İstanbul
26°

AZ BULUTLU

20:47

AKŞAM'A KALAN SÜRE

Editor Yangın Haber

Editor Yangın Haber

24 Haziran 2021 Perşembe

    Yunan komşumuzun silahlanma çabaları beyhude

    Yunan komşumuzun silahlanma çabaları beyhude
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar: Bizler daima pozitif gündeme odaklanmak istiyoruz

    Milli Savunma Bakanlığı ile Askeri Fabrika ve Tersane İşletme AŞ (ASFAT) arasında imzalanan protokol kapsamında, ASFAT ana yükleniciliğinde, TÜBİTAK SAGE’nin teknik desteğiyle yapılan 1000 adetlik Hassas Güdüm Kiti-82’nin (HGK-82) 100 adetlik ilk kafilesinin teslim töreni, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile kuvvet komutanlarının da katılımıyla 3. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü’nde yapıldı.

    TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirilecek ve Hava Kuvvetleri Komutanlığının gücünü perçinleyecek Milli Ramjet Motorlu Hava-Hava Füzesi Gökhan’ın ve devam eden diğer yerli ve milli projelerin sonuçlanarak envantere girmesini heyecanla beklediklerini dile getiren Akar, “Tüm bu projeler, ülkemizin savunma alanında dışa bağımlılığının azaltılması ve TSK’nın etkin, caydırıcı, saygın niteliklerinin artırılmasına yönelik hayati önemi haiz projelerdir. Bu nedenle durup dinlenmeden, yılmadan, yorulmadan, gece gündüz azim ve kararlılıkla çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği, destek ve teşvikleriyle yüksek teknolojiye dayalı savunma sanayiimizdeki yerlilik ve millilik oranımız artık yüzde 70’leri aşmış bulunuyor. Hedefimiz bu oranı, 2023 yılında yüzde 75-80’lere taşımaktır. Bunun için gerekenleri yapmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

    Geçmişte piyade tüfeğinin dahi yurt dışından tedarik edildiğini hatırlatan Akar, artık milli piyade tüfeğinin, savaş gemilerinin, firkateynlerin, İHA/SİHA’ların, Fırtına obüslerinin, ÇNRA’ların, Atak helikopterlerinin, akıllı hassas mühimmatın tasarlanıp inşa, imal ve ihraç seviyesine gelindiğini vurguladı.

    İnsan kaynağına, potansiyeline ve bunu güce dönüştürecek savunma sanayi firmalarına yönelik güvenlerini dile getiren Akar, şunları söyledi:

    “Savunma sanayimiz, devletimizin ve hükümetimizin kararlı duruşu, mühendislerimizin, bilim insanlarımızın, sanayicilerimizin ve işçilerimizin gayretleriyle dünyada adından söz ettirmeye devam edecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleri doğrultusunda kamu, vakıf şirketleri, özel sektör ve üniversiteler, büyük bir sinerji ve koordinasyon içerisinde çalışarak çok daha ileri seviyelere ulaşacağımıza inanıyoruz. Artık cin şişeden çıktı. Hiçbir ülkeden geri kalmayacağız. İnancımız, sabrımız, azim ve kararlılığımızla çok daha büyük başarılar elde edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.”

    “Herkesi çalışmaları desteklemeye, anlamaya davet ediyoruz”

    Meclise gelen MKE’nin anonim şirket olmasını düzenleyen kanun teklifine yönelik değerlendirmelerde bulunan Akar, “Gözbebeğimiz olan MKE kurumumuzu çağın gereklerine uygun, rekabet gücü yüksek, etkin ve esnek hale getirmeye çalışıyoruz. Amacımız, gayretimiz bu. Zira hızlı değişim, dönüşüme ayak uydurmamız gerekiyor.” diye konuştu.

    MKE’yi modern ve dinamik bir yapıya kavuşturmaya, üretim kapasitesini artırmaya ve savunma sanayisine daha büyük katkılar sağlayan bir kurum yapmaya yönelik amaçlarını ifade eden Akar, şunları dile getirdi:

    “İyi niyetli şekilde kaynaklarımızı daha verimli kılmak istiyor, bunun için gayret sarf ediyoruz. Her zaman vurguladığımız gibi yurt içi ve sınır ötesinde kahramanca ve fedakarca görev yapan Mehmetçiğin yerli ve milli araç, gereç ve mühimmatla donatılmasını milli bir görev olarak görüyoruz. Herkesi de bu konuda yapılan çalışmaları desteklemeye, anlamaya davet ediyoruz.”

    “Yunanistan moratoryuma uymuyor”

    Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada tüm sorunların uluslararası hukuka uygun olarak, barışçıl yöntemlerle ve iyi komşuluk ilişkileri içinde çözülmesinden yana olduğunu vurgulayan Akar, “Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki sorunların da diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine samimiyetle inanıyor ve bunun için çaba sarf ediyoruz.” diye konuştu.

    Bu kapsamda Yunanistan ile istişari görüşmelerin ve NATO Ayrıştırma Usulleri Toplantıları’nın yapıldığını, “Güven Artırıcı Önlemler” çerçevesinde dördüncü toplantının birinci bölümünün de video telekonferans yöntemiyle gerçekleştirildiğini anımsatan Akar, şunları kaydetti:

    “Bizler daima pozitif gündeme odaklanmak istiyoruz fakat maalesef kimi zaman Yunan muhataplarımızın provokatif eylem ve söylemleriyle karşılaşıyoruz. Örneğin 1988 yılında karşılıklı olarak yaptığımız Atina Mutabakatı var. Bu kapsamda 15 Haziran-15 Eylül tarihlerinde ve milli günlerimizde, tatbikat gibi faaliyet yapılmamasına dair moratoryum olmasına rağmen maalesef buna uyulmadığını görüyoruz.

    Ayrıca Yunan komşumuzun beyhude silahlanma gayret ve çabalarının, en büyük zararının Yunan halkına olacağı görülmeli, bilinmelidir. Yunan halkının kaynakları boşa harcanmamalıdır. Barış ve istikrar için en doğru, en kolay çözümün birbirimizin hakkına, hukukuna riayet edilmesi ve böylece iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesiyle mümkün olacağı da artık anlaşılmalıdır. Her zaman belirttiğimiz gibi, biz bu coğrafyanın zenginliklerinin bölge ülkeleri arasında uluslararası hukuk çerçevesinde ve adil bir şekilde paylaşılmasından, barış içerisinde müreffeh bir geleceğin birlikte inşa edilmesinden yanayız. Açıkça ifade ediyoruz ki bizim kimsenin hakkında, hukukunda, toprağında gözümüz yoktur. Ancak Kıbrıs dahil, mavi vatanımızdaki hak, alaka ve menfaatlerimizi korumakta azimliyiz, kararlıyız ve buna muktediriz.”

    Sözlerinin sonunda Hassas Güdüm Kiti’nın üretilmesinde, geliştirilmesinde emeği geçen TÜBİTAK SAGE ve ASFAT çalışanlarına teşekkür eden Akar, “TSK personeli, BM, NATO, AGİT, AB bünyesinde ve ikili anlaşmalar çerçevesinde Suriye’de, Irak’ta, Azerbaycan’da, Libya’da, Katar’da, Kosova’da, Bosna-Hersek’te, Somali’de, Afganistan’da ve daha birçok coğrafyada omuzlarındaki şanlı bayrağı atalarından aldığı ilhamla ve gururla taşımaktadır.” şeklinde konuştu.

    Hassas Güdüm Kiti-82

    ASFAT’ın ana yükleniciliğinde Türk Silahlı Kuvvetleri envanteri için üretilen Hassas Güdüm Kiti-82 ile, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) tarafından imal edilen 500 librelik MK-82 genel maksat bombalarına akıllı ve hassas vuruş kabiliyeti kazandırılarak her türlü hava koşulunda kullanılabilen bir mühimmat haline getirildi.

    HGK-82 Projesi sayesinde MK-82 genel maksat bombaları, yaklaşık 15 deniz mili menzil kadar 1-2 metre hassasiyetle tanımlanan hedefi vurulabilme kabiliyetine erişti.

    Projenin paydaşı TÜBİTAK SAGE tarafından yerli ve milli olarak geliştirilen, kalifikasyonu tamamlanan Küresel Konumlandırma Sistemi-KAŞİF, ilk defa bu proje kapsamında TSK’nın kullanımına sunuldu. Böylece HGK-82’de yerli ve millilik oranı yüzde 80’lere ulaştı. (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    Koç’luğunu bil, bundan sonra sahnedeyim haberin olsun

    Koç’luğunu bil, bundan sonra sahnedeyim haberin olsun
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Eski Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, kongrede aday olmayacağını açıkladı.

    Aziz Yıldırım, “İrfan Can Kahveci için Galatasaray ve Marsilya 4,5 milyon verdi. Biz kaça aldık? 11 milyon avro. Yalanlamasınlar belgeleri koyarım ortaya.” dedi.

    Yıldırım, “Seni bu seyirciyle göndereceğim. Ali Koç sen Koç’luğunu bil. Bundan sonra sahnedeyim haberin olsun.” ifadesini kullandı.

    Devamını Oku

    Fatih ve Kanuni, İBB’de buluştu

    Fatih ve Kanuni, İBB’de buluştu
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Fatih ve Kanuni ile ortak noktam: Trabzon

    Osmanlı İmparatorluğu’nun 10’ncu padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın Cristofano dell’Altissimo’nun fırçasından çıkan tablosu, 7. Padişah Fatih Sultan Mehmet Han’ın ünlü İtalyan ressam Bellini’nin atölyesi ürünü portresiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) çatısı altında buluştu. 31 Mart 2021’de, Sotheby’s Müzayede Evi tarafından açık artırmaya çıkarılan ve alıcısı tarafından İBB’ye bağışlanan Kanuni tablosu için Saraçhane’deki ana yerleşkede, Başkan Ekrem İmamoğlu’nun katılımıyla tören düzenlendi. Törende İmamoğlu’na; İBB CHP Grup Başkanvekili Doğan Subaşı, İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Başkan Danışmanı eşlik etti.

    Tören için kurulan ve üzerinde “Adalet ve Hukuka Hükmedenler: İstanbul’un Sultanları Evinde” yazılı platforma, ilk olarak 25 Haziran 2020’de Londra’daki dünyaca ünlü Christie’s salonundaki müzayedede İBB tarafından satın alınan Fatih Sultan Mehmet Han’ın portresi asıldı. Törende bir konuşma yapan İmamoğlu, Kanuni tablosu ile teknik bilgileri basın mensuplarıyla paylaştı. Kendisinin de Kanuni gibi Trabzon’da doğduğunu belirten İmamoğlu, “1461’de Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Trabzon, Kanuni Sultan Süleyman’ın da doğumuna şahit olmuş bir kent. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon valiliği sürecinde doğan Kanuni Sultan Süleyman, burada doğup 14 yaşına kadar yaşıyor. İki padişahın Türk tarihine, Osmanlı tarihine verdikleri o önemli katkıyı derinden hisseden bir insan olarak büyüdüm. Zira ilkokulumun adı da Kanuni Sultan Süleyman İlkokulu’ydu. Dolayısıyla hem Fatih Sultan Mehmet hem de Kanuni Sultan Süleyman bizler için, ailelerimiz için bambaşka bir yere sahiptir” dedi.

    Haliç Tersanesi’ne Sanat Müzesi kuruluyor

    Her iki tablonun bulunduğu Saraçhane’deki tarihi İBB binasının bünyesinde, çeşitli sanatçıların çalışmaları bulunduğunu aktaran İmamoğlu, İstanbul’u hissettirecek özel sanat eserleriyle yakından ilgilenmeye devam edeceklerini vurguladı. İBB’nin halka ait olduğunun altını çizen İmamoğlu, “Sanat adına, kültür adına emanet etmek istediğiniz, geleceğe taşınmasını arzu ettiğiniz, İstanbul’u temsil eden her ne var ise en sıcak, en doğru adres, İBB olacaktır” diye konuştu. Fatih ve Kanuni tablolarının İstanbul ve Türkiye ile buluşmasının gururunu yaşadıklarını aktaran İmamoğlu, “Bu iki eseri ve alacağımız bu tarz yeni eserleri nerede halkımızla buluşturacağız bu kısmını da tanımlamak isteriz. Haliç Tersanesi’nde çok değerli bir çalışma yürütüyoruz. Şu an uygulaması devam eden Sanat Müzesi’nde bu eserleri sergileyeceğimizi, İstanbul halkına ve bütün sanat severlere duyurmak isterim” müjdesini verdi.

    Haliç Tersanesi’nin 566 yıl önce Fatih Sultan Mehmet tarafından kurulduğunu hatırlatan İmamoğlu, “İstanbul’un köklü tarihinde diğer çalışmalarımızda da bu anlamda özellikle tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmaya devam ediyoruz. Haliç Tersanesi, hafızamızdaki tersane kimliğine ve faaliyetlerine devam edecek; aynı zamanda da burada hem bu iki sanat eserinin sergilendiği İstanbul Sanat Müzesi, İstanbul Fotoğraf Müzesi, İstanbul Sinema Müzesi ve İstanbul Müzik Müzesi yer alacak. Fatih portresini, Kanuni portresini ve ilavesinde diğer eserleri, 2 yıla kalmadan bu alanda vatandaşlarımızla daimi bir sergi olarak buluşturmayı çok istiyoruz” dedi.

    İmamoğlu, törende, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. “Bağışçının kim olduğunu öğrenebilir miyiz” sorusuna, İmamoğlu’nun yanıtı, “Bağışçımızın kim olduğunu şu anda söyleyemiyoruz. Ama tahmin ediyorum ki, kendisi gelip bizi ziyaret edecek. Kendisi uygun görürse sizlerle bunu kamuoyuyla paylaşırız. Şu anda kendisi bağışlamakla yeterli kalmak istiyor” oldu. İmamoğlu, “Fatih Sultan Mehmet tablosu ilk sergilendiğinde koruma alanları oluşturulmuştu. Aynı şey Kanuni için de geçerli olacak mı” sorusunu da “Tabii. Bu özel koruma alanı, yine bu binada özel bir bölüm olarak tasarlanmıştı. Orada duruyor zaten. Her iki eser de orada korunma biçiminde muhafaza edilemeye devam edecek. Ama ilerleyen dönemde kurmayı düşündüğümüz sanat müzemizde, yine aynı koruma, muhafaza mekanizmasının kurulu olduğu bir yeri orada da inşa edeceğiz. Orada koruması yapılarak, inşallah yüz yıllar boyu şehrimizin bir emaneti olarak duracak” şeklinde yanıtladı.

    Devamını Oku

    Karadeniz’de İngiliz gemisine uyarı ateşi

    Karadeniz’de İngiliz gemisine uyarı ateşi
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    SU-24M savaş uçağının ateşinin ardından gemi geri döndü

    Rus uçağının Karadeniz’de sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açtığı bildirildi.

    Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, İngiltere’ye ait “Defender” savaş gemisinin, Rusya tarafından yasa dışı ilhak edilen Kırım’ın güneybatısında bulunan Felenk’te sınırı ihlal ettiği iddia edildi.

    Bu nedenle “Su-24M” savaş uçağının havalandırıldığı belirtilen açıklamada, “Sınırları koruyan Rus gemisi, 12.06 ve 12.08’de İngiliz gemisine uyarı ateşi açtı. Su-24M, dokuz dakika sonra Defender gemisinin rotasına yönelik bombalama uyarısı yaptı.” ifadelerine yer verildi.

    Açıklamada, Rusya’nın Karadeniz Filosu ve Rusya Federal Güvenlik Servisi’ne (FSB) bağlı sınır muhafızlarının ortak eylemleriyle İngiliz savaş gemisinin sınırı terk etiği ve olayla ilgili İngiltere’nin Moskova Büyükelçiliğindeki askeri ataşesinin Rusya Savunma Bakanlığına çağrıldığı kaydedildi.

    İngiliz gemisinin ihlal yaptığı ileri sürülen Felenk, Kırım’ın kara suları içinde bulunuyor.

    Rusya, Kırım’ı 2014’te yasa dışı ilhak etmişti.

    Uluslararası hukuk kurallarına göre, Kırım Ukrayna’ya ait olarak kabul ediliyor. (Anadolu Ajansı)

    Devamını Oku

    Afganistan’ı kim bu hale getirdiyse o toplasın

    Afganistan’ı kim bu hale getirdiyse o toplasın
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Akşener, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Sayın Erdoğan, Afganistan’ı kim bu hale getirdiyse bırak o toplasın. Dostun Biden’a söylemen gerekenleri söyleyemedin. Söylememen gerekeni de büyük bir iştahla söylüyorsun. Amerikalı askerin canını kurtarmak için kendi askerini feda etmeye bu kadar hevesli olma.” dedi.

    Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısındaki konuşmasına, yerli aşının 3’üncü faz testlerine başlanması nedeniyle duyduğu memnuniyeti dile getirerek başladı.

    Medyada çıkan haberlere değinen Akşener, “Sayın Erdoğan’ı uyarmak istiyorum. Yerli aşı meselesinden siyaset devşirmeye kalkıp da böyle önemli bir süreci baltalama. Bırak, bilim kurulu Sağlık Bakanlığı ve bilim insanlarımız süreci olması gerektiği gibi yürütsün. Milletimiz, yerli aşımızı uzun zamandır bekliyor. Şayet daha önce nice kritik konuda yaptığın gibi bu konuyu da algı operasyonlarına kurban edersen bu sefer altında kalırsın. Sonra söylemedi deme.” diye konuştu.

    Türkiye’nin, 19 yıldır geçmişini bilmeyen, geleceği de göremeyen bir iktidar tarafından yönetildiğini iddia eden Akşener, eski Sırp Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Milorad Dodik için PTT’ye hatıra pulu bastırılmasını eleştirdi.

    Dodik’in daha önce “Her bir Sırp’a karşılık 100 Boşnak ölmelidir” diye açıklamaları olduğunu aktaran Akşener, “İnsanlık tarihinin en büyük suçlarından biri olan Srebrenitza Soykırımı’nı reddeden ve okullara utanmadan savaş suçlusu Karadziç’in adını veren Boşnak düşmanı Dodik’in namına pul bastırılıyor. Şu vefasızlığa bakar mısınız? Şu ilkesiz duruşa bakar mısınız? Şu sözde muhafazakarlığa bakar mısınız? Yazıklar olsun sizin zihniyetinize. Bu yanlıştan derhal dönün ve o pulları vakit kaybetmeden imha edin.” şeklinde konuştu.

    “Afganistan’ı kim bu hale getirdiyse bırak o toplasın”

    “Türkiye’nin (Kabil) Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğinin sağlanmasında öncü rol oynamasına” ilişkin tartışmalara değinen Akşener, şöyle konuştu:

    “Amerika Afganistan’dan çekiliyor. Ama aklı oradaki havaalanında kalıyor. ‘Ne yaparım?’ diye kara kara düşünürken iç politikada Amerika’ya etmedik laf bırakmayan Sayın Erdoğan devreye giriyor ve nedense bu işe gönüllü oluyor. Yani bir anlamda diyor ki ‘dostum Biden, sen rahat ol biz bu işi üstleniriz.’ Şu devlet insanlığına bakar mısınız? Buradan Sayın Erdoğan’ı aklını başına almaya davet ediyorum. Afganistan ile tarihi bağlarımız var. Türk askeri orada görev yaptığı süre boyunca asla muharip görev üstlenmedi. Tam tersine kardeş Afgan halkına yaptığı yardımlarla gönülleri kazandı. Şimdi hiçbir güvenlik gerekçesi yokken ve sırf sen yeni Amerikan başkanına şirin görüneceksin diye böyle bir riske girmenin akılla izah edilir bir yanı yoktur. Üstelik bu anlamsız göreve aday olurken para-pul konuşmanın da manası yoktur.

    Sayın Erdoğan, Afganistan’ı kim bu hale getirdiyse bırak o toplasın. Dostun Biden’a söylemen gerekenleri söyleyemedin. Söylememen gerekeni de büyük bir iştahla söylüyorsun. Amerikalı askerin canını kurtarmak için kendi askerini feda etmeye bu kadar hevesli olma. Böyle diplomasi olmaz. Böyle devlet yönetilmez. Bu maceraya atacağın kınalı kuzuların ayağına taş değse senden biliriz, hesabını da sana sorarız. Bunu da böyle bilesin. Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı sıfatıyla öncelikli görevi Afganistan’da havaalanı güvenliği sağlamak değil, kendi milletinin huzur ve refahını sağlamaktır.”

    Ülkeyi il il, ilçe ilçe gezdiklerini dile getiren Akşener, seyahatlerinde mağduriyetlerini anlatan vatandaşlara daha sonra baskı yapıldığını ileri sürdü.

    Akşener, “Sayın Erdoğan, fakirle uğraşma, sen de o günlerden geçtin. Meral Akşener’e hakaret etmek için garibanı kullanma. Elinde büyük güçler var, onları bize karşı kullan. Garibana çöktüğün zaman gayretullaha dokunur, öyle çarpılırsın ki kimse kurtaramaz, bunu yapma.” ifadelerini kullandı.

    Bitlis, İstanbul, Afyon gezilerine değinen Akşener, “Sefa sürdüğün saraydan bir zahmet başını çıkar da vatandaşını bir dinle. Bu ucube sistemle devleti devlet olmaktan, vatandaşı da çileden çıkardın. Bir zahmet sokağa çık da milletin gerçeklerini gör bakalım.” diye konuştu.

    Kocaeli’de İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan’ın ortağı olduğu şirkete ait çiftlikteki bazı kaçak yapıların yıkımını anımsatan Akşener, “Türkkan’ın açıklamaları var, onlara girmeyeceğim. Bizzat ben bundan sonra kim, nerede, ne yapmışsa, takipçisi olmazsam, hepsini rezil etmezsem namerdim. Hadi bakalım, yıkıldı mı kardeşim hepsi? Yıkıldı. Sayın Erdoğan’ın yanındaki pek çok insanın, yakın zamanda İletişim Başkanının eviyle ilgili bir sürü şey çıktı. Ben dahil, bu salonda bulunan hiç kimse ağzını açmadı. Çünkü tarihi eser meselesinin nasıl yürüdüğünü biliyoruz. İstanbul’da yaşayanlar bilir. Üzerine tepinebilirdik, tepinmedik. Madem ki devletten kiralanmış yerlere ‘çökülme’ kabul ediliyor. Kira olmadan çökülenleri takip edeceğim. Nasıl takip ettiğimi Sayın Erdoğan da görecek.” dedi.

    Akşener, konuşmasının bir bölümünde okul servis taşımacılığı yapan Ahmet Alper İntepe’yi kürsüye davet etti.

    İntepe’nin ardından konuşmasına devam eden Akşener, hükümetin enerji politikasına değindi.

    “Almanya rüzgar enerjisinden geçen yıl Türkiye’den 20 kat fazla üretim yaptı”

    Meral Akşener, Türkiye’nin, sadece rüzgar enerjisi potansiyelinin 48 bin megavat, yıllık 100 milyon ton petrole eşdeğer güneş enerjisi potansiyeli, 35 bin megavatlık da jeotermal enerji potansiyeline sahip bir ülke olduğunu belirtti.

    Türkiye’nin bu imkana rağmen 2020’de enerjisinin yüzde 33’ünü kömürden sağladığına dikkati çeken Akşener, “Bu kömürün de yüzde 60’ını ithal etmişiz. Yani enerjimizin en büyük kısmını çevreye en zararlı enerji kaynağından elde etmişiz. Avrupa’nın bütün ülkeleri kömüre veda ediyor. Belçika 5 yıl önce tüm kömür santrallerini kapattı. Avusturya ve İsveç geçen yıl tüm kömür santrallerini kapattı. Fransa 1 yıl içinde, İngiltere 3 yıl içinde, İtalya da 4 yıl içinde, kömüre veda ediyor. Kömürle enerji üretimi artan tek ülkeyse maalesef Türkiye.” değerlendirmesinde bulundu.

    Akşener, Almanya’nın, enerjisinin yüzde 56’sını yenilenebilir enerjiden karşıladığını, 2038 yılına kadar da karbondioksit salan tüm santralleri kapatacağını belirtti.

    Türkiye ile Almanya’yı karşılaştıran Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin güneş enerjisinde kurulu gücü 7 bin megavat. Almanya’nınsa tam 54 bin megavat. Yani neredeyse Türkiye’nin 8 katı. Alman vatandaşları güneş görmek için tatillerde Türkiye’ye geliyor ama Almanya güneşten Türkiye’nin sekiz katı enerji elde ediyor. Bir güneş panelini Almanya’ya kurarsanız bir birim enerji üretiyor. Aynı güneş panelini Türkiye’ye kurduğunuzda en az 2 katı enerji üretiyor. Yani Türkiye’de güneşten elektrik üretmek 2 kat daha verimli, 2 kat daha karlı. Üstüne üstlük Almanya’nın yüzölçümü Türkiye’nin yarısı kadar bile değil. Ama bizden 8 kat fazla güneş enerjisi gücüne sahip.

    Rüzgar enerjisinde de durum aynı. Almanya rüzgar enerjisinden geçen yıl Türkiye’den 20 kat fazla üretim yaptı. Biokütle enerjisinde de gerideyiz. Türkiye’nin yarısı kadar bile tarım alanına sahip olmayan Almanya biokütleden de Türkiye’den 20 kat fazla enerji üretiyor. Bu tabloya bakıp da ‘Almanya bizi kıskanıyor’ diyebilmek en hafif tabiriyle şuursuzluktur.”

    “İktidara geldiğimizde Paris İklim Anlaşmasını onaylayacağız”

    İklim değişikliğine anımsatan Akşener, yapılan araştırmalara göre toplumun yüzde 75’inin iklim kriziyle mücadele edilmesi gerektiğine inandığını belirtti.

    Akşener, iktidara geldiklerinde karbon kotasını uygulayacaklarını, Paris İklim Anlaşmasını onaylayıp 2050 için net sıfır emisyon hedefini koyacaklarını kaydetti.

    AK Parti iktidarının yeşil ve sürdürülebilir olmayan yanlış enerji politikaları nedeniyle Türkiye’nin kaynaklarının verimsiz kullanıldığını iddia eden Akşener, şöyle konuştu:

    “Enerji üretimi adeta denetimden yoksun bir şekilde özel sektöre devredildi. Bugün özel şirketler istediği yere, istediği güçte santral yapabiliyor. Devletse bu kontrolsüz işlere alım garantisi vererek israfı katlıyor. Bugün elektrik tüketimimize baktığımızda ülkemizin kurulu gücü yeterli durumda. Ancak alım garantileri dolayısıyla yeni yeni santrallerin açıldığını görüyoruz. Üstelik bu garantiler de dolar bazında veriliyor.

    AK Parti iktidarı mesela kömür santrallerinde 16.76 sent, biokütle santrallerinde 15.3 sent, güneş enerjisinde 13.1 sent, nükleer santral için de 12.35 sent alım garantisi veriyor. Peki sonuçta ne oluyor? Devlet vatandaşa 40 kuruştan sattığı elektriği bir firmanın santralinden 101.8 kuruşa satın alıyor. Yani tükettiği elektrik için milletin cebinden 40 kuruş değil aslında 101.8 kuruş çıkıyor.”

    Akşener, Dalaman’da çiftçiler için hayati önemde olan Akköprü Barajı’nın satılacağını, sonra da dolar üzerinden alım garantisi verip aradaki farkın yine milletin sırtına yükleneceğini ileri sürdü.

    Meral Akşener, “Tezgaha bakar mısınız? El insaf kardeşim, el insaf. Ne doymaz bir iştahınız varmış. Milletin santralini satıp aynı santralin elektriğini 3-5 katına millete fatura edeceksiniz. Böyle arsızlık, böyle utanmazlık olur mu? Ayıptır, yazıktır, günahtır.” ifadelerini kullandı.

    Son 3 yılda elektrik üretmeyen santrallere bile 7.2 milyar lira para aktarıldığını iddia eden Akşener, şöyle devam etti:

    “Öyle eğri bir düzen kurmuşlar ki her şey bizlerin aleyhine işliyor. EPDK bildiğiniz gibi elektrik tarifelerini ve firmalara verilecek teşvikleri belirlemekten sorumlu. İktidarın rant iştahı ve düzenekleri tüm kurumları sarmış. Buradan da pis kokular yükseliyor. Mesela, EPDK Tarifeler Daire Başkanı olan kişi, 2021 yılının tarifesini ve verilecek teşvikleri ocak ayında belirleyip, mart ayında istifa ediyor. Sonra ne oluyor dersiniz? Bir elektrik şirketinde üst düzey yönetici olarak işe başlıyor. Bir başka grup başkanı da şubat ayında istifa edip bir başka şirkette yönetici oluyor. Yine EPDK’de çalışan bir uzman bir başka elektrik şirketine müdür olarak transfer oluyor.

    İşe bakar mısınız? Ocak ayında verilecek teşvikleri belirleyenler, hemen sonrasında bu paraları alacak şirketlere yönetici olarak gidiyor. Sonra vatandaş ‘bu faturalar ne böyle?’ diye sorunca iktidardakiler kızıyor. Kızamazsın kardeşim, kızamazsın. Böyle kepazelik olur mu? İş etiği kavramının bu arkadaşların lügatında olmadığını zaten biliyoruz. Ama artık ahlakın da Beştepe’nin yanından yöresinden geçmediğine ibretle şahit oluyoruz. Böyle kirli bir tezgahtan ne çıkar? Çıksa çıksa vatandaşa yüklü fatura çıkar. Çıksa çıksa zengin olan bürokrat, ihya olan yandaş çıkar. Çıksa çıksa haram çıkar, günah çıkar. Haram zıkkım olsun.”

    Meral Akşener, sandığın er ya da geç milletin önüne geleceğini, millet iradesinin tecelli edeceğini dile getirdi.

    Öte yandan grup toplantısının ardından soru sormak isteyen basın mensuplarının Akşener’in korumaları tarafından engellenmesi üzerine Akşener, basın mensuplarının yanına gelerek özür diledi.

    Devamını Oku

    Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.