İstanbul
24°

AÇIK

13:03

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Pandemi denetimlerinde 254 bin ceza kesildi

Pandemi denetimlerinde 254 bin ceza kesildi

(Pandemi denetiminde kesilen cezalar) 254 bin kişiye kesilen cezanın tamamını iade edeceğiz, tamamını ilk bir hafta içinde. Halkın desteğiyle geleceğiz iktidara, bundan en ufak bir endişem yok. Bu 254 bin kişiye kesilen cezanın tamamını faiziyle beraber iade edeceğiz.

ABONE OL
26 Mart 2021 21:31
Pandemi denetimlerinde 254 bin ceza kesildi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

 

İSTANBUL (AA) – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, son 3 ayda yapılan pandemi denetimlerinde ceza yazılan kişi sayısının 254 bin olduğunu belirterek, iktidara gelmeleri halinde bu cezanın tamamını iade edeceklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, Fox TV’de katıldığı canlı yayında, İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. Sorunları vatandaşlarla birlikte, demokrasi kuralları içinde çözme konusunda kararlı ve inançlı olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Taşkınlıklara yol açmadan, herkesi kucaklayarak, doğruları anlatarak ve sorunların nasıl çözüleceğini de anlatarak vatandaşla kucaklaşacağız.” dedi.

Gelecekten umutlu olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Vatandaş burnundan soluyor aslında, özellikle esnaf. Gerçekte perişan vaziyette ama onlara söylüyoruz, ‘Biraz sabırlı olun. Nasıl olsa bu sandık gelecek, dolayısıyla kararı sandıkta vereceksiniz.’ Var olan şikayetleri ben biliyorum, onlar da biliyorlar. Dertlerini anlatıyorlar, büyük sıkıntılar var onu anlatıyorlar. İntihar eden insanlar var, o insanları örnek veriyorlar. Ama diyoruz ‘Biraz sabır biz bu işi çözeceğiz.” diye konuştu.

AK Parti kongrelerine yönelik eleştirilerin hatırlatıldığı Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Sokaktaki insana ceza kestiler, kahvedeki insana ceza kestiler, arabadaki insana ceza kestiler. Son 3 ayda kesilen ceza miktarını çıkardım 254 bin 317 kişiye ceza kesilmiş pandemi kurallarına uymadı diye. Peki bu insanlara ne yapacaksınız? Şu tabloya bakın. Bir iktidar, eğer halka söylediğiyle kendi yaptığı arasında 180 derece fark yaratırsa o iktidar dünyanın her tarafında güven vermeyen iktidardır. Bu iktidar da güven vermeyen iktidardır. Ben bunun nesine güveneceğim? Halka söylediğine bakın, kendi yaptığına bakın. Orada ‘Siyah’ söylüyor, buraya gelip ‘Beyaz’ diyor. Burada ‘Beyaz’ diyor, dönüp orada ‘Siyah’ diyor. Ya bu iktidar nasıl bir iktidardır, neyin nesidir? Türkiye’yi nasıl yönetiyorlar bunlar? Vatandaş görüyor tabii bunu. Görmemesi mümkün değil, görüyor, şikayet ediyor ‘Bunlar olmaz.’ diyor. Bu 254 bin kişiye kesilen cezanın tamamını iade edeceğiz, tamamını ilk bir hafta içinde. Halkın desteğiyle geleceğiz iktidara, bundan en ufak bir endişem yok. Bu 254 bin kişiye kesilen cezanın tamamını faiziyle beraber iade edeceğiz.”

Kongrede kameraların “yatay çekim yaptığı” yönündeki açıklamaların hatırlatıldığı Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yok efendim neresi yatay çekim, bildiğimiz çekim işte. Yukarıdaki ile aşağıdaki aynı fotoğraf. Aynı makineyle çekilen değil mi? Hadi orası yatay, burası da mı yatay. İnsana değer vermiyorlar. Hadi bana değer vermiyorsun, kendi seçmenine, kendi delegene değer ver kardeşim. Bari Sağlık Bakanıyla konuş ‘Böyle bir toplantı yapılabilir mi?’ diye. İnşallah bunların tamamı aşı olmuştur. Gerçekten çocuklar var mesela. Yazıktık günahtır. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yönetiyorlar. Asıl şaşırtıcı olan o yani.”

Kılıçdaroğlu, kendi yaptıkları kurultayı da örnek göstererek, kurultay öncesinde Sağlık Bakanlığı’na danıştıklarını, salon içinde sosyal mesafeyi artırabilmek için gereken tüm önlemleri aldıklarını anlattı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, soru üzerine Türkiye’de bazı mahallelerin nüfusunun bir ilden bile büyük olduğuna değindi. Kılıçdaroğlu, ilden daha fazla nüfusa sahip mahalledeki tüm işin sadece tek bir muhtar tarafından yürütüldüğünü söyledi.

Muhtarların yardımcı elemanı olmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde muhtarların tamamına birer üniversite mezunu yardımcı eleman vereceklerini söyledi. Bu sayede hem muhtarlıkların sürekli açık kalmasını sağlayacaklarını hem de istihdam yaratacaklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, yardımcı elemanın da muhtarlık kadrosundan işe alınmasını sağlayacaklarını dile getirdi.

Bazı CHP’li belediyelerin muhtarlara yardımcı eleman verdiğini ancak kendilerinin bu kadronun muhtarlıklara ait olmasını istediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, muhtarlara kendi mahallelerinin sorunlarını çözmeleri için bütçe de vereceklerini bildirdi. Bu bütçenin denetime tabi olacağını belirten Kılıçdaroğlu, muhtarların kendi mahallesinde gerçekten söz ve karar sahibi olacağını dile getirdi.

CHP’nin sağa kaydığı eleştirileri

Kılıçdaroğlu, CHP’nin sağa kaymaya başlandığı yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine de CHP’nin halkın partisi olduğunu söyledi.

“Halkın partisi” demenin halkın her kesimiyle diyalog kurmak anlamına geldiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, taşeron işçilerin sorunlarını ilk kendilerinin gündeme getirdiklerini, şimdi de apartman görevlilerinin sorunlarıyla ilgilendiklerini anlattı.

Toplumun her kesimine ulaşıp sorunlarıyla ilgili çözüm önerileri üretmeyi hedeflediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, “Yok sağa kaydı, yok sola kaydı, yok ortaya kaydı… Bunların tamamı asparagas. Cumhuriyet Halk Partisi geniş kitlelere açılıp, bütün sosyal kimliklerle ilişki kurduğu andan itibaren rahatsızlıklarını dile getiriyorlar.” dedi.

“21. yüzyılın Türkiye’si 18. yüzyılın kavramlarıyla yönetilemez.” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aradan geçti kaç yüzyıl. Türkiye Cumhuriyeti’nde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim ve bu ülkenin aydınları, 21. yüzyılın sorunlarını çözmek için yeni kavramlar üretmek zorundalar. Yeni bir bakış açısıyla bütün dünyaya bakmak zorundalar. 21. yüzyılın temel kavramı demokrasidir. Çünkü dünya şu anda demokrasiyle otoriter rejimler arasında gidip gelen ikili bir yapıya büründü. Sağ-sol kavramları yok burada bakın. Çünkü sağcı için de demokrasi geçerli, solcu için de demokrasi geçerli. Ben insansam, düşüncem varsa aklım varsa Allah’ın verdiği en değerli organ beyinse o zaman ben düşüncelerimi özgürce ifade edebilmeliyim. Bunun sağla solla ilgisi yok. Dolayısıyla demokrasi ve otoriter rejimler arasında bir ayrışma var bütün dünyada. Biz demokrasiyi savunuyoruz, birileri de otoriter rejimi.”

Kemal Kılıçdaroğlu, Naci Ağbal’ın Merkez Bankası Başkanlığından alınması sonrasında dolarda yaşanan yükselişin hatırlatılması üzerine de şunları söyledi:

“Naci Ağbal görevden alındı. Dolar nereden nereye çıktı? 450 milyon dolar para el değiştirdi. Aradaki milyonları kim vurdu? Açıklıyorlar mı? Açıklamıyorlar. Niye açıklamıyorlar? Bu para kimin parası? Manipülasyondur. Daha önce 128 milyar dolar da aynı şekilde satıldı. Merkez Bankası parayı satarken ihale açıyor, ‘Ben doları satacağım.’ diyor. Kuruluşlar, bankalar ihaleye giriyorlar ve Merkez Bankası da alıyor bunu yayınlıyor. Kendi internet sitesinde, kendi sayfasında yayınlıyor. ‘Şu kadar doları sattım.’ diyor. 128 milyar doları kime sattın? Yayınlamıyorlar, niye yayınlamıyorlar? Kaçtan sattın? Kimin parasıydı 128 milyar dolar? O manipülasyon değil, doğrudan doğruya birilerine kaynak aktarılıyor. Burada da cuma günü bir günde 450 milyon doları kim aldı açıklasınlar. Ben belki yanlış biliyorum. Açıklarlar biz de öğreniriz.”

Pandemi döneminde alınan kredilerin faizlerini sileceğim

Gezilerinde çiftçi ve esnafı ziyaretlerinde sorunları dinlediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, kira üzerindeki stopaj vergisinin kaldırılmasını istediklerini belirterek ayrıca zincir mağazalardan büyük şikayet geldiğini aktardı.

Kılıçdaroğlu, esnaf ve çiftçilerin bankalardan aldıkları borcu ödeyemediğini belirterek, şöyle konuştu:

“Esnaflar, ister Halk Bankasından ister başka bankadan isterse Esnaf Kefalet Kooperatifinden kredi alsınlar, bütün faizlerini sileceğim. Çiftçiler ister Ziraat Bankasından ister Tarım Kredi Kooperatiflerinden borç alsınlar bütün faizlerini sileceğim. Hiç kimse endişe etmesin. Eğer birisi ödemişse faizi o faizini de onlara iade edeceğim. Pandemi dolayısıyla zaten adam perişan vaziyette, zaten sıkıntılı vaziyette.”

Esnafın eşyalarını satmak zorunda olduğunu, çok sayıda çek mağduru bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Böyle devlet yönetilmez. Bunların dünyadan haberi yok. Gezdiğim yerlere bir tek AK Parti milletvekili gidemiyor. Nasıl gidecek? Çiftçinin derdini mi dinleyecek, esnafın derdini mi dinleyecek, sanayicinin derdini mi dinleyecek? Dinleyemiyor. Zaten biliyorlar, tepki geleceğini de biliyorlar. Biz gidiyoruz, dinliyoruz. Ama dinlerken şunu yapıyoruz, çözüm önerisini söylüyoruz. Bunaldın mı kardeşim hiç meraklanma sandık gelecek önüne hesap soracaksın, demokratik yollardan soracaksın. Ben senin pandemi döneminde kullandığın kredilerin faizlerini sıfırlayacağım arkadaşım. Sosyal devlet budur zaten.”

Hiç kimseyi mağdur etmeyeceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Toplumda mağdur yarattığınız zaman siz sosyal devlet olmazsınız, baskıcı, otoriter devlet olursunuz.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, AK Parti’nin daha önce yaptığı kongreler nedeniyle Karadeniz’deki illerin kırmızı renge döndüğünü öne sürerek, şunları söyledi:

“Bu tabloyla Türkiye’nin tamamını kırmızıya dönüştürecekler öyle anlaşılıyor. ‘Herkes elini taşın altına koysun.’ Esnaf, çiftçi bırak elini, gövdesini taşın altına koymuş. Adamın dayanacak gücü kalmamış zaten. İntihar eden oldu iki gün önce kahveci. Aradım ben ailesiyle konuştum. Geçinememiş, onuruna yedirememiş intihar etmiş adam. Bu adama ne diyeceksiniz şimdi siz. Bu tabloyu yaratan kim? Bu devleti yönetenler. Nerede sosyal devlet? Kendileri için var, bir elleri yağda, bir elleri balda. Saraydan bunlar görünmüyor tabi. Saraydan baktığı zaman mutfak dolu, etrafındaki insanlar ayrı ayrı maaşlar alıyorlar. Her birisi için söylüyorum 10 bin liradan fazla. 10 milyonu aşkın işsiz var.”

Kılıçdaroğlu, siyasi partilerin kapatılmasını doğru bulmadığını, bunun demokrasiye aykırı olduğunu belirterek, “Biz sadece HDP’nin değil, diğer partilerin de kapatılmasını istemeyiz.” dedi.

Fox TV’de katıldığı canlı yayında, İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, erken seçime ilişkin bir soru üzerine, “Bu sene sonbaharda, olabilir tabii. Götüremezler. Bakın gecikilen her gün sıradan vatandaşa ağır maliyetler yüklüyor. Esnafa, çiftçiye, sanayiciye… Dolar bu kadar çıktı, indi, Allah aşkına bunun maliyetleri ne olacak. Saman alıyorsunuz dolarla, buğday alıyorsunuz dolarla, et alıyorsunuz, canlı hayvan, ilaç, doğalgaz, petrol alıyorsunuz dolarla.” dedi.

“Yani siz diyorsunuz ki bu ekonomik tabloyu taşıyamayacakları için bu sonbaharda seçim olabilir.” şeklindeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, “Gitmek zorundalar zaten, gitmezlerse bu toplum çok daha ağır maliyetler ödeyecek. Yönetemiyorlar, yönetme kapasiteleri yok. Tamamen dağılmış vaziyetteler. Devlet böyle mi yönetilir?” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “seçim olması durumunda sistemi nasıl değiştireceklerinin” sorusuna ise şöyle cevap verdi:

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem dedik. Parlamenter sisteme nasıl geçeceğimizin takvimini milletin önüne koymamız lazım. Milletin bunu görmesi lazım ve ona göre gelip bize oy vermesi lazım. Bizim de o takvime uyarak, gereğini yapmamız lazım. Eskiden olduğu gibi parlamento güçlü bir parlamento olmalı. Eskiye dönelim anlamında söylemiyorum, darbe hukukundan arınmış bir sistem olmalı ve Türkiye Cumhuriyeti devleti demokratik yollarla yönetilmeli. Bakanlar, Meclis’ten seçilmeli yani seçimle gelmeli. Ayrıca her kuruşun hesabını o parayı harcayanlar milletine vermeli. Millete saygı budur. Milletin vekilini millet seçmeli. Milletvekilini millet seçerse eğer o zaman parlamento üzerindeki vesayet kalkar.”

Türkiye’nin bütün dünyayla kavgalı hale geldiğini, AK Parti 7. Olağan Büyük Kongresi’nde yeni hiçbir şey söylenmediğini savunan Kılıçdaroğlu, “Yeni bir şey söyleyeceksiniz. Ülkenin bu kadar sorunu var. Söylüyorlardı ki manifesto falan diye. Ben hiçbir şey söylemeyeceğini bilseydim vallahi ona ‘ikinci yüzyıla çağrı beyannamemizi’ gönderirdim. ‘Erdoğan al bakalım ‘ikinci yüzyıla çağrı beyannamesi.’ Bu devlet, bir yüz yılı devirdi, ikinci yüz yıla nasıl bakacağız? Biz söylüyoruz. Türkiye’nin ikinci yüzyılında ne olmalı? Güçlendirilmiş parlamenter sistem, demokrasi, herkesin karnının doyduğu, OBİT dediğimiz bir proje var Orta Doğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı, saydam bir devlet, terörle mücadele, yer altı dünyasıyla mücadelede, düşünce özgürlüğü, yargı bağımsızlığı… Nerede bunlar?” ifadelerini kullandı.

HDP’nin kapatılması istemiyle açılan dava

Kılıçdaroğlu, “(Gazeteci Abdülkadir Selvi) Selvi, Kılıçdaroğlu HDP’ye dokundurmaz.’ diyor, ne demek bu?” şeklindeki bir soru üzerine şöyle devam etti:

“Niye dokundurayım? Muhalefet partisi. İYİ Parti’ye niye dokundurayım? Muhalefet partisi. Saadet Partisi’ne niye dokundurayım? İktidar olsalar tamam eleştiririz, hiç kimsenin endişesi olmasın. Yanlışı olursa eleştiririz. Muhalefet muhalefetle niye uğraşsın Allah aşkına? Demokrasiden bile haberleri yok bunların. Bizim görevimiz ülkeyi kim yönetiyorsa, kaynakları kim kullanıyorsa, harcıyorsa, kimlere imkanlar sağlanıyorsa oturur, masaya yatırırız, onun üzerinden eleştiri yaparız. HDP ayrı parti, biz ayrı partiyiz. Yanlışı olursa söyleriz. Nitekim ben Meclis Genel Kurulunda gerekli eleştirileri yeri geldiğinde yaparım. HDP’ye de yaparım. Niye yapmayayım? Onlar istiyorlar ki biz muhalefet birbirimize girelim, ittifakı bozalım. Sanki bizim aklımız yok gibi bize akıl vermeye çalışıyorlar.”

HDP’nin ittifakta olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin de “Siyasi partilerin kapatılmasını doğru bulmuyoruz, demokrasiye aykırı. Biz sadece HDP’nin değil, diğer partilerin de kapatılmasını istemeyiz. Kuralları vardır. Şimdi siz zorla yaptırıyorsunuz bunu, zorla partiyi kapatmak istiyorsunuz. Niye zorla yapıyorsunuz bunu? Bahçeli’nin hoşuna gitsin diye yapıyorsunuz bunu, Bahçeli teslim almış onları.” değerlendirmesini yaptı.

İstanbul Sözleşmesi

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi kararına ilişkin de değerlendirmede bulunan Kılıçdaroğlu, “Bunlar kadına şiddeti savunuyorlar. Kadını ikinci sınıf vatandaş görüyorlar. İstanbul Sözleşmesinin amacı nedir? Madde 1. Kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak, ortadan kaldırmak. Nesine karşı bunların? Kadına karşı her türlü şiddete kadınları koruyorsun, öyle diyor sözleşme. Kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını istiyor. Niye, bunun nesine karşı?” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, “Niye kaldırdı bunu? Burada bizim göremediğimiz bir şey mi var?” şeklindeki bir soruya da “Acaba ben yüzde 1, yüzde yarım oy nasıl alabilirim belli çevrelerden?’ Onun hesabı, koltuk hesabıyla yapılmış bu.” yanıtını verdi.

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un bir televizyon programında uluslararası sözleşmelerden çekilmeye ilişkin değerlendirmesinin sorulduğu Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanının sözleşmelerden çıkabileceğini ancak buna yetkisi olmadığını, yetkinin TBMM’de olduğunu savundu.

İktidara geldiklerinde emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili Aile Destekleri Sigortasını çıkaracaklarını, bu kişiler için sağlıklı ve tutarlı yeniden bir geçiş sağlanacağını, hakların teslim edileceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, atama bekleyen öğretmenlerin büyük bir kısmını atayacaklarını, eğitime büyük yatırım yapacaklarını da sözlerine ekledi.

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.