Ya mağdur esnafın derdini çözecek doğru düzgün destek paketleri açıklayın ya da azaltılmış sayıda masayla HES kodu kontrolü olacak şekilde lokanta ve kafeleri artık açın.” dedi.

Yeni anayasa tartışmaları

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği yeni anayasa tartışmalarına değinen Akşener, “Siz Sayın Erdoğan’ın, yine ve yeniden bir anayasa değişikliğini tartışmaya açtığına bakmayın. Biz, kendisinin zaman zaman ortaya attığı böyle yumaklara artık alıştık. Henüz içeriği, niyeti belli olmayan bu teklifin ayrıntılarını ileride göreceğiz. Mevcut anayasayı bile uygulamak istemeyenler, bu tekliflerinde ne kadar samimiler, izleyeceğiz.” diye konuştu.

Akşener, kendileri açısından konunun bugünün konusu olmadığını ve daha çok ülkenin acil sorunlarıyla ilgilendiklerini belirtti.

Acil sorunların çözümünün peşinde olduklarını dile getiren Akşener, “Bizim önceliğimiz, mutfaktaki yangın, çarşıdaki pazardaki feryat, işsiz gençlerimizin çaresizliğidir. Bizim gündemimiz, emeklilerimizin çilesi, sanayicimizin, işverenimizin sıkıntıları, çiftçimizin dertleridir.” ifadelerini kullandı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.