İstanbul
27°

AZ BULUTLU

13:15

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Kavcıoğlu: 720 ton altın rezervimiz var ve şu anda tümü TCMB’de
  • Yangin Haber
  • GENEL
  • Kavcıoğlu: 720 ton altın rezervimiz var ve şu anda tümü TCMB’de

Kavcıoğlu: 720 ton altın rezervimiz var ve şu anda tümü TCMB’de

ABONE OL
24 Nisan 2021 00:27
Kavcıoğlu: 720 ton altın rezervimiz var ve şu anda tümü TCMB’de
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TCMB Başkanı Kavcıoğlu:  “Türkiye’de rezervlerin yapısı değişmiştir. 2017-2018’den sonra yurt dışındaki tüm altınlar Türkiye’ye gelmiştir. Şu an Türkiye’nin tüm altınları TCMB’dedir ve yıllardır 120 ton olan altını bugün 720 tondur”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TRT Haber, CNN Türk, A Haber ve A Para ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Hazine Müsteşarlığı ve TCMB arasındaki döviz alım satımına ilişkin protokolün içeriği ve bu kapsamda yapılan işlemlere yönelik iddiaların sorulması üzerine Kavcıoğlu, bu konuda çok fazla yanlış bilgi bulunduğunu söyledi.

Kavcıoğlu, Hazine Müsteşarlığının Merkez Bankası’ndaki hesapları kullanarak döviz alım satımı yoluyla piyasa arzının karşılanmasını ilk kez 23 Şubat 2017’de yaptığını aktararak, “Televizyonlarda izliyorum bu işlemlerin 2019 seçimlerden önce yapıldığı söyleniyor. 2017’de, 2018’de yapılan işlemler de var, Başkanlık Sistemi’nden sonra da …” diye konuştu.

TCMB’nin serbest kura geçtikten sonra 2016’ya kadar döviz alım ve satım ihaleleri düzenlediğini, 2016’dan sonra bunu bıraktığını anımsatan Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“2017’de Hazine Müsteşarlığı, Merkez Bankası ile bir protokol imzaladı. ‘Başkanlık sistemine geçildi o protokol geçersiz kılındı’ falan… Bunlar hep işi farklı yönlere götürmek için yapılan çarpıtmalar. Bir kere protokolün hukuki dayanağı var. Merkez Bankası’nda zaten bunun dışında, herhangi bir hukuki dayanağı olmayan hiçbir işlem yapılmaz. Bugüne kadar yapılmamıştır, bundan sonra da yapılmaz. Bir kere bunun altını çok net çizelim. Dolayısıyla bu protokol dahilinde bu işlemler yapıldı. Şubat 2017’den itibaren yapıldı, 2020’de daha fazlasının yapılmasının nedeni de pandemi şartları. Bu kadar ihtiyacın talebin karşılanması bastırılması noktasında yapılıyor. Şimdi ‘Bu işlemler gizli yapıldı, protokol açıklanmadı, rakamla verilmiyor.’ Peki siz bu rakamları nereden biliyorsunuz? Nereden aldınız? Biz bir rakam açıklamadık.”

“Merkez Bankası bireylere döviz satmıyor”

Şahap Kavcıoğlu, dünyada en şeffaf veri açıklayan bankalardan birinin Merkez Bankası olduğuna işaret ederek, bankanın analitik bilançosunda bu verilerin günlük açıklandığını, saklanan ve gizlenen bir şey olmadığını vurguladı.

İşlemlerin hangi kur seviyesinden yapıldığının da belli olduğuna dikkati çeken Kavcıoğlu, “İşlem platformlarında bankaların yaptığı işlemler, gün gün hangi kurlardan gerçekleşmiş belli. Bunun bilançodan görüldüğünü kabul ettikten sonra bu sefer de ‘kimlere satıldı?’ diye başladılar. Bakın, dünyada böyle bir veri açıklaması söz konusu değil. Siz bireylerin veya firmaların bilgilerini nasıl açıklayabilirsiniz?” dedi.

Kavcıoğlu, işlem yapanların arasında bireylerin de bulunup bulunmadığı sorusunu, “Bunlar, işlem platformlarında yurt içi yurt dışı piyasa yapıcı bankalarla yapılıyor. Merkez Bankası bireylere döviz satmıyor. Böyle bir şey yok ama bankaların kendi müşterileri o platformlar üzerinden bir başka banka müşterisi olabilir, o banka müşterisi olabilir. Bunun o gün işlem yapılırken o an içinde ne piyasa kurunu, ne karşı tarafı bilmeniz mümkün değil.” şeklinde yanıtladı.

“Birileri bundan avantajlı çıktı mı, düşük kurla alım yapabildi mi? Tartışmaların odağında bu soru vardı. Bu bağlamda aslında bireyler var mı?” sorusu üzerine de Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“İnsanların kafalarını karıştırmak için 128 milyar dolar rakamı, şimdi de kur 6,85… Yani belirli rakamlarla insanları bir yerlere götürmek için kullanılan bir algı operasyonu. Böyle bir şey söz konusu değil, mümkünatı yok. Yapmak isteseniz de yapamazsınız. Kurlar tamamen o günkü piyasada oluşur ve karşı taraf bilgisi hiç kimse tarafından bilinmez. Belki de en az bilenlerden biriyim. Bu işi bankaların operasyon ve hazine departmanlarında yıllardır yapan insanlar, bunu çok iyi biliyorlar ama onlar da söylüyorlar. Bu arkadaşlar, eğer karşılarında biraz anlayan birisi olduğunda ‘Biz öyle demiyoruz, böyle diyoruz.’ diyerek olayı çarpıtıyorlar. Bu sefer ‘Karşı tarafı açıklasın’… Merkez Bankası, veri açıklama konusunda şeffaflığı dünyadaki en iyi merkez bankalarından biridir. Şeffaf bir bilançomuz var. Günlük olarak oradan her şeyi izleme ve görme şansınız var. Biz hiç kimseye 128 milyar dolar rakamını söylemedik. Bu eğer bugüne kadar gizli kalsaydı, peki bu arkadaşlar bunları nereden buldular?”

“Avrupa Merkez Bankası avroyu baskılayabilmek için yaptığı işlemleri 10 yıl sonra açıkladı”

Şahap Kavcıoğlu, protokolün içeriğinin açıklanmasına dair tartışmalara da değinerek, “Böyle bir şey olabilir mi? Devletin bir sürü kurumlarıyla, Merkez Bankasının bir sürü yurt içi-yurt dışı ilişkileri, işleri var. Her şey, her içerik açıklanabilir mi? Bir gizlilik olduğundan değil, bu Merkez Bankası’nın işlemleri, yapısıyla alakalı bir şey.” dedi.

Avrupa Merkez Bankası’nın 2001-2010 döneminde avroyu baskılayabilmek için yaptığı işlemleri 10 yıl sonra açıkladığını anlatan Kavcıoğlu, şöyle devam etti:

“Kimse sormadı ‘Niye açıklamıyorsun?’ diye. İsviçre Merkez Bankası bu verileri açıklamıyor. Daha yakın zamanda 3 ayda bir açıklıyor. Japonya Merkez Bankası yıl sonunda toplu rakamları veriyor. Kimse ‘Kime, hangi kurdan sattınız?’ diye sormuyor. Siz neden soruyorsunuz? Niye 2017’yi, 2018’i sormuyorsunuz? Daha önce döviz alım ihaleleriyle, döviz müdahaleleriyle yapılan işlemlerini niye sormadınız? ‘Kime kaç paradan sattınız?’ diye niye sormadınız? Burada rakamlar var. Bu süre içerisinde 2003’ten 2011’e kadar yapılan döviz alım müdahaleleri var. Döviz alım ihaleleri yoluyla var, direkt döviz alım müdahaleleri yoluyla var. Şimdi o gün niye bir tanesi çıkıp da ‘Siz bunları hangi kurda kime sattınız?’ demedi.

Dönem dönem Türkiye gibi kırılgan bir ülkede, cari açık veren bir ülkede biraz önce söylediğimiz gibi portföy yatırımlarının, sıcak paranın çok olduğu dönemlerde çok para girdiği için kur düşük, rezervleri de artırmak için döviz alım ihaleleri düzenlersiniz. 2013-2014 gibi dünyada bir ters gidiş olduğu, kuru baskılamak zorunda kaldığınız dönemlerde de döviz satım ihalelerinde bulunursunuz. Dönem dönem bunu piyasaya bırakmışsınız, dönem dönem Merkez Bankası’nın kurun daha sağlıklı bir şekilde oynaklığın sağlıklı şekilde devam etmesi için müdahaleleri olmuş. 2016’dan sonra başka bir yol denenmiş.”

“Hiç kimsenin burnu kanamadan bu pandemi krizi atlatılmıştır”

Şahap Kavcıoğlu, “Neden döviz satım ihalesi uygulanmadı da bu yöntem uygulandı? Bugünü farklı kılan, bugün yapılmak istenen nedir? Neden döviz rezervleri eritildi de faiz artırımına gidilmedi o dönem?” sorusu karşısında, şunları ifade etti:

“Her şeyi kendi dönemi içerisinde tartışmak gerekir. Ben 30 yıldır bankacıyım. 1990 krizi ile bankacılık sektörüne başladım, 1994 krizini bilfiil yaşamış insanlardan biriyim. 1998-1999 krizi, 2000 krizi… 2008 krizi de Türkiye’de derin izlerle bırakmıştır ama Türkiye o krizi yönetebildiği için reel sektöre, vatandaşına çok daha az etki ederek atlattı. O zaman Cumhurbaşkanımızın meşhur ‘Bu krizi bizi teğet geçecek’ lafı vardı. Vatandaşımız o krizden etkilenmeden çıktı ama devlet, hükümet, Merkez Bankası veya diğer kurumlar olarak baktığınız zaman, Türkiye o yıllarda da küçüldü, rakamlar o kadar iç açıcı değil. Ancak önemli olan bunu yönetebilmek. 2019-2020’de siz hiçbir şey yapmayabilir, piyasaya bırakabilirdiniz. Kur gidebildiği yere kadar giderdi. Sonra faiz artırsanız da ne kadar kontrol edebilirdiniz? Bunun örneklerini Türkiye yaşadı, Arjantin ve Brezilya’da olduğu gibi dünya da yaşadı. Büyük Buhran’dan da daha fazla bir sıkıntının, krizin yaşandığı bir yılı konuşuyoruz. Diğer ülkelerin nasıl destek aldıklarını hepimiz biliyoruz.”

Salgın döneminde dünya merkez bankalarının bilançosunun 10 trilyon dolar genişlediğini belirten Kavcıoğlu, “Bu merkez bankaları ne yaptı bu parayı? Bu kadar genişlemeyi ne yaptılar. Onlar yaparken, TCMB hiçbir şey yapmadan mı duracaktı? Yapılanları kendi içinde değerlendirmemiz lazım. O gün öyle yapıldı, böyle yapıldı. Sonucuna bakalım. Döviz işlemlerinin sonucunda vatandaşın, yurt dışı yatırımcısının, reel sektörün burnu kanamadan 2020 pandemi krizi atlatılmıştır.” diye konuştu.

Kavcıoğlu, 1994-1995 krizinde birçok firmanın battığını, 2020 krizinde ise bankaların bir araya gelerek firmaların çeklerinin ödenmesini ve batmalarının engellenmesini sağladığını söyledi.

Bunların bir irade ile olduğunu vurgulayan Kavcıoğlu, düşük faizli krediler olmasaydı, sektörün nasıl yara alacağını herkesin bildiğini dile getirdi.

Kavcıoğlu, Türkiye’de reel sektörün protestolu senet ve çekte en düşük dönemini yaşadığını aktararak, “Bir kriz var ve benim 30 yıllık tecrübem bu oranların daha yüksek olmasını gerektirir. Bankacılık sektörünün takipteki alacaklar oranının daha yüksek olmasını gerektirir.” dedi.

“Müdahale değil, kurun oynaklığının sağlıklı bir şekilde yönetimi”

Şahap Kavcıoğlu, “Dalgalı kur rejimindeyiz. Müdahale ne kadar doğru diye tartışılıyor. Böyle müdahale edilmesi o serbest kur rejimi ile yan yana koyduğumuzda ne ifade ediyor?” sorusunu, “Buna ‘kurun oynaklığının sağlıklı bir şekilde yönetimi’ diyeceğiz, bir müdahale değil. Burada bir de talebin karşılanması var. Bunların hepsini o günkü talep ve arz içerisinde değerlendirmemiz sağlıklı.” şeklinde yanıtladı.

Kavcıoğlu, TCMB Başkanlığı’na gelmesinin ardından yaptıkları net açıklamaya ve banka genel müdürleri ile görüşmelerinde gerekli mesajları vermelerine rağmen, Asya piyasalarında kurun ciddi dalgalandığını anlattı.

Bir haftalık süreçte Türkiye’de 11 milyar doların piyasadan çıktığını belirten Kavcıoğlu, burada TCMB’nin hiçbir müdahalede bulunmadığını, ülkenin rezervlerinin yeterli olduğu için piyasanın bu talebi kendi kendine karşıladığını söyledi.

Kavcıoğlu, ülkenin rezervlerinin çok karıştırıldığını, bunların tartışılmasının çok üzücü olduğunu vurguladı.

Net-brüt rezerv tartışmalarına da değinen Kavcıoğlu, IMF’nin tanımında yıllardır brüt rezervlerin kullanıldığını, bankacılık sektörünün de yıllardan beri bu tanımı dikkate aldığını aktararak, şunları kaydetti:

“Bir şeyleri çıkarmak, bir şeylere ulaşmak için değişik hesaplamalara gitmeye gerek yok. Hem TCMB hem de Türkiye Cumhuriyeti devleti şu anda hiç olmadığı kadar iyi durumda. Türkiye’de rezervlerin yapısı değişmiştir. Türkiye’nin yıllardır 120 ton altını vardı. 2012’de başlıyor, 2019 ve 2020’de Türkiye’nin altın rezervleri 710 ton altına çıkıyor. 2017-2018’den sonra yurt dışındaki tüm altınlar Türkiye’ye gelmiştir. Şuan Türkiye’nin tüm altınları TCMB’dedir ve 120 ton olan altını bugün 720 tondur.”

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.