İstanbul
22°

AZ BULUTLU

13:04

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Editor Yangın Haber

Editor Yangın Haber

15 Eylül 2021 Çarşamba

    2023 Türkiye’nin yeniden şahlanışının sembolü

    2023 Türkiye’nin yeniden şahlanışının sembolü
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 hedeflerini rayında tuttuklarını söyledi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “6. Anadolu Medya Ödülleri” programında konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına ödül alanları tebrik ederek başladı.

    Bünyesinde 320 mahalli ve bölgesel radyoyu, televizyonu, gazeteyi, dergiyi bir arada buluşturan Anadolu Yayıncılar Derneğinin (AYD) yürüttüğü faaliyetleri takdirle izlediklerini belirten Erdoğan, derneğin mahalli basının sesi olma yanında milli meselelerde ortaya koyduğu onurlu tavrın Türk medyasının gerçek duruşunu yansıttığına inandığını söyledi.

    Medya özel ödülleri kapsamında Ahmet Kekeç, Ferhat Koç, İbrahim Toru, Markar Esayan gibi son yıllarda hayatını kaybeden isimlerin yaşatılıyor oluşunun önemli bir vefa ve kadirşinaslık örneği olduğunu aktaran Erdoğan, bu vesileyle görevleri başında hayatını kaybedenler başta olmak üzere ahirete irtihal eden tüm medya mensuplarını rahmetle andı.

    Özgür, sorumlu ve milli basının milletin aydınlık yarınlara ulaşma mücadelesinin en önemli destekçilerinden olduğunu vurgulayan Erdoğan, ülkenin dört bir yanında adeta dişini tırnağına takarak çeşitli mecralarda görevlerini yürüten tüm medya mensuplarına teşekkür etti.

    Erdoğan, “Hakikatin, hakkın, hukukun, özgürlüğün, velhasıl insana dair her özlemin savunucusu olarak gördüğüm medya mensuplarımızın her birine başarılar diliyorum. Bilhassa bugün burada birlikte olduğumuz kardeşlerimize büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum. Siyasi hayatımız boyunca hep yakın mesai içinde olduğumuz basınımızla inşallah daha nice yolları birlikte yürüyecek, daha nice güzel haberler paylaşacağız.” diye konuştu.

    “Anadolu basını demokrasinin beslenmesi ve sağlıklı işlemesi bakımından hayati öneme sahip”
    Anadolu basınının demokrasinin beslenmesi ve sağlıklı işlemesi bakımından hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, hem halkın vaktinde ve doğru bilgilenmesi hem de idarecilerin halkın gündemini sağlıklı takip edebilmesi bakımından medyanın yeri doldurulamayacak bir görev ifa ettiğini vurguladı.

    Doğru ve hakikatli bir kanaatin beslediği demokrasi kültürünün milli iradenin üstünlüğünün güçlü şekilde korunmasının da temel şartı olduğunu belirten Erdoğan, genel olarak basın, özellikle de Anadolu basınının bu yönüyle de mutlaka desteklenmesi ve teşvik edilmesi gereken bir vazife gördüğünü kaydetti.

    Tüm bu misyonların hakkıyla ifasının, mahalli basının görevini meslek ahlakından taviz vermeden ve ülkesine karşı sorumluluklarının bilinci içerisinde yerine getirmesine bağlı olduğunun altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Şayet Anadolu basını bu iki hususta taviz vermeden yoluna devam ederse gücünü hiçbir zaman kaybetmez, tam tersine daha da artırır. Her şeyin küreselleştiği, her şeyin dijitalleştiği, her şeyin teknolojik mecralara evrildiği bir dönemde insanı sosyal çevresiyle hala merkezde tutan sahiciliğin son kalesi işte bu anlayışla çalışan basın olacaktır. Bir insanın ölümünü trajedi, bir milyon insanın ölümünü istatistik olarak gören zihniyetin dünyamızı istila etmeye başladığı bir dönemde siz her bir insanı ayrı bir değer kabul eden yaklaşımla farkınızı ortaya koyabilirsiniz. Sosyal medya gibi doğrunun yalanla, iftiranın kumpasla, çarpıtmanın kötü niyetle, sinsiliğin çıkarcılıkla karıştığı mecraları zapturapt altına alacak olan da yine sizin gayretinizdir. Gücünü insandan alan, malzemesi de muhatabı da insan olan Anadolu basınımız kendini bu doğrultuda ne kadar geliştirirse geleceğine o derece güvenle bakar. Tüm kalbimle inandığım şu gerçeği bir kez de sizlerin huzurunda ifade etmek istiyorum. Medyamızın yüz akları, tüm değerleri, tarihi, kültürüyle milleti aşağılayan mankurtlar değil, bu millete hizmet etmeyi en büyük şeref kabul edenlerdir.”

    Bunları söylerken aslında ülkede geçmişi iki asrı bulan basın hayatında aşağı yukarı hep aynı başlıklar altında gündeme getirilen tartışmaları da ifade etmiş olduklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Tartışmanın bir tarafında icraatlarının eleştirilmesinden hoşlanmayan yönetimler, diğer tarafında ise maşeri vicdan yerine belli çıkar çevrelerinin aparatı olmakla itham edilen basın vardır. Nitekim basın tarihiyle ilgili çalışmalara baktığımızda Avrupa ve Amerika’daki basının ortaya çıkış ve gelişme süreciyle bizdeki serencamı arasındaki keskin fark açıkça görülmektedir. Bununla birlikte Çanakkale Savaşı, İstiklal Harbi, Kıbrıs çıkarması, terörle mücadele, 15 Temmuz gibi kritik dönemlerde basının önemli bir kısmının sergilediği onurlu yaklaşım tarihimize şanla, şerefle kaydedilmiştir. Aynı şekilde 27 Mayıs Yassıada yargılamaları, muhtıralar, 12 Eylül, 28 Şubat gibi dönemlerde ülkesinin ve milletinin değil de darbecilerin yanında saf tutanlar da milli hafızamızın kara kaplı defterine mimlenerek işlenmiştir. Milletimiz bilhassa 1960’tan beri darbecilere ve onların yaptığı insanlık dışı işlere kılıf bulmaya çalışan gazeteci sıfatlı haysiyet cellatlarını unutmadı, unutmayacak. Ülkesi, halkı ve mesleğinin itibarı için özgürlüğü ve canı dahil her türlü riski göze alarak mücadele eden gazetecileri de bu millet asla unutmadı ve unutmayacak.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün burada bu meslek mensuplarıyla bir arada olmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.

    Türkiye’nin son 2 asrının sadece basın değil, her alanda arayışlarla, keskin yol ayrımlarıyla geçtiğini dile getiren Erdoğan, Batı’nın sömürgecilik ve sanayileşme yoluyla oluşturduğu maddi üstünlük karşısında eldeki son vatan toprağı Anadolu’nun dahi tehlikeye girdiği dönemler yaşandığını, milletin canını dişine takarak verdiği mücadelelerden sonra da rahat bırakılmadığını anlattı.

    Erdoğan, Anadolu’ya sahip olamayanların milletin ruhunu işgal etmek, her şeyini elinden almak için içeriden ve dışarıdan nice yollara, yöntemlere başvurduklarını ifade ederek, tek parti faşizmi, darbeler, vesayet, siyasi, sosyal ve ekonomik saldırıların bu zorlu sürecin farklı dönemlerdeki tezahürleri olduğunu söyledi.

    Türkiye’nin sanayi devrimini kaçırmasını, bilgi ve teknoloji devriminde geride kalmasını sağlayanların Türkiye’yi yeniden yapılanan küresel siyasi ve ekonomik düzenden dışlamak için var güçleriyle çalıştıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama bu defa farklı bir Türkiye ile karşı karşıya kaldılar. Artık siyasetini, ekonomisini, dış politikasını, sosyal dinamiklerini diledikleri gibi yönlendirebilecekleri bir Türkiye olmadığını gördüler. Rahmetli Menderes ve Özal’ın başlattığı demokrasi ve kalkınma hamlesini geçtiğimiz 19 yılda en üst seviyeye çıkarmış, kendi politikalarını kendi belirleyen bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıya kaldılar.” ifadelerini kullandı.

    Söz konusu güçlerin, bölgesinde hem sahadaki varlığıyla hem masadaki gücüyle söz sahibi bir Türkiye olduğunu yaşayarak kabullendiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

    “Dünyada haksızlıklara, adaletsizliklere, riyakarlıklara meydan okuyan, mazlumların ve mağdurların umudu bir Türkiye fotoğrafının yükseldiğini fark ettiler. Altyapısını tamamlamış, yatırım, üretim, istihdam, ihracat ve büyüme hedefiyle 2023’e yürüyen bir Türkiye hakikati, attıkları her adımda karşılarına çıktı. Bununla kalmayıp evlatlarına 2023’ü, 2071’i hedef gösteren, vizyon sahibi bir Türkiye’nin yükselişini şu anda seyrediyorlar. Daha düne kadar bırakınız 30 yılı, 50 yıl sonrasını, 3 gün, 5 gün sonrasını göremeyen, buna göre hesap yapamayan bir Türkiye’den böyle bir ufka sahip bir Türkiye’ye ulaşmanın anlamını en iyi sizler bilirsiniz.

    Ekonomisi birkaç milyar dolarlık spekülasyonlarla yerle yeksan olan, siyaseti birkaç ihtirasla, aktörle kaosa sürüklenebilen, güvenliği 3-5 teröristle tehlikeye düşürülebilen, sanayisi dışa bağımlı, ticareti hacimsiz, turizmi kısır, toplumsal fay hatları faal, velhasıl her tarafı lime lime dökülen bir Türkiye özlemiyle yanıp tutuşanlar elbette hala mevcut. Bu hevesle son 7-8 yıldır buldukları her araca her fırsatta sarıldılar ama hamdolsun Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu tuzakların tamamını bozduk.”

    “Tarihi bir yönetim reformunu hayata geçirdik”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi 2023 hedefleri rayında tutarak, vaktimizi ve enerjimizi heba etme girişimlerini boşa çıkardık. Bununla kalmadık, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçiş gibi önemi ve anlamı ileride çok daha iyi anlaşılacak olan tarihi bir yönetim reformunu hayata geçirdik. İki asırdır defalarca sergilenen oyunların artık işe yaramadığı bu Türkiye gerçeğini kabullenmek istemeyenlerin, kimi zaman açık kimi zaman gizlice sergiledikleri taktikleri bir bir ifşa ettik.” dedi.

    Demokrasinin, hukuk devletinin, özgürlüklerin kurallarını kendi çıkarları doğrultusunda eğip bükenlerin, buram buram riyakarlık kokan sözleri ve tavırlarının artık işe yaramadığını bildiren Erdoğan, “Kendi toplumlarının güvenliği ve refahı dışında hiçbir şeyi umursamayanların bencillikleri dönüp dolaşıp kendilerini vuracak bir bumeranga dönüştü. Göçten iklim değişikliğine, terörden salgın krizine kadar dünyanın ve insanlığın tamamını ilgilendiren her yeni sınamada kendilerini gelişmiş olarak nitelendirenlerin aslında ne kadar zayıf oldukları anlaşıldı.” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin bu sınamalar karşısında verilen başarılı imtihanla farkını ortaya koydukça hesapların sürekli yeniden yapılmaya başlandığını belirten Erdoğan, “İşte bugün büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası yolundaki en önemli durağımız 2023’ün eşiğindeyiz. Ülkemizi küresel sistemin yeniden yapılanmasının dışına itmek için kıvrananların son umudu 2023’te eski Türkiye’yi yeniden hortlatmaktır. İnşallah bu defa da başaramayacaklar. Milletimiz uzunca bir mücadelenin ardından döktüğü alın teri ve gerektiğinde feda etmekten çekinmediği canı pahasına yakaladığı bu fırsatı kaçırmama azim ve kararlılığını sahiptir.” diye konuştu.

    Verdikleri büyük ve güçlü Türkiye mücadelesinde hep yanlarında olan Anadolu medyasının desteğini, girilen bu son süreçte daha güçlü şekilde göreceklerine inandığını bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Unutmayınız bu mesele ne Tayyip Erdoğan’ın kişisel meselesidir ne parti meselesidir ne başka bir kısır hesap meselesidir. 2023, Türkiye’nin ve Türk milletinin yeniden şahlanışının sembolüdür. 2071 özellikle Anadolu’nun ebedi vatanımız olduğu gerçeğini bir kez daha ilanımız olarak ortaya koyduğumuz bir yıl olacaktır. Ve 2053, sahip olduğumuz tarihi mirasımıza sıkı sıkıya sahip çıkmamızın iradesidir. Bu hedeflere ve vizyonlara sahip çıkmak da ülkemizdeki her vatandaşımızın, her kurumumuzun, her kuruluşumuzun en başta gelen sorumluluğudur. Bizim tek yaptığımız da bu sorumluluğun gereğini yerine getirmeye çalışmaktan ibarettir.” ifadelerini kullandı.

    “Büyük sıçramayı yapabileceğimiz bir döneme girdik”

    Dünyanın terör, göç, iklim değişikliği, kıtlık ve yeni nesil teknolojiler gibi girift meselelerle uğraştığı bir dönemde hiç kimsenin Türkiye’yi yeniden kendi iç çekişmeleri içine gömmesine izin veremeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

    “Türkiye, geçmişte bu içe dönük kavgaların bedellerini hem maddi hem manevi olarak ziyadesi ile ödedi. Geçtiğimiz 19 yılda 81 vilayetimizin tamamını eğitimden sağlığa, ulaşımdan sanayiye, enerjiden spora her alanda gerçekten çok iyi bir altyapıya kavuşturduk. Gençlerimizin heyecanı, kabiliyeti, azmi, gayreti gözlerinden okunuyor. Sahip olduğumuz altyapı üzerinde ihtiyacımız olan asıl büyük sıçramayı yapabileceğimiz bir döneme girdik.

    Gençlerimizle Kahramanmaraş’ta yaptığımız sohbette bunu gördüm ve onların gözlerinde bu ışıltıyı gördüm. Bu imkanı en iyi şekilde değerlendirebilmek için istikrar ve güven ikliminden taviz vermememiz gerekiyor. İnşallah cuma günü Mersin’de yine gençlerimizle beraber olacağız. Milletimiz için hiçbir hayalleri, ülkemiz için hiçbir projeleri, devletimiz için hiçbir programı olmayanların, kendi ideolojik saplantıları ve kişisel hırsları uğruna bu güzel tabloyu tersine çevirmesine rıza gösteremeyiz. Bunun için hep birlikte kazanımlarımıza sahip çıkacağımız, potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendireceğimiz siyasi ve sosyal zeminden taviz vermemeliyiz.

    Birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkı sarılarak tüm dikkatimizi ve gücümüzü geleceğimizin inşasına yönetmeliyiz. İnşallah cuma günü nükleer santralimizi yerinde gidip ziyaret edeceğiz. Geldiği safhayı göreceğiz ve 2023’e, inşallah nükleer santralin ülkemize kazandırıldığını da göreceğiz. Medya kuruluşlarımıza ve medya mensuplarımıza bu tarihi süreçte çok önemli görevler düşüyor. Milletimize hakikatleri göstererek, Türkiye’nin bu hayati sınamadan başarıyla çıkmasına katkı sağlayacağınıza inanıyor, bu duygularla bir kez daha Anadolu Medya Ödülleri’ni tevdi edeceğimiz kurumlarımızı ve arkadaşlarımızı tebrik ediyor, Anadolu Yayıncılar Birliği yöneticilerine bizleri bu güzel atmosferde bir araya getirdikleri için tekrar şahsım milletim adına teşekkür ediyorum.”

    Törenden notlar

    Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri, medya temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

    Programda, Anadolu Yayıncılar Derneği tanıtım filmi gösterildi. Dernek Başkanı Sinan Burhan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a günün anısına hediye takdim etti.

    Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, çeşitli kategorilerde ödüle layık görülenlere ödüllerini verdi.

    “Yılın İletişim Ödülü” Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a verildi. “Yılın Haber Ajansı Ödülü”ne layık görülen Anadolu Ajansı adına da ödülü Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz aldı.

    Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan da törende yaptığı konuşmada, Anadolu medyasının önemine vurgu yaparak, yerel medyanın doğru habercilik yapmak için çok çalıştığını belirtti.

    Burhan, “Bizler diğer basın organları gibi 27 Mayıs darbesine destek vermedik, 12 Eylül darbesinde yoktuk, 17-25 Aralık hain darbe girişimi yapan kişi ve kurumlara karşı milli iradenin yanında yer aldık.” ifadesini kullandı.

    Dijital medya ve sosyal medyanın son dönemde kontrolsüzleşmeye başladığını vurgulayan Burhan, sosyal medyada düzenlemenin yapılması gerektiğini, kimsenin özgürlük adı altında başkasının hayatını karartmaya, ulusal güvenliğe zarar vermeye hakkı olmadığını da sözlerine ekledi. (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    İneklere tuvalet eğitimi verdiler

    İneklere tuvalet eğitimi verdiler
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL
    Almanya’da bilim insanları, sera gazı emisyonunu azaltmak için ineklere tuvalet eğitimi verdi

    Almanya’da bilim insanları, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklime faydası olması amacıyla ineklere tuvalet eğitimi verdi.

    Almanya’da Çiftlik Hayvanları Biyolojisi Araştırma Enstitüsü (FBN) ve Auckland Üniversitesinin ineklerin tuvalet eğitimine yönelik ortak çalışması “Current Biology” dergisinde yayımlandı.

    Araştırmacılar, Almanya’da FBN’ye bağlı bir çiftlikte 16 buzağıya tuvaletlerini ahırın sadece belirli yerlerinde yapmalarını ödül-ceza yöntemiyle eğitmeye çalıştı.

    Buzağılar idrarlarını özel olarak çimden yapılmış alanlarda yapmadıkları zaman “üç saniye boyunca su püskürtülme” cezası verilirken bu alanlarda idrarlarını yaptıkları zaman da yiyeceklerle ödüllendirildiler.

    Birkaç hafta boyunca devam eden araştırmada, hayvan davranışlarında uzmanlarından oluşan ekipler 16 buzağıdan 11’ini tuvaletini belli alanlarda yapma konusunda başarıyla eğitti.

    FBN araştırmacılarından Dr. Jan Langbein, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Normalde ineklerin dışkılarını veya idrara çıkmalarını kontrol edemeyecekleri sanılır. İnek, diğer birçok hayvan veya çiftlik hayvanı gibi oldukça zeki ve öğrenme yeteneğine sahip. Tuvalet kullanmayı da neden öğrenemesinler?” ifadelerini kullandı.

    Araştırmacılar, ineklerin idrarının yüzde 80’inin tutulması durumunda ahırlarda ve çiftliklerde idrarın fermente olmasıyla açığa çıkan amonyak gazda yüzde 56’lık azalma olacağını savundu.

    Ayrıca hayvanların yaşam alanlarındaki idrar seviyelerinin azaltılmasının enfeksiyon riskini azaltacağını belirten araştırmacılar, azalışın hayvanların hijyen ve refahlarını iyileştireceğini de belirtti. (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    Bir günde 28 bin 224 yeni Kovid-19 vakası

    Bir günde 28 bin 224 yeni Kovid-19 vakası
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Sağlık Bakanı Koca: Çift doz aşıda hızlı olmalıyız

    Türkiye’de son 24 saatte 341 bin 4 Kovid-19 testi yapıldı, 28 bin 224 kişinin testi pozitif çıktı, 248 kişi yaşamını yitirdi.

    Sağlık Bakanlığınca Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

    Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 341 bin 4 Kovid-19 testi yapıldı, 28 bin 224 kişinin testi pozitif çıktı, 248 kişi hayatını kaybetti, iyileşenlerin sayısı ise 28 bin 536 oldu.

    18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 84,02, ikinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 66,35 olarak kayıtlara geçti.

    Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı sayısı toplamda 103 milyon 526 bin 811’e yükseldi. Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında son 24 saatte toplam 525 bin 195 doz aşı uygulandı.

    En az bir doz aşı uygulananların oranı en yüksek 10 il Muğla, Kilis, Tekirdağ, Yalova, Edirne, Amasya, Çanakkale, Aydın, Antalya ve Eskişehir oldu.

    En az bir doz aşı yapılanların oranının en düşük olduğu iller ise Gümüşhane, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Mardin, Bingöl, Siirt, Muş, Bayburt ve Elazığ olarak sıralandı.

    Sosyal medya hesabından günlük tabloyu paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Can kaybımız 248. Vaka sayımız 28 bin 224. Hareketliliğin, dolayısıyla temasın çok yoğun olduğu bir dönemdeyiz. 28 binin üzerine çıkan yeni vaka sayısına karşı hepimiz tedbirleri uygulamalı, çift doz aşıda hızlı olmalıyız. Salgına karşı başarının şartı birlikte hareket etmektir.” ifadelerini kullandı. (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu kuruldu

    Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu kuruldu
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Merkez Bankası, teknoloji paydaşlarının katılımıyla Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu kurdu

    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ASELSAN, HAVELSAN ve TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği Araştırma Merkezi’nin (BİLGEM) katılımıyla Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu oluşturarak Dijital Türk Lirası Araştırma Geliştirme (AR-GE) projesinde bir sonraki aşamaya geçti.

    TCMB’den yapılan duyuruda, Banka’nın, mevcut ödemeler altyapısını tamamlayıcı nitelikte dijital Türk lirasının tedavülünün potansiyel katkılarını araştırmayı sürdürdüğü bildirildi.

    Merkez Bankası Dijital Türk Lirası AR-GE projesi kapsamında kavram ispat çalışmasının tamamlanmasıyla başlayan sürecin, teknoloji paydaşlarının katılımıyla bir sonraki aşamaya taşındığı aktarılan duyuruda, “Merkez Bankası Dijital Türk Lirası Ar-Ge projesinin, teknolojik araştırma, geliştirme ve test süreçleri, teknoloji paydaşlarının katılımıyla yakın iş birliği içerisinde gerçekleştirilecektir. Bu doğrultuda Merkez Bankası, ASELSAN, HAVELSAN ve TÜBİTAK-BİLGEM ile ikili mutabakat zabıtları imzalamış ve Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu oluşturmuştur.” denildi.

    Duyuruda, projeye ilişkin stratejik ve kritik teknolojilerin ön uygulama testlerinin yapılacağı birinci faz bulguları ışığında, platformun yeni katılımlarla genişletilmesinin planlandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

    “Birinci faz pilot uygulama çalışmaları kapsamında, TCMB nezdinde prototip ‘Dijital Türk Lirası Ağı’ tesis edilerek teknoloji paydaşları ile dar kapsamlı ve kapalı devre pilot uygulama testleri gerçekleştirilecektir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda daha yaygın ve geniş katılımlı pilot testlerin gerçekleştirileceği ileri aşama fazlara geçilecektir. Blokzincir teknolojisi, dağıtık yapıların ödeme sistemlerinde kullanımı, anlık ödeme sistemleri ile entegrasyon gibi başlıklarda Dijital Türk Lirası AR-GE projesi kapsamında çeşitlilik gerektirebilecek testlerin yapılması da planlanmaktadır. TCMB’nin, dijital Türk lirasının tedavülüne yönelik almış olduğu nihai bir karar yoktur. Tüm çalışmalar deneysel AR-GE faaliyetleri ilkelerince yürütülmektedir.”

    Farklı teknolojik alternatiflerin kapasite ölçümleri tamamlandıktan ve mimari kurguların denemeleri sonuçlandırıldıktan sonra mevcut teknolojilerin dijital Türk lirasına ilişkin iktisadi, hukuki ve mali gereksinimleri karşılayıp karşılayamadığının tespitinin amaçlandığı vurgulanan duyuruda, birinci faz sonuçlarının, testlerin tamamlanmasını müteakiben 2022 yılında kamuoyu ile paylaşılacağı bildirildi. (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    Millilerimiz Hollanda’da ağır yaralı: 1-6

    Millilerimiz Hollanda’da ağır yaralı: 1-6
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Millilerimiz Hollanda karşısında dağıldı

    A Milli Futbol Takımı, 2022 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri G Grubu altıncı maçında Hollanda’ya 6-1 mağlup oldu.

    48. dakikada milli takım gole yaklaştı. Hakan Çalhanoğlu’nun kullandığı serbest vuruşta, altı pas önüne düşen topa Merih Demiral ayak koyamadı. Ozan Kabak’ın kafayla içeriye doldurduğu topu kaleci Bijlow yumruklarıyla uzaklaştırdı.

    54. dakikada Hollanda 4. golünü buldu. Sol kanattan Bergwijn’in arka direğe yaptığı ortayı Berghuis kafa ile altı pas içine gönderdi. Depay yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşu ile topu ağlara yolladı: 4-0.

    80. dakikada ev sahibi takım farkı 5’e yükseltti. Koopmeiners’in savunmanın arkasına attığı topu kontrol eden Til, ceza yayı içinde dönerek vurdu, Uğurcan’ın bacağına da çarpan top ağlara gitti: 5-0.

    90. dakikada Hollanda 6. golünü attı. Rensch’in pasıyla ceza sahasında topla buluşan Malen düzgün bir vuruşla topu ağlara yolladı: 6-0.

    90+2 dakikada milli takım golü buldu. Halil Dervişoğlu rakip ceza sahasında yaptığı presle topu Van Dijk’tan kaptı, boşta kalan topu Cengiz Ünder ağlara gönderdi: 6-1.

    “Kendimizi mahcup hissediyoruz”

    Karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan A Milli Futbol Takımının teknik direktörü Şenol Güneş, “Maça başlarken beklentimiz farklıydı. Kazanmak ya da buradan berabere ayrılarak yarışta önde olmak istiyorduk ama maalesef oyunun başında yediğimiz golden itibaren rakibin daha üstün olduğu, kazanmayı hak ettiği bir maç oynadılar.” diye konuştu.

    Güneş, birinciliğin kaybedildiğini belirterek “Şu an avantaj Hollanda’ya geçti. Dört maçı kazanarak birincilik şansımız zor ama ikinci olarak play-off şansımız devam ediyor. Dört maçı kazanabilecek bir takımız. Bugün ilk golden sonra olağanüstü bir dağınıklık oldu. İlk golden sonra oyun planı altüst oldu.” ifadelerini kullandı.

    Grupta bugün 15-16 puana sahip olabileceklerini ancak Letonya ve Karadağ karşısında yaşanan kayıpların kendisini üzdüğünü dile getiren Güneş, şöyle devam etti:

    “Bugün 11 puanda kaldık. Oyuncuların gayretinden, iyi niyetinden asla şüphem yok. Cesur olmalarını hiç kaybetmesinler, yine başaracaklardır, dört maçı kazanıp da başarabilirler. Takım olarak halkımızın bizden beklentisi vardı, onlara karşı kendimizi mahcup hissediyoruz. Saha içinde yönetim ve bana bağırmalar oldu. Seyircinin bağırması normal ama yönetimin bu konuyla hiç ilgisi yok. Yönetim bugüne kadar her türlü desteği verdi. Özellikle başkan, onun adına da üzgünüm. Burada tek sorumlu benim, seçimleri yapan benim, başarısızlık da benimdir.”

    Deneyimli teknik adam, bir gazetecinin “Milli takımdaki geleceğinizle ilgili bir karar alacak mısınız?” sorusuna, “Kararı saha içinde aldık, yanlış yaptık. Seçim olarak. Başarıyı yakalayamadık. Bundan sonra alacağım karar, şu an alacağım bir karar değil, alınca açıklarım zaten.” yanıtını verdi.

    Şenol Güneş, Milli Takım’ın Avrupa Şampiyonası ve sonrasındaki uzun süreçte bir türlü toparlanamamasının sebeplerinin sorulması üzerine ise şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Ben, oyuncularla ilgili bir şey yok, toparlayamadım, biraz ondan olabilir. Seçimlerim, oyun oynatmak, düzen, çalışma hepsi eksiklik olarak söylenebilir. Bir sürü şey söylenebilir, herkes ne söylüyorsa haklı olabilir. Çünkü hepsinin sebeplerini tek tek topladığınızda oraya varır. Çünkü oyuncu da görev alıyor ve yapıyor. Yönetim de bize görev veriyor, her türlü desteği veriyor. İyi oyuncular sahaya süreceksin, yanlış yaparsa değiştireceksin, iyi çalıştıracaksın bunları eksik yaptık demek ki. Diğeri bir cevap olmaz. Eksik şu oldu bu oldu diyerek kendimizi avutamayız.”

    Güneş, “İstifa etmeyi mi düşünüyorsunuz? Yoksa kadroda radikal değişiklikler mi yapacaksınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

    “Ne yapacağımla ilgili konuşurum ama sahaya çıktığımda istifa diye bağırıyorlarsa, bir seneden beri maaş ve ‘Git ne zaman gideceksin’ diye bağırılıyorsa bunun Türk futboluna faydası yok. Sahaya çıkan yönetim değil. Bir düzen var Türkiye’de. Alırken yalvarıyorsun, aldıktan sonra hakaret ediyorsun. Bu, doğru değil. Sahadaki oyuncu sorumluluktan kaçacak duruma düşüyorsa o zaman baskıyı kendimiz oluşturuyoruz. Öyle bir hava hissediyorum. Biz iki maç kazanınca mükemmel dedik, bir maç kaybettik kötü olduk. Bir hoca da gelse bu sistemin doğru olmadığını söylüyorum. Kararı alırken çalıştığınız kurum var, onunla konuşup karar alırsınız. Şu an görünen tablo iyi bir tablo değil. Mutlu değilim huzursuzum, kahredici bir sonuç. Bu kadroya inancım var, ben başaramadığımı düşünüyorum ama buna sahip çıkmak taviz vermek değil, yok etmek baskı altına almak doğru değil. Bugünkü maçı kaybettik, başında da ben vardım.”

    “Kendi şahsımla ilgili neden bir senedir maaşlar anlatıldı, neden saldırı oldu, onu bilmiyorum.” diyen Güneş, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Düzen böyle mi, şeytanlık mı var, başka bir şey mi var? Bilmiyorum ki. Onları güldürdüm, o da benim hatam. Üzgünüm. Niye anlatıyorum bunları, bana olsun ama ben gittiğim zaman gelen birine olmasın. Lucescu giderken kovmak isteyenler, bana gelirken yalvaranlar 6 ay sonra suçlamaya başlıyorsa düzende bir yanlışlık var. Ben bir bedel öderken bir düşünce devrimi olsun isterim. Ben yalvararak gelmedim, sevinerek geldim ama bana yalvardıklarını düşünüyorum. Bir sene önceden bazı şeyleri oluşturup sonuçla bunu desteklemek doğru değil, ben kaybettim ülkenin kaybı olsun istemem. Maaşımın bugüne kadar neden konuşulduğunu anlamış değilim. Beni sevmeyebilirsin ama milli takım antrenörü olarak sayı gösterilmesinden yanayım. Bunun kampanyasını yapıp arkasından bir şey yok gibi yapılmasını doğru bulmam. Bizim gidişimizle beraber bu işler daha düzenli olsun istiyorum. Biz ebedi burada değiliz zaten.” (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.