İstanbul
19°

PARÇALI BULUTLU

13:06

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Akşener: Gara’da yaşananlar milli yas değilse nedir?

Akşener: Gara’da yaşananlar milli yas değilse nedir?

ABONE OL
17 Şubat 2021 17:08
Akşener: Gara’da yaşananlar milli yas değilse nedir?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

      Akşener, İYİ Parti TBMM Grup Toplantısında konuştu:

  • Bu ülkenin Cumhurbaşkanı alıkonmuş, kaçırılmış evlatlarımıza ‘esir’ diyemez
  • Ne yaptılarsa olmadı, hangi yapay gündemi deneseler tutmadı. İşin içinden çıkamayınca da paniğe kapılıp, telaşla yeni anayasadan bahsetmeye başladılar
  • Memleket bu haldeyken, ‘yeniden kuruluş anayasasından’ bahsedecek kadar kendinden geçmiş bir iktidarın, sonu gelmiş demektir
  • Milli bir meselede, milli bir acıda milli yas ilan etmek için daha neyi bekliyorsun? Yoksa sen de minik ortağın gibi ’13 kişi öldü diye yas mı ilan edilirmiş’ diyorsun? Gara’daki operasyonda yaşananlar senin için milli yas değilse nedir?

 

TBMM (AA) – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Bu ülkenin Cumhurbaşkanı alıkonmuş, kaçırılmış evlatlarımıza ‘esir’ diyemez” dedi.

Akşener, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, sözlerine “Yine kara günlerdeyiz. Kahraman şehitlerimizin aziz ruhları şad, mekanları cennet olsun.” diyerek başladı.

“Ülkeyi yönetenler devlet adabına, devlet edebine, devlet idaresinin sorumluluğuna uygun davranmasalar da biz sözlerimizi seçerek konuşacağız.” ifadelerini kullanan Akşener,  “On şehrimizde şehit cenazesi vardı, on şehrimize ateş düştü. Gara’da lanet, şerefsiz, alçak, hangi iğrenç sıfatları söylersek söyleyelim, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyon milli bir meseledir. Dolayısıyla üzerinde konuşan herkesin sözlerine dikkat etmesi gerekir.” dedi.

Ancak bu dikkatin, yapılan yanlış varsa üzerini örtmek için bahane olamayacağını belirten Akşener, “Başarılı operasyonların haberini kendi verip felaketlerin açıklamasını bakanlara, valilere havale etmek, devletin değil algının yönetimidir.” diye konuştu. Akşener, şunları kaydetti:

“Bugüne kadar bu tür operasyonları başarıyla yürüten, dünyaya örnek olan kahraman askerlerimizin neden böylesi bir sonuçla karşılaştığını öğrenmek isteriz. Çok daha beter cehennemlere sessizce süzülüp teröristin hakkından gelip güvenle çıkan kahramanlarımızın, bu kez neden böyle bir sonuçla karşılaştığını anlamak isteriz. Bu işte siyasetin parmağı var mı yok mu bilmek isteriz. Siz şehit anasını kongreye canlı bağlayıp, felaketten siyaset devşirme peşinde koşabilirsiniz, biz koşamayız. Siz sosyal medyada, Meclis kürsülerinden linç kampanyaları başlatıp şehitlerimizi sizden olmayana saldırmak için araç yapmaya cüret edebilirsiniz, biz edemeyiz. Siz, ülkemize yaşattığınız her felakette takındığınız aymaz tavırla ‘şov devam etmeli’ diyebilirsiniz, biz diyemeyiz, demeyeceğiz.

Bu olayların ardından özellikle devleti idare edenlerin her sözlerine dikkat etmeleri gerekir. Devleti idare edenler, terör örgütünün alıkoyduğu evlatlarımıza ‘esir’ diyemez. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı alıkonmuş, kaçırılmış evlatlarımıza ‘esir’ diyemez. Devletin zirvesi, bu ülkenin kahraman evlatları için ‘esir’ kelimesini kullanamaz.

Siz hiç yabancı devlet görevlilerinin, İsrail’in, ABD’nin, başka ülkelerin, kaçırılan vatandaşları için ‘esir’ dediğini duydunuz mu? Ciddiyet sahibi görevlilerden bunu duyamazsınız. Çünkü bunun sebebi vardır. Esir, savaşta alınan tutsaktır. Türkiye savaşmıyor, Türkiye terörle mücadele ediyor. Buradan sayın Erdoğan’ı şiddetli uyarıyorum: Şuursuz şuursuz, keyfine göre söylediğin her söz, ileride karşımıza çıkar ve senin iş bilmezliğinin faturasını bu aziz millet öder. Unutma, sen bu devleti 83 milyon adına temsil ediyorsun, işini ciddi yapacaksın, ağzından çıkana dikkat edeceksin.” İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Ne yaptılarsa olmadı, hangi yapay gündemi deneseler tutmadı. İşin içinden çıkamayınca da paniğe kapılıp, telaşla yeni anayasadan bahsetmeye başladılar. Memleket bu haldeyken ‘yeniden kuruluş anayasasından’ bahsedecek kadar kendinden geçmiş bir iktidarın, sonu gelmiş demektir.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, partisinin TBMM Grubu’nda yaptığı konuşmada, evlatları teröre şehit verdiklerini, milletin canının yandığını söyledi.

Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, “Türkiye’ye afra tafra yapan Suud Kralı öldüğünde ilan ettiğin yası, evlatlarımıza neden çok görüyorsun? Milli bir meselede, milli bir acıda milli yas ilan etmek için daha neyi bekliyorsun? Rengini şehitlerimizin o kahramanlarımızın kanından alan ay yıldızlı bayrağımızı yarıya indirmemekle neyin hesabını yapıyorsun? Yoksa sen de minik ortağın gibi ’13 kişi öldü diye yas mı ilan edilirmiş’ diyorsun? Gara’daki operasyonda yaşananlar senin için milli yas değilse nedir?” diye sordu.

Erdoğan’ın işinin, kongre salonunda yüreği yaralı bir anayı telefona bağlatıp, şeref dağıtmak değil o anaların evlatlarını yaşatmak olduğunu ifade eden Akşener, Gara’daki  o mağara lebalep şehit doluyken, pandemiye rağmen “kongre salonunu lebalep dolu” diye sevinilemeyeceğini kaydetti.

 

 

Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz seni, böyle bir acının ardından, bir defalık olsa da her zamanki lakayt tavırlarını bırakıp, gök kubbeyi katillerin başına yıkacak bir çalışmada görmek isterdik. Rize’de kongre salonunda değil. Bir defalık da olsa ayrıştırmak yerine birleştirdiğini, kürsülerde, AK Parti Genel Başkanı’nı değil, memleketin cumhurbaşkanını görmek isterdik. Siyaseten lazım olduğunda, gömleğinin kollarını sıyırıp, harekat odasından fotoğraf vermeyi biliyorsun. Bu günler, tam da o harekat odasında olman gereken günler. Poz vermek için değil işini yapmak için orada olman gereken günler. Ama sen partinin kongrelerinde, boynunda spor kulübü atkısıyla espriler yapıp şakalaşıyorsun. Böyle devlet yönetilmez. Salonların lebalep dolmasından memnunsun da on binlerce esnafımızın, milyonlarca vatandaşımızın günahı ne Sayın Erdoğan? Dükkanın kapısını açtırmayıp, açlığa mahkum ettiğiniz esnafımızı, çalışanlarımızı, kongre salonlarını lebalep doldurarak mı doyuracaksınız? Kongrelerinizdeki gibi durmak yok sırıtmaya devam mı diyeceksiniz? Hani bazen başkası adına utanırsın ya, biz senin adına utanmaktan bıktık, sen bizleri utandırmaktan bıkmadın Sayın Erdoğan. Öyle bir zamandan geçiyoruz ki Sayın Erdoğan’ın öncülüğünde, bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete.”

Çarşı pazar karışmış…

Akşener, Türkiye’de, iş bulmaktan umudunu kesenlerin sayısının, işsizlerimizin sayısından fazla olduğunu, iktidarın, buna çare bulmak yerine, TÜİK Başkanı’nı görevden aldığını savundu.

Çocuklarını komşuya bırakıp hayatlarına son veren anne babanın, dünyadan umudunu kestiğini ancak “Ay’a gidiyoruz” diye şapkadan müjde çıkarma peşinde koşulduğunu öne süren Akşener, “Sayın Erdoğan, millet aç, esnaf perişan, sen hala havaya bakıp ıslık çalıyorsun.” dedi.

Her hafta milletin kürsüsünde, kürsünün gerçek sahibini, milleti ağırladıklarını dile getiren Akşener, sözünü ev kadını Münevver Acar’a bıraktı.

Acar’ın sorunlarını dile getirmesinin ardından konuşmasına devam eden Akşener, “Hanelerde, bu işin yükünü taşıyanlar kadınlardır. Şartları, durumu, en iyi onlar bilir. O yüzden Sayın Erdoğan’a tavsiyem, servet peşinde koşan danışmanlarını sustursun, Münevver Hanımları dinlesin.” ifadesini kullandı.

Akşener, yaşanılan gıda fiyatları ve gıdaya erişimle ilgili sorunlarının, tarım sektörünün genelinden bağımsız olarak konuşulamayacağını vurgulayarak “Tarımın önemini anlamazsanız, çiftçinin, köylünün yanında olmazsanız, gıda fiyatlarını yapısal çözümlerle değil, polisiye tedbirlerle çözmeye kalkarsanız, işte bugünkü hale düşersiniz.” diye konuştu.

Son 20 yılda 4,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirten Akşener, Hollanda’nın, bu kaybedilen tarım arazisinin yüzde 40’ıyla yıllık 116 milyar dolar ihracat yaptığını anlattı.

Tarımda ardı ardına izlenen yanlış, şaibeli politikalar sonucunda bugün fahiş gıda fiyatlarıyla karşı karşıya kaldıklarını savunan Akşener, sözlerine şöyle devam etti:

“Sayın Erdoğan sen ne yaptın? Sorunun temelini çözmek yerine, sorumluluğu ona buna yıkmaya çalıştın. Planın olmadığı için politikan yok. Politikasızlığın politikasını yaparak gıda enflasyonunda, OECD rekorunu kırmaktan başka bir şey yapamazsın. Çarşı pazar karışmış, sen hala meselenin özüne gelememişsin. Meselenin özü çiftçiyle alakalı değil. Çiftçinin eline geçen para artmıyor. Mesele çiftçiden sonra başlıyor Sayın Erdoğan. Temelde sorun zincir marketlerde ve onların tedarikçilerinde. Çünkü davul da tokmak da onların elinde. Ben ve arkadaşlarım, memleketin dört bir yanını geziyoruz. İstanbul Ümraniye’den Samsun Bafra’ya kadar herkes, bu zincir marketlerin salgında kayırılmasından, kent ekonomisine katkı sağlamamasından, esnafı batırmasından, ortaya çıkardıkları gıda enflasyonundan şikayetçi. Nedense bir tek sen şikayetçi değilsin. Kızman gereken kesim bu zincir marketler olmalıyken nedense onlarla uğraşmak senin pek işine gelmiyor. Çünkü bu durumdan şikayetçi olsan, daha önce bu market zincirlerinde çalışmış birini, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı yapıp, bir de üstüne bakanlığın bütün fonksiyon birimlerini teslim etmezdin, bu market zincirlerinde yönetim kurulu üyeliği yapmış birini de Tarım ve Orman Bakanı yapmazdın.”

Akşener, çiftçileri sandıkta hatırlayanlardan, oy pusulası olarak görenlerden olmadıklarını dile getirerek iktidara geldiklerinde Ulusal Tarım Master Planı’nı uygulamaya koyacaklarını bildirdi.

Kapı kapı, dükkan dükkan milleti dinlediklerini anlatan Akşener, bu yaptıklarından neden rahatsızlık duyulduğunu anlamadığını belirtti. Akşener, vatandaşın sesini duyurduklarını dile getirerek “Kızacağınıza gereğini yapın. Tembel tenekeler. Millet bizi çağırıyor. Onlar sessizce binayı terk ederken, İYİ Parti gümbür gümbür geliyor. Hakaret, küfür oranı ne kadar şiddetlenirse bilin ki gümbürtü daha fazladır. ” değerlendirmesinde bulundu.

Cehaletokrasi gidecek, demokrasi gelecek

Milletin, iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerilerine ilgi göstermesinden dolayı iktidarı bir panik havası aldığını öne süren Akşener, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ne yaptılarsa olmadı, hangi yapay gündemi deneseler tutmadı. İşin içinden çıkamayınca da, paniğe kapılıp, telaşla yeni anayasadan bahsetmeye başladılar. Şu ana kadar AK Parti cenahından, yakın-uzak, rastlaşıp, görüştüğüm bir Allah’ın kulundan bu yeni anayasa meselesi ne menem bir şeydir sorusuna henüz bir cevap alamadım. Kimse bilmiyor. Reisin de bildiğini zannetmiyorum. Memleket bu haldeyken, ‘yeniden kuruluş anayasasından’ bahsedecek kadar, kendinden geçmiş bir iktidarın, sonu gelmiş demektir. Son yurdumuzda, bin yıldır, yıkılan ya da kurulan bir devlet yoktur. Her Türk devleti, bir silsilenin parçasıdır. Cühela takımı bilin istedim. Bizim için devlet, ebet müddettir. Siz istediğiniz kadar uğraşın, Türk devletsiz, Türk vatansız kalmaz. İşte o nedenle Türkiye’ye, her alanda yük olan bu zihniyeti ve onun ürünü olan bu sistemi değiştireceğiz. Adamına göre hukuk gidecek, herkes için adalet gelecek. Cehaletokrasi gidecek, demokrasi gelecek.”

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.