İstanbul
31°

AÇIK

17:09

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Çavuşoğlu: AİHM kendi içinde çelişiyor

Çavuşoğlu: AİHM kendi içinde çelişiyor

ABONE OL
30 Aralık 2020 16:39
Çavuşoğlu: AİHM kendi içinde çelişiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

2020 dış politikasını değerlendirme toplantısında soruları yanıtladı

ANKARA (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye-Mısır ilişkilerinin geliştirilmesi için istihbarat düzeyinde temasların olduğunu, bu diyaloğun dışişleri bakanlıkları düzeyinde de devam ettiğini belirterek, “Uluslararası platformlarda birbirimize karşı olmama ilkesine uygun hareket etmeye çalışıyoruz.” dedi.

Çavuşoğlu, 2020 yılına ilişkin düzenlediği dış politika değerlendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Mısır’ın Libya’ya gönderdiği heyete ilişkin Çavuşoğlu, ülkenin uzun süre sonra Libya’ya bir heyet gönderdiğini ancak bu heyetin Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın ziyaretiyle bağlantılı olmadığını söyledi.

Akar’ın ziyaretinden Mısır’ın haberdar olmasının mümkün olmadığını belirten Çavuşoğlu, nasıl Suriye ve Irak’taki gelişmeler Türkiye’yi etkiliyorsa, Libya’daki gelişmelerin de komşu ülke Mısır’ı etkilemesinin olağan olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin, Libya’da doğu tarafıyla da temasları bulunduğunu ifade eden Çavuşoğlu, Libya’da Halife Hafter yanlısı Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in özel temsilcisinin Türkiye’ye geldiğini, Salih’in geçenlerde yardımcısını da göndermek istediğini ancak o ziyaretin gerçekleşmediğini anlattı.

Çavuşoğlu, Mısır’la ilişkilere dair ise şunları kaydetti:

“Diğer taraftan Mısır’la ilişkilerin geliştirilmesi için istihbarat düzeyinde temaslar var ama dışişleri bakanlıkları düzeyinde de bu diyalog devam ediyor. Örneğin en son İİT Toplantısı’nda bazı konularda itirazlarını Mısır kaldırdı. NATO ile ilişkilerimizde biz bazı olumlu adımlar attık. Yani uluslararası platformlarda birbirimize karşı olmama ilkesine uygun hareket etmeye çalışıyoruz. Bu konularda görüşüyoruz.”

Ankara ve Kahire’nin ülkedeki temsilcilikleri ile de temasların sürdürüldüğünü belirten Çavuşoğlu, Mısırlı mevkidaşıyla geçen yıl uluslararası toplantılarda denk geldiklerinde görüştüklerini ve “bir yol haritası üzerinde çalışalım” dediklerini de aktardı.

Çavuşoğlu, “Ama tabii komşu ülkelerle, diğer ülkelerle dengeler biraz farklı. Zamanla bunlar da yoluna girecektir.” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD ile Türkiye arasındaki yaptırımlar sorununun çözülmesi için iş birliği teklifi yapıldığını belirterek, “Şu an bir çalışma grubu kurulmadı ancak görüşmeler var. Çalışma grubu kurulunca ilan ederiz.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Ankara’da gazetecilerle yaptığı sohbet toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye ile İsrail ilişkilerine yönelik soruya yanıt veren Çavuşoğlu, ilişkilerin İsrail’in Filistin’e yönelik saldırgan politikaları nedeniyle bu hale geldiğini belirterek, “İsrail bu adımlarını sürdürürse sağlıklı bir ilişki sürdürmemiz mümkün değil. O yüzden ilişkilerin durumu İsrail’e bağlı. Normalleşme olursa o zaman karşılıklı büyükelçi atama kararı da alırız.” dedi.

Çavuşoğlu, iki ülke arasında ara bulucuya gerek olmadığına dikkati çekerek, “İki ülke arasında bu diyaloğu kurabilecek birçok kurum ve mekanizma var. İsrail’de bu kararlılık olursa o zaman bu kanallar işleyebilir.” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Türkiye’ye yönelik aldığı yaptırım kararlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, geçmişte ABD’ye S400 alımları konusunda bir çalışma grubu kurma teklifi yapıldığını ancak kabul edilmediğini belirtti.

Çalışma grubu teklifinin ABD’ye yeniden iletildiğine işaret eden Çavuşoğlu, “Biz daha önce bir çalışma grubu oluşturulması teklifinde bulunduk. NATO bünyesinde, NATO’dan ABD’den ve Türkiye’den uzmanların da olduğu. S400’le ilgili iddialar doğru mu, değil mi uzmanlar değerlendirsin istedik. ABD o zaman yanaşmadı. Şimdi ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile yaptığımız telefon görüşmesinde teklifin geçerli olduğunu söyledik. Bu konuda ABD’liler de ‘birlikte çalışalım’ dediler. Şu an ortak bir çalışma grubu kurulmadı ama görüşmeler var. Çalışma grubu kurulunca ilan ederiz.” diye konuştu.

Yeni başkan Joe Biden dönemine ilişkin de açıklamalar yapan Çavuşoğlu, ikili ilişkilerin şeffaf ve öngörülebilir olması halinde sorunların çözülebileceğini ifade etti.

Gümrük Birliği AB’nin yararına

Doğu Akdeniz konusunda da değerlendirmelerde bulunan Çavuşoğlu, “Doğu Akdeniz’de biz bir taraftan Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının haklarını korumaya kararlı olduğumuzu gösterdik diğer taraftan da hakça paylaşımdan yana olduğumuzu da göstermeye çalıştık. Çok taraflı Doğu Akdeniz Konferansı çerçevesinde görüş ayrılıklarımız olsa da bunları konuşabiliriz ve Akdeniz’de gerginlik azalabilir.” dedi.

Çavuşoğlu, AB’nin vize serbestisi konusunda Türkiye’nin yerine getirdiği maddelerden birkaçına küçük detaylar nedeniyle takıldığını belirterek, “Vize serbestisi ve Gümrük Birliği olur mu olur. Gümrük Birliği AB’nin yararına hatta bizden daha fazla yararlanacak ülkeler var ama bizim de terörle mücadelede beklentilerimiz ortada. AB bu konularda adımlar atarsa, bahsettiğimiz olumlu atmosfer diğer alanlardaki ilişkilerimizin önünü de açar.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin AB ve ABD ile ilişkilerinde kendisi açısından hayati kabul ettiği sorunlar olduğuna dikkati çeken Çavuşoğlu, Suriye’de PYD/PKK’ya verilen destek ile FETÖ konusunda atılmayan adımları örnek gösterdi.

İsrail açıklarında çıkan hidrokarbonun en verimli ihracat güzergahı Türkiye’dir

İsrail ile enerji alanında iş birliği yapılması yönünde bir soruya da yanıt veren Çavuşoğlu, “İsrail açıklarında çıkan hidrokarbonun en verimli ihracat güzergahı Türkiye’dir.” dedi.

Bu konuda Türkiye ile görüşmek yerine Türkiye’nin EastMed Forumu gibi oluşumlardan dışlandığına dikkati çeken Çavuşoğlu, “Bu siyasi bir oyundur. Tüm ülkelerle görüşüp bu projenin daha verimli güzergahtan, yani Türkiye’den geçmesi konusunu görüşebiliriz. İsrail’in kıta sahanlığı içinde çıkan hidrokarbon ihraç edecek kadarsa ikili düzeyde görüşülebilir.” değerlendirmesini yaptı.

Çavuşoğlu, Nahçıvan’la Azerbaycan arasında açılacak Nahçıvan koridoruna da değinerek, “Bölgesel ticaret ve lojistiğin gelişmesi için önemli bir koridor olacak. Koridor açıldığında Ermenistan’la ilişkiler de normalleşeceği için Ermenistan ve Ermeni halkı da kar edecek. Bizim ve Azerbaycan için çok önemli olduğu kadar Ermenistan için de önemli.” ifadelerini kullandı.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Türkiye’ye yönelik tutumunu değerlendiren Çavuşoğlu, bu ülkenin Türkiye’ye yönelik politikalarını “Dostane değil” şeklinde yorumladı.

BAE’nin Türkiye’ye Mısır ve Müslüman Kardeşler’e yönelik tutumu nedeniyle tepki gösterdiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Biz Müslüman Kardeşler üzerinden bir politika yapmıyoruz. Mısır’da darbe olduğunda onlar görevdeydi. Fas’ta bazen Müslüman Kardeşler iktidar oluyor bazen olmuyor. Tunus’ta Nahda hareketi vardı şimdi yok ve ilişkilerimiz daha iyi. Kuveyt’te meclisteler. Biz ilişkilerimizi bir hareket üzerinden yürütmüyoruz.” açıklamasında bulundu.

Gelecek dönemde yapılacak Körfez İşbirliği Konseyi Zirvesi’ni de hatırlatan Çavuşoğlu, Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerde yumuşama belirtileri olduğunu, bunun Türkiye ile bölge ülkeleri ilişkilerine de yansıyabileceğini belirtti.

Uygurları siyaseten kullanmıyor, insan hakları olarak savunuyoruz

Çavuşoğlu‘nun Katar’ın Türkiye’deki yatırımlarını eleştiren muhalefete yönelik açıklamaları da oldu. Küresel sermayenin Türkiye’ye gelmesinin önemli olduğunu belirten Çavuşoğlu, Türkiye’deki Fransız, İtalyan, Alman ortak yapımı Eurosam’ı hatırlatarak, “Onlar gelince sorun yok da Katar mı sıkıntı? Sermayenin ülkesi, rengi mi var? İsrail’den de bize yatırım yapılıyor ve bu konuda eleştiriliyoruz. İlişkiler kötü ama ticaret devam ediyor diyorlar. İlişkiler kötü diye özel sektörün çıkarlarını mı engelleyelim?” ifadelerini kullandı.

Çin’den gelecek yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısının gecikmesine ilişkin Çavuşoğlu, gecikmenin Türkiye’nin Uygur Türklerine yönelik tutumuyla ilgili olmadığını söyledi.

Her fırsatta Uygurlara yönelik Türkiye’nin tutumunun ortaya konduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Biz Çin Dışişlerinden aşı konusunda ihracat izni isterken bile hemen ilaveten Uygur Türkleri ile ilgili hassasiyetimizi de söylüyoruz. Heyet yollamak istediğimizi söylüyoruz. Pandemi de yavaş yavaş sona eriyor, bizim Uygur Türklerinin durumunu incelemek için göndereceğimiz heyet için iş birliği yapalım diyoruz. Uygurları siyaseten kullanmıyor, insan hakları olarak savunuyoruz.” şeklinde konuştu.

Bazı ülkelerin Uygur meselesini siyasi olarak kullandığına dikkati çeken Çavuşoğlu, Türkiye’nin bu konuda hiç taviz vermediğini vurguladı.

Çavuşoğlu, Azerbaycan’ın talebiyle oluşturulacak bölgesel Altılı Platforma ilişkin ise bazı ülkelerin çekincelerinin olduğunu ancak oluşması halinde bölge için önemli bir siyasi ve ekonomik platform olacağını da sözlerine ekledi.

İyon Denizi

Yunanistan’ın İyon Denizi’nde karasularını 12 mile çıkarmak istediğine dair açıklamayla ilgili Çavuşoğlu, bu konunun daha önce de gündeme geldiğini söyledi.

Türkiye’nin daha önce bu konuya ilişkin, “Eğer Ege’ye yönelik adım atarsanız, Türkiye’nin cevabını iyi biliyorsunuz dedik ve Ege’ye yönelik bu adımı atmayacaklarını söylediler.” ifadesini kullanan Çavuşoğlu, İtalya tarafından atılan adımın Türkiye’yi ilgilendirmediğini kaydetti.

Yunanistan’ın silahsızlandırılmış adaların statüsünü 1950’li yıllardan beri ihlal ettiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, bunu 1974’e kadar inkar ettiğini ve daha sonra Türkiye’den tehdit algılandığı iddiasıyla adaları silahlandırdığını kabul ettiğini anımsattı.

Çavuşoğlu, istikşafi görüşmelerde ele alınması gereken konulardan birinin bu olduğuna işaret ederek, “Yunanistan ‘Uluslararası Adalet Divanının (UAD) yetkisini tanımayacağım’ diyor. Biz de şu gerçeği söylüyoruz, bir sivil havacılıkla ilgili konular, iki silahsızlandırılmış adaların statüsü ve üç deniz yetki alanları var. Yunanistan, bu alanlarda UAD’nin yetkisini tanımıyor. İkili diplomatik yollarla da çözülür ama mahkemeye giderse de biz haklıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs

Kıbrıs meselesiyle ilgili ise iki devletli çözüm konusunda öncellikli olarak “5+5” formatında gerçekleşecek gayriresmi toplantıda bir müzakere zemini oluşması halinde hemen müzakereye başlanabileceğini ifade eden Çavuşoğlu, “İki devletli çözüm olursa müzakere edilecek konu sayısı çok az olur. Dolayısıyla çok daha çabuk bitebilir. Ancak 2021’de bu gerçekleşir mi, bir şey diyemem çünkü sadece bize bağlı değil. Karşı tarafın tutumuna da bağlı.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Kapalı Maraş’ın da kimsenin mülkiyet hakkına zarar vermeden açıldığını, Rum kesiminden vatandaşların bile Türkiye’ye teşekkür etmeye başladığını kaydetti.

Envanter çıkarıldıktan sonra da Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına uygun şekilde herkesin mülkiyet hakkına sahip çıkarak teslim edileceğini vurguladı.

 Sputnik V Aşısı

Rusya’nın “Sputnik V” aşısına” ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, tüm aşı üreten ülkelerde olduğu gibi Rusya’nın aşıyla ilgili bilgileri Türkiye’ye gönderdiğini belirtti.

Türkiye’deki uzmanlar ve Bilim Kurulunun ilave bilgi talep ettiğini ve bunun da gelmeye başladığını ifade eden Çavuşoğlu, “Rusya bize ve bazı diğer ülkelere bu aşının ortak üretimi için teklifte bulundu. Cumhurbaşkanımız da iki tarafın yararına olacak şekilde bunu yapabileceğimizi söyledi ve bir mutabakat zaptı imzalandı. Bilgilerin tamamen gelip incelenmesinden sonra adımlar atılacak.” açıklamasında bulundu.

Suriye

Çavuşoğlu, ABD’yle açıklanan ortak deklarasyon ve daha sonra Soçi’de imzalanan mutabakat zaptına göre, Rusya’nın kendilerinin bulunduğu bölgelerdeki PKK/YPG’lileri en az 30 kilometre güneye çıkarmak zorunda olduğunu hatırlattı.

Mutabakata göre, teröristlerin bu bölgeden çıkmaması durumunda Türkiye’nin gerekeni yapabileceğine dikkati çeken Çavuşoğlu, Rusya’nın söz verdiği bölgeden teröristlerin çıkmadığı bilgisini paylaştı.

Teröristlerin Fırat Kalkanı, Barış Pınarı ve bazı diğer bölgelerine sızmaya çalıştığını ve Türkiye’nin söz konusu teröristleri etkisiz hale getirdiğini ifade eden Çavuşoğlu, “PKK/YPG bundan rahatsız oldu.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Rusya ile yapılan görüşmede iki konuda net mesaj verdiklerini belirterek, “Hafter tehdit dili kullanıyor, bize karşı bu söylemleri devam ettirirse bilin ki Hafter bizim için meşru hedeftir. PKK/YPG için de aynı şeyi söyledik. Bakın biz sizinle bir anlaşma imzaladık. Teröristleri çıkarma yükümlülüğünüz var dedik. Mesajı aldılar.” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, kamu diplomasisi stratejileri kapsamında, İletişim Başkanlığı ve TBMM ile iş birliği halinde, özellikle ABD’de yeni yönetime, Kongre’ye, Washington’ın yanı sıra eyaletlere yönelik iletişim stratejilerini hayata geçireceklerini söyledi.

Çavuşoğlu, 2020 yılına ilişkin düzenlediği dış politika değerlendirme toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Dışişleri Bakanlığının, dış politika konularında devre dışı bırakıldığı şeklindeki iddialara ilişkin soru üzerine Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin amacının, tüm kurumlar arasındaki iş birliğini ve koordinasyonu güçlendirmek olduğunu, yeni sisteme geçiş döneminde yaşanan aksaklık ve eksikliklerin ise sistemle değil uygulamayla ilgili olduğunu söyledi. Çavuşoğlu, “Hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı baypas edilmez. Geçmiş dönemlerde de olmadı, bizim dönemimizde de hele hele hiç olmadı.” diye konuştu.

Bakan Çavuşoğlu, Dışişleri Bakanlığının, gelenekleri, vizyoner politikaları, attığı adımlar ve tüm mensuplarıyla dünyadaki en güçlü dışişleri bakanlıklarından bir tanesi olduğunu ve tüm çalışmaları diğer kurumlarla uyum ve koordinasyon içinde yürüttüğünü söyledi. Çavuşoğlu, “Bakanlığımızın önemi her geçen gün daha da artıyor. Bakanlığımızın mensupları, diplomatlarımız da dünyanın en saygın, en çalışkan ve başarılı diplomatlarıdır. Kesinlikle öyle bir dışlanma yok.” ifadelerini kullandı.

ABD’ye yönelik bu tür (iletişim ve kamu diplomasisi) temaslarımızı arttıracağız

Türk dış politikasında benimsenen “akıllı güç” yaklaşımı ile ABD ile ilişkilerde S-400 ve diğer konularda Türkiye’nin haklılığının anlatılmasına, Türkiye’nin iletişim stratejilerine ilişkin bir soru üzerine Çavuşoğlu, “Akıllı gücü dengeli kullanmamız sayesinde, gerek diplomaside gerekse ihtiyaç duyduğumuzda sahada attığımız adımlar sayesinde Türkiye’nin artık oyun kurucu ve oyun bozucu bir ülke olduğunu artık herkes anladı.” yanıtını verdi.

Çavuşoğlu, Türkiye ile ilişkilerinin geliştirilmesinin önemine inanan ülke sayısının arttığını, ABD’de de S-400 ve diğer konulara ilişkin olumsuz tutum ve açıklamalara rağmen bir taraftan da Türkiye’nin önemini vurgulayan siyasetçi, akademisyen ve uzman sayısının da artmaya başladığını söyledi. Haritaya bakıldığında bölgede Türkiye’den daha istikrarlı ve güvenilir bir ülkenin olmadığını söyleyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

“Bunu daha iyi anlatmamız lazım. Kamu diplomasisi stratejileri kapsamında, bizim Bakanlığın ve tüm mensuplarımızın çabalarına ilaveten İletişim Başkanlığımız ve TBMM ile çalışmalarımız var. Yeni yönetimle beraber özellikle ABD’ye yönelik bu tür temaslarımızı da arttıracağız. Sadece yönetime yönelik değil, Kongre’ye de yönelik, hatta sadece Washington’da değil eyaletlere yönelik de iletişim stratejilerimiz var.”

Çin’le imzalanan suçluların iadesine yönelik anlaşma

Çavuşoğlu, Türkiye ve Çin arasında 2017’de imzalanan ancak TBMM’nin henüz onaylamadığı “Suçluların İadesi Anlaşması”na ilişkin soru üzerine, Türkiye’nin birçok ülkeyle mutat suçluların iadesi ya da adli iş birliği anlaşması imzaladığını belirterek “Fakat Çin’le olan bu anlaşmayı ‘Uygurları Türkiye Çin’e teslim edecek.’ diye yorumlamak doğru değil.” değerlendirmesinde bulundu.

Anlaşmanın suçluların iadesiyle ilgili olduğunun altını çizen Çavuşoğlu, bugüne kadar Çin’in Türkiye’deki Uygurlara yönelik iade taleplerinin olduğunu ancak Türkiye’nin bu konuda adım atmadığını belirtti. Çavuşoğlu, “Teröristlerle masum insanlar arasında ayrım yapılması gerektiğini söylüyoruz. Aynı şekilde, bunun suistimal edilmemesi gerektiğini de söylüyoruz. Herkese söylüyoruz Çin’e de diğerlerine de. Yani terörle mücadele bahanesiyle masum insanlara zulmetmeyi biz kabul etmeyiz.” ifadesini kullandı.

Bu anlaşmanın herkesle imzalanan suçluların iadesine yönelik rutin bir anlaşma olduğunu, Uygur Türklerine yönelik olmadığını belirten Çavuşoğlu, bu anlaşmayı onaylayıp onaylamamanın Meclis’in takdirinde olduğunu söyledi.

AİHM kendi içinde çelişiyor

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ilişkin verdiği karar hakkında ise Çavuşoğlu, “Selahattin Demirtaş’la ilgili AİHM’in verdiği karar, daha önce aynı konularda yine Selahattin Demirtaş’la ilgili verdiği kararlarla çelişiyor. Mahkeme kendi içinde çelişiyor her şeyden önce.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, “Tabii biz de bu tezimizi mahkemeye de anlatacağız, kendimizi savunacağız. Burada mahkeme ‘Tutukluluk süresi uzundur.’ diyebilir. Ama daha önce reddettiği şeylerde bu sefer Demirtaş’ın lehine karar vermesi bir çelişkidir. Bunu da bizim kabul etmemiz mümkün değildir tabii ki. Terörle mücadelemize de sekte vurmaması gerekiyor.” diye konuştu.

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ve Irak Başbakanı Mustafa Kazımi ile Ankara’daki temasların verimli geçtiğini söyleyen Çavuşoğlu, iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğinin de önemli olduğunu, PKK ile mücadelenin Türkiye için de Irak’ın geneli için de hayati öneme sahip olduğunu kaydetti. Çavuşoğlu, “PKK ile mücadele konusunda Irak’ı daha kararlı gördük. Önümüzdeki süreçte bizlerin de ziyaretleri olacak.” dedi.

 

    Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.