İstanbul
26°

AÇIK

13:16

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Erkan Akçay: Cumhur İttifakı öncelikle bir sistem ittifakıdır

Erkan Akçay: Cumhur İttifakı öncelikle bir sistem ittifakıdır

ABONE OL
7 Aralık 2020 20:04
Erkan Akçay: Cumhur İttifakı öncelikle bir sistem ittifakıdır
0

BEĞENDİM

ABONE OL
          2021 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulu’nda
  • MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay Cumhur İttifakı ne seçim ittifakıdır ne iktidar koalisyonudur, Cumhur İttifakı öncelikle bir sistem ittifakıdır ve ayrıca Cumhur İttifakı bir yapım ittifakıdır
  • MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül: Belirsizlik ve tereddütlerin arttığı, ticari rekabet yerine ticari savaşların yaşandığı böyle bir dönemde, yeni ekonomi paketi ile belirlenen politikalar ve hedeflenen stratejik reformlar sayesinde güçlü tedbirler alındığı kanaatindeyiz

TBMM (AA) – MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Cumhur İttifakı ne seçim ittifakıdır ne iktidar koalisyonudur, Cumhur İttifakı öncelikle bir sistem ittifakıdır ve ayrıca Cumhur İttifakı bir yapım ittifakıdır.” dedi.

Akçay, TBMM Genel Kurulu’nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerinde MHP grubu adına yaptığı konuşmada, bütçenin, performans esasına göre hazırlandığını, bu sayede, kamu hizmetleri ile kaynak tahsisleri arasında güçlü bir bağ kurulacağını ve toplumun beklentilerini öne çıkaracağını dile getirdi.

Kovid-19 salgınıyla mücadelenin devlet-millet bütünleşmesiyle başarılı ve kararlı bir şekilde sürdürüldüğünü belirten Akçay, “Avrupa, yaşlı hastalarına ölüm protokolleri imzalatırken, devletimiz, her yaştan vatandaşına ihtimam göstermektedir.” dedi.

“Siyaset, kör dövüşlere teslim edilmeyecek kadar önemli, ucuz siyasetlere kurban edilmeyecek kadar kıymetlidir.” diyen Akçay, “Siyasi motivasyonunu polemiklerden, demagojilerden devşirmek, yabancı ülkelere, terör örgütlerine, FETÖ’ye, PKK’ya sırtını yaslayarak çıkar ummak siyaset değildir.” ifadelerini kullandı.

Akçay, şunları kaydetti:

“Ülkemizin değerlerine ve kurumlarına düşmanca hakaret etmek ne siyasettir, ne de muhalefettir. Bizim anlayışımıza göre siyasetçi, varlığını karanlık mahfillerin kirli emellerine değil, Türkiye’ye ve Türk milletine adamalıdır. Siyasetçi gücünü ve referansını Atlantik ötesinden, Avrupa’dan değil millet iradesinden almalıdır. Ülkesine hizmet etmek isteyen her siyasetçi öncelikle milletin değerlerine ve ülkenin kurumlarına saygı duyarak düşüncelerini dile getirmelidir.

Bir siyasetçi düşünün ki yaptığı bir açıklamayla ‘Türkiye Libya’da çizgiyi aştı.’ diyerek kendi ülkesini itham ediyorsa ve aynı kişi ‘Türkiye, Libya’da Birleşmiş Milletlerin kararlarına uymuyor.’ diyerek Türkiye’yi şikayet edip hedef gösteriyorsa, bu sözleri nasıl yorumlayacağız? Bu açıklamadan bir gün sonra Libya’ya insani yardım götüren Türk gemisine, Yunan komutanın talimatıyla Alman savaş gemisi tarafından uluslararası hukuka aykırı olarak Akdeniz’de baskın yapılmıştır. Şu tesadüfe bakın ki bu siyasetçinin birlikte siyaset yaptığı bir siyasi arkadaşı yapılan bu baskını savunarak baskıncılara adeta meşruiyet sağlamaya çalışıyorsa bunu neyle izah edeceğiz?

Bunlar ‘Türkiye komşularının toprak bütünlüğüne saygı duymuyor, radikal unsurlara destek veriyor.’ dediler, ayrıca ‘Türkiye Azerbaycan’a silah yardımı yaptı, cihatçı gruplar gönderdi.’ iftirasını atarak Macron’a ve yabancı ajanslara malzeme verdiler. ‘Türkiye’de can ve mal güvenliği yok, hukuk ve demokrasi yok, yatırım yapmayın’ anlamında sözler sarf ettiler. YPG’nin terör örgütü olmadığını söylediler. Türkiye’nin terör örgütlerine yönelik sınır ötesi operasyonlarına şiddetle karşı çıktılar. Suriye’de YPG, PKK’yla mücadele eden Türkiye’yi korsan devlet olarak nitelendirdiler. Libya’daki Türk askerini lejyonere benzettiler.”

Akçay, bazılarının ‘Toplumda güvenlik kaygısı arttı ancak bu terör örgütlerinden, gaspçılardan değil polis ve bekçilerden kaynaklanıyor.’ diyecek kadar gaflete düştüklerine işaret ederek, şöyle devam etti:

“Bu sözler güvenlik güçlerini karalayıp teröristi ve gaspçıyı aklamak değil de nedir? ‘Türkiye Suriye’de meşru değildir. Türkiye Suriye’de nüfus mühendisliği yapıyor.’ dediler. Bu sözler Türkiye’yi karalamak değil midir? ‘Bugün Suriye’ye savaş açsak banko Esad’ı tutarım.’ sözüne ne diyeceğiz? ‘SİHA’lar sivilleri vuruyor.’ diyenleri hangi vicdana havale edeceğiz? Geçmişte yaptığı açıklamayla Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerimize de karşı çıkan kişi ‘Ordu Katar’a satıldı.’ diyebildi. Bu vahim sözler sarf edilirken oysa şanlı Türk ordusu karada, havada ve denizde büyük ve kritik mücadeleler verdi, veriyor ve destansı başarılar kazandı.

Türkiye’ye ve Türk milletine, Türk ordusuna karşı organize ve senkronize bir şekilde bir karalama ve iftira kampanyası yürütüldüğü açıkça ortadadır. Türkiye’yi uluslararası arenada zor duruma düşürme gayretleri aşikardır. Bunların Türkiye’ye karşı Türkiye düşmanı bazı ülkelerle ağız birliği yaptığı açıkça bellidir. Ancak Türk milleti bunları asla affetmeyecektir.”

– “Terörün kökü kazınacak”

Cumhur İttifakı’nın dördüncü yılını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin iki yılını başarıyla tamamladığını belirten Akçay, “Cumhur İttifakı ne seçim ittifakıdır, ne iktidar koalisyonudur, Cumhur İttifakı öncelikle bir sistem ittifakıdır ve ayrıca Cumhur İttifakı bir yapım ittifakıdır.” dedi.

Bu sisteme keyfi olarak, günlük siyasi dürtülerle değil, bir zaruret ve tarihi tecrübeler sonunda geçildiğini söyleyen Akçay, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile hükümet krizlerine, istikrarsız yönetimlere son verilmiş, darbe ve vesayet odakları tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır.” diye konuştu.

Sistemin, demokratik kurum ve kurallar çerçevesinde istikrarlı bir şekilde işlediğini dile getiren Akçay, “Ayrıca ekonomi, hukuk ve sosyal alanlarda yapılacak reformlarla gücüne güç katacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin terörle mücadeleyi kim ne derse desin kararlılıkla sürdüreceğini ve terörün kökünün kazınacağını belirten Akçay, “Terör örgütü ve destekçileri tarafından evlatları kaçırılan annelerin Diyarbakır’dan yükselen ahı terör örgütünün ensesindedir.” dedi.

– “Yeni Ekonomi Programı’ndaki hedeflerle uyumlu”

MHP Grup Başkanvekili Levent Bülbül de Milliyetçi Hareket Partisi olarak, görüşülmekte olan Bütçe Kanun Teklifini desteklediklerini söyledi.

Bülbül, 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 40 genel bütçeli kamu idaresi, 127 üniversite, 45 özel bütçeli kamu idaresi, 11 düzenleyici ve denetleyici kamu idaresi olmak üzere 223 kamu idaresinin bütçesinin görüşüleceğini belirterek, yapılan kanun değişikliği sonucunda 2021 yılı bütçesinin ilk kez Program Bütçe esasları çerçevesinde hazırlandığını bildirdi.

2021-2023 dönemini kapsayan Yeni Ekonomi Programı’ndaki hedeflerle uyumlu olarak hazırlanmış bütçe kanun teklifinin, kamu dengelerinin iyileştirilmesi, kamu maliyesi alanında elde edilmiş  kazanımların korunmasını amaçladığını ifade eden Bülbül, şöyle konuştu:

“2021 yılı bütçe giderleri 2020 yılına göre yüzde 22,9 artışla 1 trilyon 346,1 milyar lira, bütçe gelirleri ise yüzde 15.1 artışla 1 trilyon 101,1 milyar lira olarak teklif edildiği, bütçe açığının ise 245 milyar lira olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır. 2021 yılı toplam vergi gelirlerinin 922,7 milyar olmasının hedeflendiği görülmektedir.

Belirtmek gerekir ki; 2021 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu; küresel ekonomide büyük bir şoka ve ardından sarsıntıya sebep olan Kovid-19 salgınının etkili olduğu şartlarda hazırlanmıştır. Kovid-19 salgınının küresel ekonomide kısa vadede meydana getirdiği tahribatın boyutları yeni yeni kendini göstermeye başlamış olsa da asıl etkinin uzun vadede küresel ekonomide yaşanacak büyük değişimlerle ortaya çıkabileceği öngörülmektedir.”

Bülbül, 2020’de dünya ekonomisinin yüzde 4,4 oranında daralmasının beklendiğini, bu oranın 2009 küresel finans krizinden bu yana yaşanan en büyük daralma olarak kabul edildiğini belirterek, 2020 yılının ilk çeyreğinde yıllık yüzde 4,4 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin, uygulamaya konulan normalleşme planıyla toparlanmanın haziran ayından itibaren kendini gösterdiğini aktardı. Bülbül, “Belirsizlik ve tereddütlerin arttığı, ticari rekabet yerine ticari savaşların yaşandığı böyle bir dönemde yeni ekonomi paketi ile belirlenen politikalar ve hedeflenen stratejik reformlar sayesinde güçlü tedbirler alındığı kanaatindeyiz.” ifadelerini kullandı.

– Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi değerlendirmesi

Türkiye ekonomisinin dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülke ekonomisine nazaran salgın sürecinin getirdiği sarsıntılardan minimum hasarla çıkacak direnci ve toparlanma emarelerini gösterdiğini belirten Bülbül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ekonomi ve hukuk alanında atılacağı ifade edilen adımlarla, demokrasi, insan hakları ve sosyal refah yönünden olumlu gelişmelerin yaşanmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’de gerçekleşen en stratejik yönetim reformu olduğunu vurgulayan Bülbül, bu sisteminin kurum ve kuralları ile kökleşmesinin hayati önem taşıdığını söyledi.

Bülbül, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye’nin stratejik kuvvetidir. Güçlü devlet, güçlü yönetim, demokratik istikrar üçlü sacayağı üzerine yerleşen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile devletimiz daha hızlı ve etkili karar alma kabiliyetine kavuşmuş çok daha esnek hareket edebilme imkanına sahip olmuştur.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kurum ve kurallarıyla yerleşik hale gelmesi için Meclis iç tüzüğünde ihtiyaç duyulan değişikliklerin yapılmasının gerekli olduğunu belirten Bülbül, “Meclisin yasama kapasitesini ve kalitesini artıracak olan içtüzük değişikliklerine Milliyetçi Hareket Partisi olarak olumlu katkı sağlamaya hazır olduğumuzu bir defa daha dile getiriyoruz. Bununla birlikte; yasama ve denetim süreçlerinde komisyonların etkili hale gelmesi, kanun tekliflerinin etki analizlerini yapacak ve raporlayacak sistemin oluşturulması, kesin hesap ve denetim raporlarının görüşüleceği ayrı bir daimi ihtisas komisyonu kurulması gerektiğini düşünmekteyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’de sağlık sisteminin birçok ülkeden farklı olarak pandemiye karşı hazırlıksız yakalanmadığını ifade eden Bülbül, Türkiye’nin sürecin yönetiminde attığı adımlar ve aldığı tedbirlerle kendine yeterli olmakla kalmayıp birçok ülkeye yardım edebildiğini söyledi.

İsrail-Mısır ve Yunanistan’ın Türkiye ve Kıbrıs Türkü’nün haklarını gasp etmeye yönelik faaliyetlerine karşı Türkiye’nin kararlı bir şekilde Doğu Akdeniz’de varlık göstermeye devam ettiğini belirten Bülbül, “Doğu Akdeniz’de en uzun kıyı şeridine sahip olan ülkemizin, Uluslararası Hukukta hiçbir bağlayıcılığı olmayan Sevilla haritası adlı harita üzerinden Antalya Körfezine hapsedilmeye çalışılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu ucube tezler bizim açımızdan yok hükmündedir ve ayaklarımızın altındadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Bülbül, konuşmasını şöyle tamamladı:

“Cumhur İttifakı; milli ve yerli anlayışla Türk Devleti’ne yönelen bütün tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmektedir. Cumhur İttifakı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyetlerin üzerine çıkma hedefini yakalama azmi ile milli ve üniter bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milletini yaşatmak ve ülkemizi küresel güç haline getirecek adımları atacak milli, ahlaki ve tarihi bir birlikteliktir. Türk Milletinin, İslam dünyasının ve bütün mazlumların umudu Türkiye’dir, Cumhur İttifakıdır. Gelecek, inanıyoruz ki Müslüman Türk Milleti’nin ve Türkiye’nin olacaktır.”

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.