İstanbul
31°

AÇIK

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

bettilt giriş

casino siteleri
inegöl escort sarıyer escort küçükçekmece escort esenyurt escort görükle escort belek escort bosna escort side escort silifke escort nilüfer escort alanya escort gökçeada escort datca escort bozcaada escort foça escort ayvalık escort süleymanpaşa escort mezitli escort darıca escort dulkadiroğlu escort altınordu escort atakum escort manavgat escort iskenderun escort karaköprü escort akdeniz escort yunusemre escort kızıltepe escort siverek escort adapazarı escort tuzla escort bayraklı escort efeler escort adıyaman merkez escort toroslar escort merkezefendi escort ortahisar escort konak escort ipekyolu escort ilkadım escort meram escort tarsus escort pamukkale escort sultanbeyli escort tepebaşı escort fatih escort çukurova escort haliliye escort antakya escort beylikdüzü escort bağlar escort yüreğir escort altındağ escort kayapınar escort odunpazarı escort ataşehir escort esenler escort onikişubat escort kağıthane escort avcılar escort karabağlar escort kartal escort kadıköy escort gaziosmanpaşa escort maltepe escort sultangazi escort bahçelievler escort yıldırım escort mamak escort selçuklu escort ümraniye escort pendik escort bağcılar escort seyhan escort şehitkamil escort osmangazi escort şahinbey escort çankaya escort sorgun escort patnos escort sungurlu escort tavşanlı escort kovancılar escort bayrampaşa escort şişli escort üsküdar escort kumluca escort korkuteli escort demre escort muratpaşa escort elmalı escort kaş escort finike escort talas escort kocasinan escort melikgazi escort bafra escort fethiye escort bodrum escort marmaris escort dalaman escort didim escort
Sadık

Sadık

28 Haziran 2022 Salı

    İsveç ve Finlandiya arasında üçlü memorandum imzalandı

    İsveç ve Finlandiya arasında üçlü memorandum imzalandı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik süreçleri hakkında üç ülkenin liderlerinin huzurunda üçlü memorandum imzalandı.
    Memoranduma Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, İsveç Dışişleri Bakanı Anne Linde imza attı. NATO Zirvesi’nin düzenlendiği Madrid’deki IFEMA Fuar Merkezi’ndeki imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de katıldı.

    Devamını Oku

    Bahçeli, MHP Grup Toplantısı’nda konuştu

    Bahçeli, MHP Grup Toplantısı’nda konuştu
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Orman yakanlarla mücadele etmek amacıyla idam cezası tartışmalarını çok yararlı gördüğümü, şayet bu cezanın tekraren hukuk mevzuatımıza girmesiyle ilgili bir kanun teklifi gelirse de seve seve destek olacağımızı açık seçik beyan ve ifade ediyorum. Bununla da kalmayıp, tasavvurdaki idam cezasının kadın cinayetlerini, tecavüz ve terör suçlarını da kapsayacak bir genişlik ve esneklik içinde olmasını hassaten bekliyor ve ümit ediyorum.” dedi.

    Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türk sinemasının usta sanatçısı, Türk tarihini sevdiren filmlerin unutulmaz ismi Cüneyt Arkın’ın vefatından dolayı büyük bir üzüntü duyduğunu belirterek, onun milletin kalbinde taht kurduğunu vurguladı.

    Türk sinemasına seviyeli bir yorum getiren, hayatı boyunca çizgisini hiç değiştirmeyen, duruşuyla ve ahlaki vasfıyla her kesimde hayranlık uyandıran Cüneyt Arkın’ın şahsiyetiyle, sanatçı kimliğiyle, milli şuuruyla ve hayat verdiği karakterleriyle her zaman hatırlanacağını belirten Bahçeli, “Ebediyete irtihal eden Cüneyt Arkın’a Cenabı Allah’tan rahmetler niyaz ediyor; ailesine, sevenlerine, sinema camiasına ve aziz milletimize sabırlar ve başsağlığı diliyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

    “Adım Adım 2023; İlçe İlçe Anlatma ve Aydınlatma” temasıyla yürüttükleri çalışmalar kapsamında, 18 Şubat 2022’den bugüne 589 ilçenin ziyaret edildiğini, MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın mesajlarının taşındığını aktaran Bahçeli, Cumhur İttifakı’na duyulan muazzam güvene şahit olduklarını, MHP’ye yönelen, gün geçtikçe de büyüyen millet iradesini görmekten memnuniyet duyduklarını kaydetti.

    Halkın 2023’te geleceğine, hakkına, hukukuna, varlığına, tarihine, onuruna sahip çıkacağını, diriliş ve yükseliş ümidi olan ittifakını sonuna kadar destekleyeceğini belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

    “Cumhur İttifakı’nın önü açıktır, zillet ittifakının siyasi ömrüyle birlikte önü de kapalıdır. Cumhur İttifakı’nın iktidar yürüyüşünü durdurmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Zillet ittifakının sabıkalı ve sivri ortakları fazla heyecan yapmasınlar, boş hayallere kapılmasınlar, zira havlu atıp nal toplayacakları, mağlup ve mahcup hale düşecekleri günler yakındır, eğer seçim 18 Haziran 2023’te yapılırsa bugünden itibaren de 356 gün kalmıştır. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimlerinin üzerinden geçen yaklaşık 4 yıllık zaman dilimi, kimin millet ve vatan sevdalısı, kimin iş birlikçi ve Türkiye karşıtı olduğunu iyice tescillemiştir. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın hiçbir sisli ve şüphe çeken yanı olmayan mutlak adaylığı üzerinde ‘ya tutarsa’ diyerek polemik yapan, tezvirat üreten, nifak yayan zillet faillerine diyorum ki, yenilen pehlivan güreşe doymazmış, ama sizi doyuracağız; inanıyorum ki minderden kaçmaya fırsat bile bulamayacaksınız.

    Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı meşrudur, yasal ve anayasaldır. Hevesler beyhude, çabalar boşunadır. 2023’de Sayın Cumhurbaşkanı’mız tekrardan ve yeniden, hatta çok güçlü bir şekilde Cumhurbaşkanı seçilecektir. Türkiye’nin geleceğini Cumhur İttifakı inşa edecektir.”

    Karamollaoğlu’na hayal dünyasında mutluluklar

    Bahçeli, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun 2023 seçimlerine ilişkin “Yüzde 100 kazanırız diyemem, ama yüzde 99,99 kazanırız” şeklinde bir açıklama yaptığına işaret ederek, “Şu temelsiz ve insanın yüzünü kızartacak ucube kehanete güler misiniz, ağlar mısınız, yoksa sağlık veya hidayet mi dilersiniz?” diye sordu.

    Karamollaoğlu’na “hayal dünyasında mutluluk” dileyen Bahçeli, Allah’tan da kendisine ve “zillet ortaklarına” basiret ve izan temenni ettiğini söyledi.

    Bahçeli, Irak ve Suriye tezkerelerine “hayır” diyerek terörle mücadeleye “hayır” diyenleri, Libya tezkeresine “hayır” diyerek Mavi Vatana “hayır” diyenleri acıklı bir sonun beklediğini dile getirdi.

    Bartın, Karabük, Sinop ve Kastamonu’da görülen sağanak yağışların üzücü gelişmelere yol açtığını ifade eden Bahçeli, bölgede yaşayan bütün vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Bahçeli, yaraların süratle sarılarak zararların karşılanacağına inandığını kaydetti.

    İdam cezası değerlendirmesi

    Orman yangınlarına dair değerlendirmede bulunan Bahçeli, milli servet olan ormanları korumanın her vatan evladının ihmal edemeyeceği bir görev olduğuna dikkati çekti.

    Bahçeli, yeşile düşman kesilenlerin, ormana tahammülsüz olanların dönem dönem sadece ağaçları değil canlarını da yaktığını vurgulayarak, ormanların coğrafyanın akciğeri, pek çok canlının yuvası olduğunu, ona kast edenlerin de vatana kast ettiğini söyledi.

    Ormanları ateşe verenlerin ihanetle, rezaletle ve cinayetle bile izah edilemeyecek bir kötülüğün faili olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Büyük hünkarımız Fatih Sultan Mehmet Han, bu söylediklerimden mülhem, ‘ormanda dal kesenin başını keserim’ diyerek meselenin hayatiyetini ifade etmişti.” diye konuştu.

    Marmaris’te 4 bin 500 hektarlık ormanlık alanın zarar gördüğünü dile getiren Bahçeli, çok üzüldüklerini ve kahrolduklarını kaydetti.

    Yeşile, doğaya, ormana, orman canlılarına, orman köylülerine ve Türkiye’nin doğal varlığına bahanesi ne olursa olsun sabotaj veya saldırı içinde olanlara her cihetten en ağır cezayı vermenin milletin haklı beklentisi olduğunu belirten Bahçeli, “Ağaçlarımızı yakanların hayat ışığını söndürmek boynumuzun borcudur. Böylesi bir caniliğin, böylesi bir canavarlığın, bu tip bir vandallığın olağan karşılanması, sıradan görülmesi akla da, ahlaka da, adalete de, insanlık değerlerine de bütünüyle aykırıdır.” dedi.

    Marmaris’teki yangına neden olan zanlının “aileme kızdım ormanı yaktım” şeklinde yaptığı açıklamaya da tepki gösteren Bahçeli, “Şu cürete, şu şerefsizliğe, şu küstahlığa, şu zehirli sözlere bakar mısınız? Her canı sıkılan bir yeri yakarsa, her kafası bozulan ülkemize vahim bir zarar verirse milli varlığımızı nasıl koruyacağız? Bu vatan ve millet düşmanına, sorarım sizlere, hangi cezayı verirsek yüreğimiz soğuyacaktır?” ifadelerini kullandı.

    Önceki yıl da hainlerin ormanları ateşe verdiğini ve binlerce hektarlık ormanın yandığını anımsatan Bahçeli, “Ormana düşmanlık iblise hizmetkarlıktır.” değerlendirmesinde bulundu.

    Anayasa’da, ormanların korunması ve geliştirilmesiyle ilgili amir hükümlerin yer aldığına dikkati çeken Bahçeli, buna göre yanan ormanların yerine yeni ormanların yetiştirileceği, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılığın yapılamayacağı, bütün ormanların gözetiminin de devlette olduğunu kaydetti.

    Ormanlara zarar verecek hiçbir teşebbüse izin verilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, şunları söyledi:

    “Ayrıca ve daha önemlisi, mezkur Anayasa hükmü gereğince, ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçların özel veya genel af kapsamına alınmayacağı da çok net bir şekilde kural altına alınmıştır. Orman yakanlarla mücadele etmek amacıyla idam cezası tartışmalarını çok yararlı gördüğümü, şayet bu cezanın tekraren hukuk mevzuatımıza girmesiyle ilgili bir kanun teklifi gelirse de seve seve destek olacağımızı açık seçik beyan ve ifade ediyorum.

    Bununla da kalmayıp, tasavvurdaki idam cezasının kadın cinayetlerini, tecavüz ve terör suçlarını da kapsayacak bir genişlik ve esneklik içinde olmasını hassaten bekliyor ve ümit ediyorum. Bu çerçevede üzerimize ne düşüyorsa yerine getirmeye de hazır olduğumuzu açıklıyorum. Cezalardaki caydırıcılık vasfını kuvvetlendirmemiz lazımdır. Eline çakmak alıp ormanları yakan su katılmamış barbarlara ya da eli ve vicdanı kanlı hainlere hareketsiz ve sessiz kalamayız. Eğer kalırsak yarın ruzi mahşerde ecdadımızın ve şehitlerimizin yüzüne bakamayız. Bunun gereğini yapamazsak, 10 yaşındaki yavrusunun gözleri önünde katledilen merhume Emine Bulut’a, katilinin haksız tahrik indirimiyle adeta taltif edildiği merhume Pınar Gültekin’e, PKK’lı teröristler tarafından şehit edilen 26 yaşındaki Nurcan Karakaya ile 11 aylık bebeği Bedirhan Mustafa’ya, beşikte kurşunlanmış yavrulara ilahi hesap günü gelip çattığında ne diyeceğiz? Hangi bahaneleri ileri sürebileceğiz? Hz.Mevlana’nın aynen dediği gibi; ‘Ağaca su vermek adalet, dikene su vermek zulümdür. Adalet bir nimeti yerine koymak, zulüm ise yerinden söküp almaktır.'”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Marmaris’teki orman yangını sürecinde “nerede bu uçaklar, nerede bu helikopter” dediği anda üstünde hava araçlarının uçtuğunu dile getiren Bahçeli, 15 uçak, 46 helikopterin 69 saat boyunca 12 bin 400 ton suyu alevlerin içine boşalttığını söyledi.

    Bahçeli, 1204’ü orman işçisi olmak üzere toplam 4 bin 587 kişilik ekip canı pahasına yangınla mücadele ederken Kılıçdaroğlu’nun da iftiranın, provokasyonun mayasını çaldığını kaydetti.

    Felaketlerden siyasi rant devşirme gayesinin faziletsiz, mensubiyetsiz ve terbiyesiz bir siyaset kirliliği olduğunu ifade eden Bahçeli, “Sayın Kılıçdaroğlu, yine çamura yattın, yine sınıfta kaldın, yine su kaynattın.” diye konuştu.

    Bahçeli, Türkiye orman yangınına mahkum kalmışken, hükümeti kast ederek “milletin başına bela oldular, bir an önce gitsinler” diyen Kılıçdaroğlu’nun, öfkesinin kurbanı, çıkarcılığının ve muhterisliğinin esiri olduğunu söyledi.

    Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “Türk Ocakları’nın Kuruluşu’nun 110. Yılında; İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları Sempozyumu”na katılmasını eleştirerek, “Türk Ocakları 110 yıl evvel millet zillete düşmesin diye kurulmuştu, ama 110 yıl sonra zillete ev sahipliği yaparak geçmişine kalın bir sünger çekmiş, bizim de ciğerimizi dağlamıştır.” dedi.

    Bahçeli, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Rusya-Ukrayna savaşının bir yandan askeri mahiyeti, diğer yandan siyasi ve ekonomik muhtevasının olduğunu anımsattı.

    Arzularının ve sönmeyecek umutlarının, iki ülke arasında kalıcı çözümün ve barışın sağlanması olduğunu vurgulayan Bahçeli, uluslararası sistemin de çok ciddi şekilde kamplaştığını, husumetlerin farklı kanallardan artan şiddetle kamçılandığını kaydetti.

    Bahçeli, dünya coğrafyasının farklı bölgelerinde çatışma ve kutuplaşmaların sertleştiğini, barışçıl arayışların ölüme terk edildiğini ifade ederek, Yunanistan’ın, Doğu Akdeniz ve Ege’deki pozisyonunu güçlendirmek amacıyla Rusya’nın tecrit edilmişliğini Türkiye’yi de içine alacak derecede yayma çabasında olduğunu söyledi.

    Yunanistan’ın korsanvari hamlelerine sessiz kalan AB…

    Brüksel’de yapılan AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde kabul edilen kararların subjektif ve ön yargılı ithamları içeriğine alarak Yunan emellerine hizmet edecek kıvama taşınmasının, ayıplı ve utanç duyulacak bir çarpıtma olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle devam etti:

    “Bizim de kabulümüz mümkün değildir. Ukrayna ve Moldova’ya aday ülke statüsü tanınırken, Gürcistan’a AB üyeliği perspektifi verilirken, Türkiye’nin haksızlığa uğraması, mesnetsiz iddialarla suçlanması sahtekarlık ve iki yüzlülüktür. AB’nin, Doğu Akdeniz ve Ege’deki gayrimeşru ve gayri hukuki dayatmalara sözcülük yapması; bize göre hem bölge barışını dinamitleyen, hem de Türkiye-Yunanistan arasındaki ilişkileri daha da gergin bir mecraya sürükleyen sorumsuzluktur.

    Yunanistan’ın ahlaksız ve korsanvari hamlelerine sessiz kalan AB’nin artık inandırıcılığı ve itibarı nazarımızda neredeyse kalmamıştır. Atina yönetiminin 10 mil hava sahası iddiasına gıkları çıkmayanların Türkiye’ye parmak sallaması namertliktir. Gayri askeri statüdeki adaları silahlandıran, sürekli damarımıza basan Yunanistan’a itiraz edemeyenlerin Türkiye’yi yargılama ve töhmet altında bırakmaya hakları da yoktur, buna haysiyetleri de elvermeyecektir. Uluslararası hukuka ve müttefiklik ruhuna aykırı ne varsa ülkemiz aleyhine reva görülmektedir.”

    Hakkımızı yedirmeyiz, hiç kimsenin hakkına da göz koymayız

    AB’nin lekeli yüzünün, Yunanistan’ın mazlum göçmenlere saldırırken görüldüğünü, karanlık niyetinin İspanya’nın Melilla kentinde sınırı geçmek üzereyken katledilen 37 göçmenin feryadından duyulduğunu belirten Bahçeli, böylesi bir atmosferde, 29-30 Haziran’da Madrid’de toplanacak NATO Liderler Zirvesi’nin, dikkatleri üzerine çektiğini vurguladı.

    Bahçeli, zirvenin önemli bir kavşak olduğuna işaret ederek, “Stratejik Konsept 2023” belgesinin görüşüleceği zirvede, Türkiye’nin tutumu ve duruşunun merak uyandırdığını anlattı.

    İsveç ve Finlandiya’nın da NATO’ya başvurularının oylanmasının beklendiğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti:

    “Ancak özellikle İsveç bugüne kadar Türkiye’nin eleştirdiği konularda somut ve ikna edici adımlar atmaktan devamlı imtina etmiştir. MHP olarak İsveç ve Finlandiya’nın pişmanlık emaresi göstermeden, dürüst ve çelişkisiz bir diplomasi rotasına girmeden, üstelik terörle aralarına kalın bir çizgi çekmeden NATO’ya üye olmalarına karşıyız, karşı duracağız. Türkiye’miz, kısa vadeli kazanımlar uğruna, uzun vadeli çıkarlarına asla gölge düşürmeyecektir.

    Yeri geldi mi agresif politikalara rafine cevaplarla karşılık vermemiz, tarihi ve milli haklarımızla bezenmiş duruşumuzla mukabele etmemiz kaçınılmaz bir millet görevidir. Hakkımızı yedirmeyiz, hiç kimsenin hakkına da göz koymayız. Milli haysiyetimizi çiğnetmeyiz, çiğnemeye kalkışanların da alınlarını santim santim karışlarız. Baş veririz, fakat asla baş eğmeyiz. Boynumuz kıldan incedir, ancak büküldüğü hiçbir zaman görülmemiş ve görülmeyecektir.”

    Halbuki Türk Ocakları göz nurumuzdu

    Bahçeli, Kanuni Sultan Süleyman’ın, bir gün sarayın bahçesinde dolaşırken meyve ağaçlarının bazılarında çürüme fark ettiğini ve üzerlerinde karıncalar gördüğünü, ağaçları ilaçlamak için hocası Ebussuud Efendi’ye günahı olup olmadığını sorduğunu, “Yarın Hakk’ın divanına varınca, Süleyman’dan hakkın alır karınca” cevabını aldığını anlattı.

    MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türk Ocakları’nın Kuruluşu’nun 110. Yılında; İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları Sempozyumu’nda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın konuşmalarını dinleyince, hele hele devlete seri katil diyen bir müfterinin, bir suçlunun anılan sempozyumda olduğunu öğrenince bu duygu ve düşünceler kapladı ruhumu.

    Halbuki Türk Ocakları göz nurumuzdu, bir nevi mektebimiz, mefkuremizdi. İlk sevdamızdı, fikirlerimizin sistemleşip sadırdan satıra döküldüğü ülkü membamızdı. Türkçülüğün ilk sancağı Türk Ocağı’nda kaldırılmıştı. 1931’den 1949 yılına kadar kapalı olduğu 18 yıllık bir dönemi kenara koyarsak, fiilen kurulduğu 3 Temmuz 1911’den, resmen kurulduğu 25 Mart 1912’den itibaren Türk’ün, Türkçülüğün ve Türk milliyetçiliğinin beşiğiydi. Türk Ocakları, Ahmet Ağaoğlu’ndan Yusuf Akçura’ya; Mehmet Emin Yurdakul’dan Ahmet Ferit Tek’e; Hamdullah Suphi Tanrıöver’den Osman Turan’a varıncaya kadar nice fazıl, inanmış ve davasına baş koymuş büyüklerimiz vasıtasıyla kollarını açıp uçurumların önüne set çekmişti.”

    Ben çok üzüldüm, dalıp dalıp uzaklara gittim

    12 Eylül 1980 darbesinin ardından talimatla açılan “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davasının iddianamesinin, MHP ve ülkücü kuruluşları, “1912’de Türk Ocakları’nın kuruluşuyla faaliyete geçen bir suç örgütü” olarak yaftaladığına işaret eden Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Şimdi herkes elini vicdanına koyup düşünsün, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Türk Ocakları’nın Kuruluşu’nun 110. Yılında; İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları Sempozyumu’nda’ ne işi vardır? Biz bu hazin manzarayı nasıl okuyalım? Neye yoralım? Nasıl yorumlayalım? Davet ede ede, hem de böylesi bir dönemde Kılıçdaroğlu mu davet edilmiştir?

    Benim sözüm Türk Ocakları’nın üç-beş yöneticisinedir. Ya bunu nasıl yaptınız? Nasıl böyle bir hatanın faili oldunuz? Bu gaflete nasıl kapıldınız? Kılıçdaroğlu’nun ‘din halkın afyonudur’ diyen, üstelik İslam dünyasıyla ilgili bir sempozyumda, Karl Marx’tan alıntı yaparak salonda hazır bulunanlara hitap etmesine nasıl katlandınız? O salondan mesela Ziya Gökalp, mesela Erol Güngör, mesela Mehmet Eröz’ün yerine Marx’ın görüşlerinin kamuoyuna yansımasını içinize nasıl sindirdiniz? Bunu nasıl hazmedebildiniz? Ben çok üzüldüm, dalıp dalıp uzaklara gittim, acaba Türk Ocakları yönetimi hiç mi rahatsız olmadı? Hiç mi vicdan azabı çekmedi? Türk milletinin kurşun gibi ağır günlerden geçtiği bir dönemde bu Türk Ocakları ne yapar, ne arar, neyle meşgul olur? Ebussuud Efendi’nin cevabını bir kez daha haykırıyorum: Yarın Hakk’ın divanına varınca, Süleyman’dan hakkın alır karınca. Bizim asıl ocağımız, teslim olmuş bir ocak değildir. Adı ve unvanı da tertemiz ülkü erlerinin inancıyla, şehit ve gazilerimizin kahramanlığıyla bayraklaşan Ülkü Ocakları’dır. Kaynağını Türk-İslam ülküsünde bulmuş Türk milliyetçiliği bizim damarlarımızda dolaşan kanımız, dünyaya Türkçe bakışımızın fikir namusudur. Türk Ocakları 110 yıl evvel millet zillete düşmesin diye kurulmuştu, ama 110 yıl sonra zillete ev sahipliği yaparak geçmişine kalın bir sünger çekmiş, bizim de ciğerimizi dağlamıştır.”

    Asgari ücretlilerin enflasyona ezdirilmeyeceğine inanıyoruz

    Bahçeli, “Memur ve emeklilerimizle birlikte asgari ücretle çalışan kardeşlerimizin enflasyona ezdirilmeyeceğine, maaş ve ücretlerde beklenen artışlarla birlikte refah düzeyinin yükseleceğine gönülden inanıyoruz.” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün yaptığı açıklamaları memnuniyetle karşıladıklarını dile getiren Bahçeli, milletin lehine olacak her kararın yanında duracaklarını kaydetti.

    Bahçeli, toplantı sonrasında gazetecilerin, Erdoğan’ın, ek bütçenin Genel Kuruldaki görüşmelerinde Cumhurbaşkanı ödeneği maddesinin kanun metninden çıkartılmasını talep etmesine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine, bazı eleştirilere karşı isabetli bir karar olduğunu söyledi.

    Kaynak: Anadolu Ajansı

    Devamını Oku

    Kılıçdaroğlu: ”Bir ipte iki cambaz oynamaz”

    Kılıçdaroğlu: ”Bir ipte iki cambaz oynamaz”
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk Ocakları İstanbul Şubesi Yönetim Kurulunun görevden alınmasına ilişkin, “Emin olun akıllarını yitirmiş bunlar, tahammül edemiyorlar. Adalete tahammül edemeyen bir anlayış bu ülkeye nasıl adalet getirecek Allah aşkına?” dedi.

    Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, sinema sanatçısı Cüneyt Arkın’ın vefatından duyduğu üzüntüyü ifade ederek, Arkın’a Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diledi.

    Türk Ocakları İstanbul Şubesi’nin düzenlediği etkinliğe katıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin, İslam dünyasının sorunlarının aşılması ve insanların inancına nasıl saygı duyulması gerektiği konusunda örnek olması gerektiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, etkinlikte, adaletin İslam açısından da ne kadar önemli bir kavram olduğunu belirttiğini aktararak, şöyle konuştu:

    “Sabah bir haber, Türk Ocağı İstanbul Yönetimi görevden alınmış. Ne söyleyeyim? Bizim konuşmaya, birbirimizi dinlemeye ihtiyacımız var; kavgaya değil. Bir arada oturup güzelliği, doğruları nasıl inşa edebiliriz; buna ihtiyacımız var. Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. İslam dünyasında dünya kadar sorun var. Kan akıyor, birbirini öldürenler ağırlıklı olarak İslam dünyasından. Birbirlerine kılıç, silah çekiyor ‘Allah Allah’ deyip onu öldürüyor, o da ‘Allah Allah’ deyip onu öldürüyor. İslam dünyasında kan durmasın mı, güzellik, demokrasi, adalet olmasın mı? Adalet istiyorsunuz, dillendiriyorsunuz, tahammül edemiyorlar. Emin olun akıllarını yitirmiş bunlar, tahammül edemiyorlar. Adalete tahammül edemeyen bir anlayış bu ülkeye nasıl adalet getirecek Allah aşkına? Kimse endişelenmesin, Allah’ın izniyle adaleti biz getireceğiz. Her kavga sonlarını getiriyor. Kendileri, kendi sonlarını getiriyorlar. Bizi dinleseler emin olun çok güzel şeyler olacak ama bizi de dinlemiyorlar. Doğruları dinlemeye tahammül edemiyorlar; yanlıştan, kinden, öfkeden besleniyorlar. Buradan çıkmaları lazım.”

    Bir ipte iki cambaz oynamaz

    Adaletin önemli bir kavram olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, devlette görev yapan ve zamanı geldiğinde emekli olan insanların, bir adaletsizlik veya haksızlık durumunda görüşlerini açıklayabileceğini belirtti. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Sabri Uzun ve Hanefi Avcı’dan söz ediyorum. Sabri Uzun, İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu’nun haksız yere görevden alınması üzerine bir tweet attı ‘Yanlış yapıyorsunuz.’ diye. ‘Vay sen misin bunu söyleyen?’ Arkasından Hanefi Avcı, Selahattin Demirtaş ile ilgili AİHM kararının uygulanması gerektiğini söyledi. ‘Anayasa’nın gereğini yapın.’ diyor. ‘Vay sen misin bunu diyen?’ İkisinin de rütbeleri sökülecek. Gerekçe FETÖ ile iltisaklı. Bunların ikisi de yazdıkları kitaplarla sizin yaptığınız bütün hataları sizin yüzünüze vurdular. Adaletsizliğin ulaştığı boyutu görebiliyor musunuz? Sabri Uzun da Hanefi Avcı da unutmasınlar, az kaldı, gelecek sandık. Onlar da biliyorlar, geliyor gelmekte olan. Onların sökülen rütbelerini aynen dikeceğiz, aynen iade edeceğiz. Haksızlığı gidereceğiz. Öyle ‘FETÖ ile iltisaklı’ falan filan… Atalarımızın söylediği güzel bir söz var, bir ipte iki cambaz oynamaz. Cambazlardan birisi düştü, diğer cambaz ipte duruyor. O da düşecek inşallah, halkın iradesiyle düşecek, göreceksiniz. İntikam ve öç alma duygusuyla devlet yönetilmez. ‘Niye benim yanımda durmuyorsun da doğruları söylüyorsun? Ben de seni cezalandıracağım.’ diyor.”

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli 80-90 yaşındaki generallerin hapse atıldığını ifade ederek, “Bazıları hapiste olduklarını da bilmiyor. Bu mudur devlet yönetimi? Haksızlık kime yapılırsa, ona karşı çıkmak gibi bir erdeme sahip olmak zorundadır devleti yönetenler. Yoksa ‘Bu benden değil at içeri. Bu benden, bütün suçlarını kapat.’ Böyle devlet yönetimi olmaz.” dedi.

    Kanun hükmünde kararname ile görevine son verilen akademisyenlere, hapse atılan generallere, avukatlara, Harp Okulu öğrencilerine, siyasetçilere seslenen Kılıçdaroğlu, “Bazen insanlar bedel öderler. Bazen bunun farkına varır, bazen varamazlar. Ama haksız yere ödenen her bedel, o kişinin de mensubu olduğu ailenin de bir şerefidir. Bunu kimse unutmasın.” diye konuştu.

    Sadece nisanda tefecilere ödenen faiz 19 milyar lira

    İktidarın, IMF’nin şeker pancarına kota getirilmesi yönündeki talimatını uyguladığını, bu nedenle ülkedeki şeker üretiminin düştüğünü söyleyen Kılıçdaroğlu, TÜRKŞEKER’e ait fabrikaların satıldığını kaydetti.

    Kılıçdaroğlu, 10 şeker fabrikasının 680 milyon dolara, bugünkü dolar/TL kuruna göre 11 milyar liraya satıldığını söyleyerek, “Sadece nisanda tefecilere ödenen faiz 19 milyar lira. Bunların yatacak yeri var mı Allah aşkına? 24 yıl sonra Türkiye şeker ithal etmek zorunda kaldı. Kendi şekerini üreten, ilk şeker fabrikasını yumurta satarak kuran bir devlet, kimseye muhtaç olmazken şimdi şeker ithal ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

    İktidarın yönetemediğini savunan Kılıçdaroğlu, “Şeker fabrikaları neden özelleştirilmez? Çünkü bunlar zaten 3-4 ay çalışıyorlar. Tarladan alırsın, şekeri üretirsin, sonra kalır. Bu yükü özel sektör kaldıramaz. Özel sektör şekere zam üstüne zam yapıyor, beylerin isteği üzerine. Fatura millete çıkıyor.” şeklinde konuştu.

    Çayda da benzer bir noktaya gidildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, “28 Haziran’da bir kanun teklifi gelecekti. CHP’li milletvekillerinin itirazı ve bu konuda daha sert söylemleri üzerine görüşmekten şimdilik vazgeçtiler.” dedi.

    Kılıçdaroğlu, iktidarın şekerde oynadığı oyunları çayda da oynamak istediğini iddia ederek, “Ulusal Çay Konseyinin çay fiyatlarını belirlemesinin sağlanacağını, bu sayede düşük çay fiyatı belirlenmesi durumunda iktidarın eleştirilerden kurtulacağını” öne sürdü.

    AK Parti iktidarında her yıl ortalama 20 bin ton çay ithal edildiğini ve toplam 434 milyon dolar ödendiğini belirten Kılıçdaroğlu, “434 milyon doları biz Rize, Trabzon, Arhavi’ye, Artvin’e verseydik ne olurdu? Rizeli, Artvinli, Trabzonlu, Karadenizli kazanmasın ama yabancı çay üreticileri kazansın. Bu iktidar size değil, yabancı çay üreticilerine çalışıyor. Sözüm söz, bize oy versinler veya vermesinler, adaletten; kim çalışıyorsa ve alın teri döküyorsa onlardan yanayız. Rizeli, Trabzonlu kardeşim duy bunu; iktidar olacağız, kaçak çayla nasıl mücadele edilir göreceksin. Sözüm var, Rize’nin meydanında kaçak çayları toplayıp tamamını yakacağım. Sen kazanacaksın, sen.” sözlerini sarf etti.

    İktidarın çay üretimi yapılan illerdeki vatandaşları “çantada keklik” gördüğünü iddia eden Kılıçdaroğlu, milletin artık uyandığını söyledi.

    Arada bir de dinliyor

    CHP lideri Kılıçdaroğlu, oy peşinde koşan kısır bir siyaset anlayışına sahip olmadıklarını, her şeyden çok ülkedeki insanların refahı ve mutluluğunu önemsediklerini vurguladı.

    Çiftçinin borçlarının silinmesi yönünde kendisine gelen talebi aktaran Kılıçdaroğlu, iktidara gelmeleri halinde bir hafta içerisinde çiftçilerin aldıkları kredilerin faizlerini sileceklerini iddia etti. Kemal Kılıçdaroğlu, öte yandan 6 büyük ilde çiftçiye elektriği bedava vereceklerini de anlatarak, şöyle devam etti:

    “Bizi dinleseler, güneş enerjisiyle onların yapması lazım. Oy alacaklar çünkü. Ama dinlemiyorlar. Çünkü onlar çiftçiden, üreticiden ve alın terinden yana değil; lobilerden yana. Doğal gaz, kömür lobisi, diğer lobiler var. Ama biz halktan, üretimden, alın terinden, çiftçiden, besiciden yanayız. O nedenle onları destekleyeceğiz. Erdoğan beni dinlese çok şey olacak ama ne hikmetse dinlemiyor. Fakat arada bir de dinliyor. 3 hafta önce burada diyabetli çocuklar için ‘Daha konforlu bir yaşam sürmeleri lazım. Günde 3-4 sefer kan almak, sonra şeker ölçümü yapmak doğru değil. Bunu düzeltin.’ demiştim. Çocuğun hissettiği acıyı anne baba da hissediyor. Erdoğan söz vermiş, ‘Ben bunu yapacağım.’ demiş. Teşekkür ederim kendisine beni dinlediği ve diyabetli çocuklara bu katkıyı verdiği için.”

    Kılıçdaroğlu, “Sen 5’li çeteye 10 dakika içinde ihale vereceksin, ormanları korumak için açtığın ihalede 4 Temmuz’u bekleyeceksin. Ben bunu söyledim diye kıyameti koparıyorlar. Ne derseniz deyin, biz haklıyız.” dedi.

    Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, eczacıların sıkıntı içerisinde olduğunu, ilaç fiyat kararnamesinin 13 yıldır güncellenmediğini söyledi.

    Kararnamenin güncellenmesi gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, eczacıların, personel maaşlarını, giderlerini, kiralarını; elektrik, doğalgaz, internet, telefon faturalarını karşılayamaz hale geldiklerini savundu.

    Devletin akılla, bilgiyle yönetilmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, Gazze’ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırıda şehit olan Çetin Topçuoğlu’nun ailesini ziyaret ettiğini anımsattı.

    Ailenin olayı anlatırken göz yaşlarına hakim olamadığını ve kendilerine kimsenin sahip çıkmadığını söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Onlara sahip çıkacağımızı, onların yanında olacağımızı, onlarla birlikte olacağımızı, varsa adaletsizliğin üzerine gideceğimizi, dosyanın kapanmayacağını söyledik.” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikada tutumunu eleştiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “2017’de bir konuşma yapmışım; ‘Yunanistan, Ege adalarının 18’ini işgal etti’ diyorum. ‘Benim her söylediğime laf yetiştiriyorsun, adalar ile ilgili bir cümle kur’ diyorum, cümle dahi kuramıyor. Yunanistan’a ‘Beni kızdırmayın, gelirim, giderim, Suriye’ye operasyon yapacağım’ diyor. Yapacaksan yap kardeşim. Ne bağırıp duruyorsun? Yapamayacağını ben de biliyorum, sen de biliyorsun. Adalar silahlanırken, hocalar söyledi, askerler söyledi, siyasiler söyledi, gıkı bile çıkmadı, şimdi efeleniyor.

    Daha acı olanı ne biliyor musunuz? Biz Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tanımıyoruz. İspanya’da NATO toplantısı var. Beyefendi itiraz etmemiş, onunla şimdi aynı masada yemek yiyecek. ‘Biz onu tanımıyoruz ama o gelecekse KKTC de burada olmalı’ diyemiyor. Bu mu devleti yönetiyor? Bu mu milletin çıkarlarını koruyor? Dış politikada da liyakatli kadrolarla çalışarak, derin, güçlü diplomasiyi harekete geçirerek Türkiye’nin bütün sorunlarını çözeceğiz. Kavgayla değil, barışla çözeceğiz. Bize de bir dönem ‘gel’ dediler. Ecevit ile Erbakan gittiler ve Kıbrıs’ın Türk kesimini aldılar, bitti mesele. Bağırdılar mı? Hayır. Gereğini yaptılar.”

    Allah akıl fikir versin

    ​​​​​​​Marmaris’teki orman yangınlarına da değinen Kılıçdaroğlu, “orman yangınlarının olacağının önceden belli olduğunu” söyledi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de kendisini “Sen orman yangınları olacağını nereden biliyorsun?” diyerek eleştirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bütün dünya biliyor. Anladığım kadarıyla tek bir makale dahi okumamış. İklim değişikliği ile ilgili tek bir yazı bile okumamış. Birleşmiş Milletlerin dünya kadar yayını var. Akdeniz havzasında yangının daha fazla çıkacağına dair yazılar yazıldı. Soruyor ‘Nereden biliyorsun?’ diye. Allah akıl fikir versin.” ifadelerini kullandı.

    Marmaris’te orman yangını çıkması üzerine olay yerine gittiklerini belirten Kılıçdaroğlu, “3 gün söndüremediler. Niye yapamıyorsunuz bunu? Gece görüşlü helikopter yokmuş, 4 Temmuz’da ancak gelecekmiş. Bu yangının çıkacağını bir yıl önceden sadece ben değil bütün dünya söyledi; ‘Akdeniz havzasında yangın çıkacaktır, herkes hazırlıklı olsun’ diye. 5’li çete olunca 10 dakikada ihale sonuçlanıyor, 10 dakika bile sürmüyor. Sen 5’li çeteye 10 dakika içinde ihale vereceksin, ormanları korumak için açtığın ihalede 4 Temmuz’u bekleyeceksin, yangın da devam ediyor. Ben bunu söyledim diye kıyameti koparıyorlar. Ne derseniz deyin, biz haklıyız.” değerlendirmesini yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Muğla’da Büyükşehir Belediyesi sende” ifadesini kullandığını aktaran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Ben senin gibi değilim. Muğla Büyükşehir Belediyesi bende değil, Muğla Büyükşehir Belediyesi Muğla’dadır ve Muğla halkınındır. Bunu bil. Senin anlayışınla biz devlet yönetmeyiz; devlet ayrıdır, siyaset ayrıdır, devlet bakidir. Biz senin gibi ‘ben devletim’ demeyiz. ‘Acaba ne yaptınız, ne gibi bir çalışma ortaya koydunuz?’ diyor. Bizler tüm ekiplerimizle buraya indik ve atılması gereken adımları da yerinde attık. Devletin nasıl yönetildiğini bilmiyor. Marmaris Belediyesi 328 personel görevlendirdi, 156 araçla yangına müdahale etti. Ayrıca büyükşehir belediyesi su takviyesi yaptı. Veteriner hekimleri görevlendirdiler, yiyecek, içecek sağlandı. Sadece Muğla Büyükşehir Belediyesi değil Ankara, İzmir, Aydın, Eskişehir, Antalya ve Burdur belediyeleri de yardım gönderdiler. Bu adam devletin nasıl yönetildiğini bilmiyor. Sen, ben ayrımı yapıyor. Orman yanıyor kardeşim, o orman hem benim ormanım hem senin ormanın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ormanı. ‘Senin belediyen demedik’ diyor. Bunu söylemesi bile kafasındaki ayrımcılığın ne kadar derin olduğunu gösteriyor.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bazı bakanları yangın bölgesine gönderdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Ne yapıyor o bakanlar orada? Fırsat buldular geldiler, bir eğlenceye katıldılar. Bir Suudi Prens mi gelmişti buraya? Onunla beraber sofraya oturdular, orada ağaçlar yanarken… Senin görevin o, senin görevin katilin sofrasına oturmak değil. Bunların dünyaya bakışı bizim dünyaya bakışımızla aynı değil. Bizim ahlakımızla bunların ahlakı arasında dünya kadar fark var. Bizim adalet duygumuzla bunların adalet duygusu arasında dünya kadar fark var. Biz kul hakkına sahip çıkarız, bunlar kul hakkını yerler. Biz devletin itibarına bir zedelenme olmasın, gölge düşmesin diye çaba harcarız, bunlarda ‘devlet’ kavramı bile yoktur.” diye konuştu.

    Boydak Holding’e atanan kayyumun ortadan kaybolduğu iddiası

    15 Temmuz darbe girişiminde FETÖ ile bağlantılı olan şirketlerin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredildiğini, şirketlere kayyum atandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin bir yakınını Boydak Holdinge kayyum olarak atadığını” söyledi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Bir süre sonra diyorlar ki, ‘Bizim bir yurt dışında bir depo yapmamız lazım.’ Almanya’da depo var. ‘Hayır, depoyu Slovakya’da yapmamız lazım’ diyorlar. Oraya dünyanın parasını gönderiyorlar, 20 milyon avro gönderiyorlar. Bu deponun sahibi Ertunç Laçinel aynı zamanda Nurettin Canikli’nin atadığı kayyum. Bu para ve adam şu anda ortada yok. Canikli, hiç konuşmuyor. Buradan Canikli’ye sesleniyorum; Niye konuşmuyorsun? Bu adamı niye koruyorsun?

    Kayseri Milletvekilimiz Çetin Arık, Binali Yıldırım’a soruyor, ‘nedir bu olay?’ diyor. Bugüne kadar cevap verilmiş değil. Meclis Başkanı da duysun, Binali Yıldırım bu soruya cevap vermemişse ‘TBMM’yi tanımıyorum’ demektir. Onu tanımıyorsa, seni de tanımıyor demektir; seni tanımıyorsa, o zaman işimiz var demektir. Aynı şekilde Fuat Oktay’a da soruyor, Fuat Oktay’dan da tık yok. Niçin? Ya bunların hepsi bu yolsuzluğun ortağı ya da üzerine gidemiyorlar, üzerine gitseler cevap verirlerdi.”

    Kayyum atanması ile ilgili kanunda “Görevleri yerine getiren kişilerin, görev ve fiilleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.” ifadelerinin yer aldığını aktaran Kemal Kılıçdaroğlu, “Malı götür, hırsızlığı yap, kanun arkanda kapı gibi duruyor, saray da arkanda kapı gibi duruyor. Böyle bir kanunu bu Meclis’e kabul ettirdiler. Siz böyle bir kanunu dünyanın hangi ülkesinde gördünüz? Hırsızlık yapana ‘hırsızlık yapabilirsin, hiçbir sorunun olmayacaktır’ diye kendi Meclisinden kanun geçiren bir ülke gösterin bana? Hangi kanunu çıkarırlarsa çıkarsınlar, bu kardeşiniz onların tamamına hesabını soracak.” dedi.

    Devamını Oku

    Milli denizaltı STM500’ün üretim faaliyetlerine başlanıyor

    Milli denizaltı STM500’ün üretim faaliyetlerine başlanıyor
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Milli denizaltı STM500’ün üretim faaliyetlerine başlanıyor

    Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Türk mühendislerince tamamen milli imkanlarla tasarlanan STM500 denizaltısının üretim faaliyetine mukavim tekne test üretimiyle başlanacağını bildirdi.

    Demir, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, milli denizaltı projesinde gelinen aşamaya ilişkin bilgi verdi.

    STM500 denizaltısının ileri ve modern savaş sistemleriyle yapılacağını vurgulayan Demir, şunları kaydetti:

    “Milli denizaltı serüvenimizde tarihi adım. Türk mühendisleri tarafından tamamen milli imkanlarla tasarlanan STM500 denizaltısının üretim faaliyetine mukavim tekne test üretimiyle başlıyoruz. STM500 hem açık deniz hem de sığ sularda görev yapabilecek şekilde tasarlandı. Keşif gözetleme, özel kuvvetler harekatı, denizaltı harbi gibi taktik ihtiyaçlara cevap verecek donanımları bünyesinde barındıracak STM500, ileri ve modern savaş sistemleriyle donatılacak.”

    Devamını Oku

    Ukrayna savaşı gıda güvenliğini riske sokuyor

    Ukrayna savaşı gıda güvenliğini riske sokuyor
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    “Dünyanın ekmek sepeti”ndeki savaş, gıda güvenliğini riske sokuyor

    Dünyanın ilk evcilleştirilen tahıllarından ve ekolojik toleransı en yüksek ürünü olan buğday, savaşlar ve iklim krizi nedeniyle insanlığın gıda güvenliğini riske atacak seviyelere gelmiş durumda.

    İnsanoğlu gibi değişik iklim ve koşullara hızlı uyum sağlayan bir tahıl olan temel besin maddesi buğday, uygarlığın da temel taşlarından.

    Ancak son yıllarda artan iklim değişikliğinin etkileri ve Rusya-Ukrayna savaşıyla buğday arzında hem azalma hem de üretilen hububat navlununda ciddi sorunlar yaşanıyor. Uzmanlar, bu sorunun gıda kıtlığına yol açacağını düşünmüyor lakin maliyetleri artıracağını ve bazı ülkelerin erişiminin zorlaşacağını belirtiyor.

    Önce tohumun bozulması, ardından toprağın zehirlenmesi dünyanın bilindik sorunlarıyken buna bir de tedarik zincirlerindeki kırılma ile üretilen buğdayın satılamaması gibi yeni sorunlar eklendi.

    Teknolojiyle zirai üretim ve gıda çeşitliliği artsa da Rusya-Ukrayna savaşıyla temel besin maddesi buğdayın dünyanın çeşitli bölgelere ulaştırılmaması dünyada gıda güvenliği endişesini tetikledi.

    Rusya-Ukrayna savaşının yanında Çin’de aşırı yağışların neden olduğu seller ve Hindistan’ı vuran aşırı sıcaklar, dünyaya alarm sirenleri çaldırıyor.

    Dünya buğday arzı ve ihracatında önemli role sahip Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, buğday arzının olumsuz etkilenmesine, Ukrayna’daki buğday ihracatının durma noktasına gelmesine sebep oldu.

    “Ekmek sepeti ” dolu ama kimseye faydası yok

    Savaş buğday fiyatlarını 14 yılın en yüksek seviyesine çıkarırken, Ukrayna depolarında yaklaşık 40 milyon ton tahıl ihraç edilmeyi bekliyor.

    Yüzyıllardır önemli buğday üreticisi konumunda ve Avrupa’nın “ekmek sepeti” olarak adlandırılan Ukrayna, dünyanın en büyük 5’nci ihracatçısı olarak öne çıkıyordu.

    Yaklaşık yüzde 70’i verimli topraklarla kaplı Ukrayna’nın 32 milyon hektarlık ekilebilir araziye sahip olduğu belirtiliyor ve bu tüm Avrupa Birliği’ndeki (AB) ekilebilir arazinin 3’te 1’ine denk geliyor.

    Ukrayna’dan buğday ihracatı sağlanamazsa, 15-20 milyon ton buğday riske girebilir

    İklim ve tarım üzerine dünyadaki verileri işleyen Gro Intelligence adlı grubun araştırmacılarından William Osnato, şirketinin “dünyada 10 haftalık tüketime yetecek buğday stoku kaldığı” yönündeki rapora ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulundu.

    Osnato, Ukrayna’dan buğday ihracatı sağlanamazsa, hasat dönemi yaklaşan 15-20 milyon ton buğdayın riske atılacağına dikkati çekti.

    Birleşmiş Milletler ve uluslararası camianın buğday ihracatına yönelik Rusya ile müzakerelerde bulunduğuna değinen Osnato, çözüm bulunamazsa temmuz ayında buğday fiyatlarında artış görüleceğini aktardı.

    Osnato, dünyada yetiştirilen buğdayın dörtte üçünün kışlık buğday olduğunu ve bunun çoğunluğunun kuzey yarım kürede (ABD, Avrupa, Ukrayna, Rusya, Hindistan ve Çin) yetiştirildiğini söyledi.

    Rusya-Ukrayna savaşından önce hali hazırda bir buğday sıkıntısı yaşandığını dile getiren Osnato, bunun savaşla daha da derinleştiğinin altını çizdi.

    Buğday krizinin kıtlığa yol açacağını düşünmüyorum

    Uzmanlar, buğday ve gıda güvenliğindeki sorunlarla ilgili çizdikleri “felaket senaryolarına” rağmen kıtlık noktasına gelinmediğini vurguluyor. Ancak bu durumun fiyatlara etkisinin büyük olacağını aktarıyor. Zira, az gelişmiş ülkeler başta olmak üzere finansman sorunu yaşayan ülkelerin buğdaya ücretlendirme nedeniyle erişememesi kısa vade de IMF ve dünyaya ekstra yük oluşturacak.

    Osnato, dünya üzerinde bir kıtlık ya da benzeri bir noktaya gelinmediğini vurgularken, bunun herkes için daha fazla paraya mal olacağının altını çiziyor. Osnato’nun teorisine göre, Ukrayna’dan ihracatın tekrar başlaması durumunda ise fiyatlarda bir miktar olumlu rahatlama olacak.

    William Osnato, gıda fiyatlarında görülecek olası artışın Kuzey Afrika ve Orta Doğu gibi ülkeleri zora sokacağını, ithalat maliyetleri nedeniyle IMF’ye yada dünya yardımlarına ihtiyaç duyabileceğini söyledi.

    Uzmanlar, buğday krizindeki tek faktörün savaş olmadığını, savaş öncesinde de kuraklık nedeniyle hali hazırda arz sorunu başladığını, savaş ile bunun daha da derinleştiğini anlatıyor.

    Osnato, “Buğday fiyatları geçen seneden beri yükselişteydi. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasından sonra buğday piyasası yükselişe geçti. İşgalin başlangıcından bu yana buğdayda yüzde 30’luk fiyat artışı gerçekleşti.” dedi.

    Savaş sonrası bu yüzde 30’luk artışın tersine dönüşü beklense de arza bir katkısı beklenmiyor, sadece fiyatlarda rahatlama olması öngörülüyor.

    Ukrayna-Rusya savaşı çoktan Ukrayna’nın ötesine geçti

    Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, AA’ya yaptığı açıklamada, savaşın başından beri buğday ve mısır fiyatlarının yüzde 30 artmasıyla “dünyanın en savunmasız ülkelerinde gıda krizini şimdiden çok fazla artırarak” başka bir noktaya evirildiğini anlattı.

    BM’nin Merkezi Acil Durum Fonu’ndan (CERF), Afrika ve Orta Doğu’da kıtlık bölgelerine 130 milyon dolar ayırdığını anlatan Laerke, bütün bunların yanı sıra daha güçlü bir şekilde eyleme geçilmesi gerektiğini kaydetti.

    Laerke, tüm ülkeleri piyasalarını açık tutmaya, haksız ve gereksiz ihracat kısıtlamalarına direnmeye ve kıtlık riski olan ülkelere rezervler sunmaya çağırdı.

    Hindistan’ın daha büyük ihracatçı konumuna gelmesine aşırı sıcaklar engel oldu

    Halihazırda birçok ülke, buğday açığını kapatmak için gözünü Hindistan’a çevirdi. 2021’de rekor ihracat oranına sahip ülke, savaşla dünya genelinde daha büyük ihracatçı konuma gelmek isterken, mart ve nisan aylarında aşırı sıcaklar nedeniyle bu hayalini gerçekleştiremedi.

    Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tahıl ticareti ekonomisti Erin Collier, geçen sezon Hindistan’ın buğday mahsullerinin, Ukrayna’nın yapamadığı ihracatı telafi etmeye yardımcı olduğunu söyledi.

    İklim değişikliği, Hindistan’ın buğday üretimini baltaladı ve gıda güvenliği gerekçesiyle Hint yetkililer buğdaya ihracat yasağı getirdi.

    Collier, “Gıda güvenliğini dikkate alarak önlem alan ülkelerden biri Hindistan. Ancak, düşük gelirli ülkelere (ihtiyaç sahibi) ihracat yapacak.” dedi.

    Rusya-Ukrayna savaşının buğdaya ilk etkisi: limanların ablukaya alınması

    Erin Collier, piyasalardaki belirsizliğin değişken ve yüksek buğday fiyatları ile sonuçlandığını tedarik zincirindeki kırılmanın özellikle düşük gelirli ülkeler için endişe uyandırdığını vurguladı.

    Collier, “Ukrayna’nın sorunu, ihracat yapmak için limanlarını kullanamaması, Rusya limanlarını abluka altına alıyor. Bu ablukanın sona ermesiyle tahılların dünyaya yeniden açılması küresel gıda krizini azaltmaya yardımcı olacaktır.” dedi.

    Ukrayna limanlarındaki ablukanın kaldırılması ve şeffaflık

    Ukrayna’nın buğday hasadını dünyaya ihraç etmeye başlayabilmesi için, Ukrayna’nın limanlarına yönelik ablukanın sona ermesinin çok önemli olduğunu kaydeden Collier, bu konuda ülkelerin şeffaf davranması gerektiğine dikkati çekti.

    Collier, “Son zamanlarda gördüğümüz yüksek fiyatları kontrol etmeye çalışmak açısından ülkelerin, gıda varlığı ve ticaretiyle ilgili bilgi ve veri paylaşımı piyasa katılımcılarının dinamiklerinin ne olduğu konusunda bilgi sahibi olmasına yardımcı oluyor.” dedi.

    Erin Collier, şeffaflığın son zamanlarda görülen yüksek gıda fiyatlarının kontrol edilmeye çalışılması açısından önemli olduğunun altını çizdi.

    Türkiye buğday krizinin önüne geçmek için harekete geçti

    Rusya-Ukrayna savaşından bu yana ateşkes için kritik adımlar atan Türkiye, bu kez buğday krizi ve tedarik zincirinin düzeltilmesi için harekete geçti.

    Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, tahıl ürünlerinin sevkiyatı konusunu görüşmek üzere Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Ankara’da bir araya gelmişti.

    Lavrov, limanlardaki gemilerin serbest şekilde çıkmasını sağlamakla ilgili tüm gerekli adımların atılması için Ukrayna’ya limanlarını mayınlardan temizleme şartı koştu ve “Ukrayna tarafı mayınsızlaştırma faaliyetlerine hazırsa biz de buna hazırız.” demişti.

    Çavuşoğlu da buğday koridoru için BM, Rusya, Ukrayna ve Türkiye arasında oluşturulabilecek bir mekanizmadan bahsettiklerini, Türkiye’nin bunu uygulanabilir bir plan olarak gördüğünü ifade etmişti.

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.